Uygur toplumunun yaşadığı sistematik sorunları bilimsel veriler ve anayasal haklar çerçevesinde dünyaya anlatan ekonomi profesörü İlham Tohti, on yılı aşkın süredir Çin’de kapalı kapılar ardında tutuluyor. 25 Ekim 1969 tarihinde Doğu Türkistan’ın Atuş şehrinde doğan Tohti, babasını henüz küçük bir çocukken Çin yönetiminin baskıcı politikaları sonucunda kaybetti. Bu kayıp, onun ilerleyen yıllarda halkının maruz kaldığı adaletsizliklere karşı geliştireceği entelektüel duruşun temelini oluşturdu.
Kuzeydoğu Normal Üniversitesi’nde lisans eğitimini bitiren Tohti, Çin Milliyetler Üniversitesi’nde ekonomi alanında uzmanlaştı ve aynı kurumda profesör unvanıyla akademik çalışmalarını sürdürdü. Tohti, özellikle Çin’in batı bölgelerindeki ekonomik dengesizlikleri, etnik gruplar arasındaki gelir adaletsizliğini ve zorunlu göç projelerinin toplumsal maliyetlerini analiz etti. Birçok dile hakim olan başarılı ekonomist, Uygurların meşru taleplerini Çin Anayasası’ndaki etnik eşitlik ve özerklik maddelerine dayandırarak dile getirdi. Şiddeti kesin bir dille reddeden Tohti, çözümün ancak hukuk ve karşılıklı diyalogla mümkün olduğunu savundu.
DOĞU TÜRKİSTAN’DA ARTAN BASKI VE SİSTEMATİK ASİMİLASYON
Çin hükümeti, 2009 yılında Urumçi’de meydana gelen olayların ardından bölgedeki güvenlik politikalarını radikal bir biçimde sertleştirdi. Bu dönemden itibaren Doğu Türkistan, yüksek teknolojili bir gözetim ve baskı mekanizmasının uygulama sahasına dönüştü. Uygur Türkçesinin eğitimdeki yerini daraltan, kültürel ve dini değerleri sıkı denetim altına alan yönetim, Uygur kimliğini kamusal alandan silme sürecini hızlandırdı.
Özellikle 2013 yılında hayata geçen "Yeni İpek Yolu" projesiyle beraber, stratejik önemi artan Doğu Türkistan üzerindeki kontrol daha da yoğunlaştı. Uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlar, bölgedeki doğum oranlarının keskin bir düşüş gösterdiğini ve kamp sistemlerinde ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığını ortaya koydu. İlham Tohti, bu karanlık tabloda Uygur toplumunun sosyal ve ekonomik sorunlarını "Uighur Online" adlı platform üzerinden dünyaya duyurmaya çalıştı. Ancak bu çabası, Çin yönetimi tarafından bir tehdit olarak görüldü ve Tohti, 2009 yılından itibaren defalarca gözaltına alınarak susturulmak istendi.
2014’TE GELEN MÜEBBET HAPİS VE ULUSLARARASI TEPKİLER
İlham Tohti üzerindeki baskılar, 15 Ocak 2014 tarihinde doruk noktasına ulaştı. Pekin’deki evine düzenlenen baskınla ailesinin gözü önünde tutuklanan akademisyen, aylarca tecrit altında tutuldu. Savunduğu barışçıl fikirler "ayrılıkçılık" suçuyla ilişkilendirildi ve Tohti, 23 Eylül 2014 tarihinde kapalı kapılar ardında yapılan bir yargılama sonucunda müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ayrıca Tohti’nin tüm mal varlığına el koyma kararı aldı.
Bu haksız karar, uluslararası camiada büyük bir yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya gibi ülkeler, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek Tohti’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. 2014 yılından bu yana demir parmaklıklar ardında olan Tohti’nin mücadelesi, 2019 yılında Avrupa Parlamentosu tarafından Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü ile onurlandırıldı. Ödül töreninde babası adına konuşan Jewher İlham, babasının bir suçlu değil, çözüm için bedel ödeyen bir vicdan sahibi olduğunu vurguladı.
DÜNYANIN VİCDANI OLARAK İLHAM TOHTİ’NİN MİRASI
Bugün pek çok kesim tarafından "Doğu Türkistan’ın Mandelası" olarak anılan İlham Tohti, Nobel Barış Ödülü adayları arasında gösterilmeye devam ediyor. Onun hayat hikayesi, yalnızca bir akademisyenin bireysel mücadelesini değil, bir halkın var olma ve kimliğini koruma iradesini temsil ediyor. Tohti’nin fikirleri, hapishane duvarlarını aşarak adaleti, eşitliği ve barışçıl bir arada yaşamı savunan herkes için bir ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.
İlham Tohti’nin hapiste tutulması, küresel kamuoyuna insan hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki sorumluluklarını hatırlatan bir sembol niteliği taşıyor. Uygur halkının hak arayışını hukuk zemininde tutmaya çalışan bu cesur entelektüel, baskıcı rejimlerin susturamadığı bir ses olarak tarihteki yerini koruyor.




