ABD Adalet Bakanlığı, 2026 yılının başında Jeffrey Epstein soruşturmasına dair 3 milyondan fazla yeni belgeyi kamuoyuna açtı. Yayımlanan bu devasa arşiv; 180 bin fotoğraf, 2 bin video ve binlerce e-posta yazışmasını içeriyor. Belgeler, Epstein’in kurduğu suç ağının sadece kişisel bir sapkınlık olmadığını, aksine küresel ölçekte bir ekonomik ve siyasi nüfuz aracı olarak kullanıldığını kanıtlıyor. Özellikle Epstein'in pilotu Larry Visoski ile 2017 yılında yaptığı yazışmalar, milyarderin CIA tarafından geçmişte "işkence uçağı" olarak kullanılan bir hava aracını temin etme planlarını gün yüzüne çıkarıyor.
İSTİHBARAT BAĞLANTILARI VE MOSSAD İDDİALARI
Yeni belgeler, Epstein’in uluslararası istihbarat servisleriyle olan gizemli ilişkilerini tartışmaların odağına yerleştiriyor. Dosyalarda yer alan e-posta trafiği, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Epstein arasındaki yakın diyaloğu gözler önüne seriyor. Epstein, bir yazışmasında Barak’a "Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin" şeklinde not düşerken, eski ajanların ifadeleri bu yapının bir "bilgi toplama ve şantaj operasyonu" olduğunu savunuyor. Birçok uzman, Epstein’in özel adasının dünya liderlerini kayıt altına alarak şantaj yapmak amacıyla kurgulanmış bir istihbarat merkezi işlevi gördüğünü öne sürüyor.
KÜRESEL SİYASETTE ŞANTAJ VE ETKİ MEKANİZMASI
Açıklanan belgeler; Bill Clinton, Donald Trump ve Prens Andrew gibi isimlerin yanı sıra Elon Musk ve Bill Gates gibi teknoloji dünyasının devlerini de Epstein ile olan temasları üzerinden gündeme getiriyor. Kayıtlarda yer alan uçuş listeleri ve fotoğraflar, bu isimlerin Epstein’in özel mülklerinde veya jetlerinde bulunduğunu doğruluyor. İddialara göre bu temaslar, gizli kameralar ve kayıtlar aracılığıyla birer şantaj dosyasına dönüştürülerek uluslararası siyaseti dizayn etmek için kullanıldı. 2026 yılındaki bu son ifşaatlar, Batı dünyasındaki kurumsal çürümenin ve güvenlik açıklarının boyutlarını netleştiriyor.
GİZEMLİ ÖLÜM VE ADALET ARAYIŞI
2019 yılında New York’taki hücresinde ölü bulunan Epstein’in ölümü üzerindeki şüpheler, yeni yayımlanan belgelerle birlikte tazeliğini koruyor. Gardiyanların görevlerini ihmal etmesi ve güvenlik kameralarındaki arızalar, olayın bir "susturma operasyonu" olduğu yönündeki teorileri besliyor. Kardeşi Mark Epstein, ağabeyinin devlet tarafından öldürüldüğünü savunurken; mağdurların hukuk mücadelesi 2026 yılında da kararlılıkla devam ediyor. ABD Kongresi'ndeki bazı vekillerin tüm dosyaların sansürsüz açıklanması yönündeki baskıları, skandalın henüz tam olarak aydınlatılmamış kısımlarının olduğunu gösteriyor.




