Araştırmacı gazeteci Müge Anlı’nın sunduğu Müge Anlı ile Tatlı Sert programı, yıllardır çözülemeyen bir kayıp çocuk dosyasını yeniden Türkiye'nin gündemine taşıdı. Kız kardeş Münevver'in, ağabeyi Erdoğan Akgün'ü bulmak amacıyla programa başvurmasıyla başlayan süreç, canlı yayında peş peşe gelen şok itiraflarla derinleşti. Kamuoyunda ve sosyal medyada geniş yankı uyandıran dosya, adli kurumları ve sosyal hizmetleri de harekete geçirdi. İzleyiciler, 2001 yılından beri haber alınamayan Erdoğan Akgün'ün akıbetini büyük bir dikkatle takip ediyor.
KIZ KARDEŞİN ARAMA MÜCADELESİ VE BABANIN ŞOK İTİRAFI
Yıllardır ağabeyi Erdoğan Akgün’ün izini süren Münevver isimli kadın, canlı yayında yaptığı sarsıcı açıklamalarla tüm dikkatleri üzerine çekti. Münevver, henüz küçük bir çocuk olan ağabeyinin 2001 yılında babası tarafından Afyonkarahisar’dan götürüldüğünü ve o günden sonra aileden hiç kimsenin kendisinden haber alamadığını ifade etti. Kardeşinin yaşayıp yaşamadığını öğrenmek isteyen kadının çağrısının ardından, program ekibi baba Ali isimli şahsa ulaştı.
Canlı yayına bağlanan baba Ali, stüdyoda ve ekran başındakilerde büyük bir şok yaratan itiraflarda bulundu. Geçmiş dönemde eşiyle çok ciddi aile içi sorunlar yaşadığını belirten baba, öfkesine yenik düştüğünü kabul etti. Ali, "Eski eşimi cezalandırmak ve ondan intikam almak için küçük oğlumu götürüp bıraktım" sözleriyle suçunu itiraf etti. Maddi ve psikolojik olarak zor bir dönemden geçtiğini öne süren şahıs, oğlu Erdoğan'ı bir caminin avlusuna terk ettiğini anlattı.
ESKİ İMAM SÜLEYMAN SALİM O DÖNEMİ ANLATTI
Babanın itirafının ardından, olayın yaşandığı 2001 yılında ilgili camide görev yapan eski imam Süleyman Salim de canlı yayına telefonla katılarak sürece ışık tuttu. Cami avlusunda tek başına ağlayan küçük bir çocuk bulduklarını belirten Salim, o dönem attıkları resmi adımları şu sözlerle aktardı:
"Durumu fark eder etmez vakit kaybetmeden jandarma komutanlığına haber verdik. Resmi işlemler sürerken ve sosyal hizmet ekipleri bölgeye ulaşana kadar, yaklaşık bir hafta boyunca küçük çocuğa cami lojmanında biz baktık."
Eski imamın bu hayati açıklamaları, olayın o dönem resmi kayıtlara geçtiğini ve devletin koruma mekanizmasının devreye girdiğini kesin olarak kanıtladı.
ERDOĞAN AKGÜN’ÜN İZİNE DAİR YENİ KİMLİK İDDİALARI
Programın ilerleyen dakikalarında, Erdoğan Akgün’ün devlet korumasına alınmasının ardından yaşanan süreçlere dair yeni tanıklar ortaya çıktı. İddialara göre, çocuk esirgeme kurumuna teslim edilen Erdoğan, daha sonra evlatlık edinme prosedürleri kapsamında Kırşehir veya Kırıkkale’de yaşamını sürdüren bir aileye verildi.
Yayına bağlanan bazı tanıklar, çocuğun yetiştirme yurdunda veya koruyucu aile yanında resmi kayıt işlemlerinin farklı isimlerle yapılmış olabileceğini öne sürdü. Özellikle dosya kapsamında gündeme gelen "Yağmur" ve "Yunus" isimleri, arama çalışmalarında yepyeni bir inceleme sayfası açtı.
ADLİ MAKAMLAR VE ARŞİV KAYITLARI İNCELENİYOR
Merkezinde Erdoğan Akgün'ün yer aldığı bu trajik kayıp dosyası, devletin ilgili kurumlarını da harekete geçirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile nüfus müdürlükleri, 2001 yılında Afyonkarahisar'da koruma altına alınan çocukların kayıtlarını, yurt arşivlerini ve evlatlık edinme dosyalarını titizlikle inceliyor.
Canlı yayında ortaya atılan farklı isim iddiaları ve şehir eşleştirmeleri üzerinden yürütülen bu yasal inceleme neticesinde, bugün 20'li yaşlarının sonunda olan Erdoğan Akgün'ün güncel kimliğine ve yaşadığı yere ulaşılması bekleniyor. Kamuoyu, resmi kurumlardan gelecek yasal açıklamaları merakla bekliyor.
Next




