Melike Demirağ, 3 Haziran 1956 tarihinde İstanbul’da sanatçı bir ailenin kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Annesi, Türkiye’nin ilk kadın caz sanatçılarından Rüçhan Çamay; babası ise Yeşilçam’ın tanınmış yapımcı ve yönetmenlerinden Turgut Demirağ’dır. Küçük yaşlardan itibaren evindeki sanatsal atmosferi soluyan Demirağ, eğitimini Üsküdar Türk Kız Koleji’nde tamamladı. Henüz 15 yaşındayken babasının yönetmenlik koltuğunda oturduğu "Üç Kızgın Cengaver" filmiyle kamera karşısına geçti. Bu ilk deneyim, onun hem sinema hem de müzik dünyasındaki uzun soluklu yolculuğunun başlangıcı oldu.

SİNEMA KARİYERİNDEKİ DÖNÜM NOKTASI: ARKADAŞ VE SÜRÜ FİLMLERİ

1974 yılı, Melike Demirağ’ın kariyerinde devrim niteliğinde bir gelişmeye sahne oldu. Yılmaz Güney ile başrolü paylaştığı "Arkadaş" filmi, Demirağ’ı bir gecede Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerinden biri haline getirdi. Film için seslendirdiği ve Şanar Yurdatapan’ın bestelediği "Arkadaş" şarkısı, zamanla toplumsal bir marşa dönüştü. 1978 yılında ise senaryosunu yine Yılmaz Güney’in kaleme aldığı, Zeki Ökten’in yönettiği "Sürü" filminde Tarık Akan ile kamera karşısına geçti. Filmdeki Berivan karakteriyle sergilediği performans, hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük ses getirdi.

MÜZİK DÜNYASINDA POLİTİK BİR SEMBOL OLARAK YÜKSELİŞİ

Demirağ, 1970’li yıllarda sadece bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda politik duruşuyla öne çıkan bir ses sanatçısı olarak tanındı. Toplumsal sorunlara değinen "Merhaba", "Hadi Canım Sen De", "Ağlamak Ayıp Değil" ve "Pervane ile Işık" gibi eserleriyle döneminin gençliği üzerinde derin izler bıraktı. Müziği, eğlence aracı olmaktan çıkarıp toplumsal bir ifade biçimine dönüştüren sanatçı, özgün yorumuyla Türk pop müziğinde kendine has bir kulvar açtı.

Ramazan Bingöl Kimdir? Gastronomi Dünyasının Öncü İsmi
Ramazan Bingöl Kimdir? Gastronomi Dünyasının Öncü İsmi
İçeriği Görüntüle

12 EYLÜL SONRASI SÜRGÜN YILLARI VE TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜ

1980 askeri darbesi, Melike Demirağ’ın hayatında zorunlu bir ayrılık dönemini başlattı. Siyasi görüşleri ve sanatsal çalışmaları nedeniyle eşi Şanar Yurdatapan ile birlikte yaklaşık 11 yıl boyunca Almanya’da sürgün hayatı yaşadı. 1983 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan sanatçı, bu süreçte vatan hasretini dile getiren "İstanbul’da Olmak" albümünü hazırladı. 1991 yılında ancak yabancı pasaportla ülkesine dönebilen Demirağ, 1992 yılında yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi.

ÖZEL HAYATI VE YILLAR SONRA GELEN ALTIN PORTAKAL ÖDÜLÜ

Özel hayatında Şanar Yurdatapan ile 1976 yılında evlenen sanatçı, bu birliktelikten Zeynep Ferah ve Can isimli iki çocuk sahibi oldu. Türkiye’ye dönüşlerinden bir süre sonra bu evliliği noktalayan Demirağ, ardından klip yönetmeni Orhan Çetin ile kısa süren bir evlilik gerçekleştirdi. Sanatçının yıllar boyu süren emeği, 2011 yılında anlamlı bir ödülle taçlandırıldı. 1980 darbesi nedeniyle yapılamayan 17. Altın Portakal Film Festivali’nin ödülleri 31 yıl sonra sahiplerine ulaştırıldı ve Demirağ, "Sürü" filmindeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kucakladı.