Yağmur Taktaş Kimdir? Genç Modelin Hayatı ve Kariyer Yolculuğu
Yağmur Taktaş Kimdir? Genç Modelin Hayatı ve Kariyer Yolculuğu
İçeriği Görüntüle

Safiye Ali, 1894 yılında İstanbul’da seçkin bir ailenin kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Babası Ali Kırat Paşa, Osmanlı sarayında önemli görevler üstlenmiş bir devlet adamıydı. Eğitim hayatına Amerikan Kız Koleji’nde başlayan Safiye Ali, 1916 yılında bu kurumdan mezun oldu. Dönemin Türkiye'sinde kadınların tıp eğitimi alması mümkün olmadığından, büyük bir azim göstererek tıp okumak amacıyla Almanya’ya gitti. Birinci Dünya Savaşı’nın zorlu koşullarına ve maddi imkânsızlıklara rağmen Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girmeyi başardı. Bavyera Millî Eğitim Bakanlığı, sınavda gösterdiği üstün başarı nedeniyle kendisine "doktor namzeti" unvanını layık gördü. 1921 yılında "bebeklerde iç menenjit kanaması" üzerine hazırladığı teziyle diplomasını alarak hekimlik kariyerine adım attı.

TÜRKİYE'NİN İLK KADIN DOKTORU VE EĞİTİMCİ KİMLİĞİ

Doktorasını tamamladıktan sonra İstanbul’a dönen Safiye Ali, uzmanlık alanı olarak kadın ve çocuk hastalıklarını seçti. İhtisasını tamamlamak üzere tekrar Almanya’ya giden Ali, burada meslektaşı Dr. Ferdinand Krekeler (daha sonra Ferdi Ali adını aldı) ile hayatını birleştirdi. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın doktoru olarak icazetnamesini aldı ve eşiyle birlikte Cağaloğlu’nda kendi muayenehanesini açtı. Safiye Ali, sadece hastaları tedavi etmekle kalmadı; aynı zamanda Amerikan Koleji bünyesinde açılan ilk kız tıp okulunda jinekoloji ve obstetrik dersleri verdi. Bu girişimiyle tıp eğitimi veren ilk kadın öğretim üyesi sıfatını da isminin yanına yazdı.

ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞINA ADANAN BİR ÖMÜR: SÜT DAMLASI

Safiye Ali’nin ismi, Türk tıp tarihinde özellikle "Süt Damlası" bakımevleri ile özdeşleşti. 1925 yılında Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne devredilen bu kurumun başına geçen Ali, gönüllü çalışmalarıyla merkezi modernize etti. Süt Damlası bünyesinde anneleri emzirmeye teşvik etti ve yetersiz beslenen çocukların sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağladı. Ayrıca sütten kesilen zayıf çocukların bakımı için Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi bünyesinde özel bir muayenehane kurdu. Uluslararası alanda Türkiye'yi temsil ederek Londra, Viyana ve Bolonya’daki tıp kongrelerinde ülkesinin adını duyurdu. Toplumun kadın doktora henüz alışık olmadığı o yıllarda, isminin bazı kayıtlarda "Safiye Ali Bey" şeklinde geçmesi, onun bu alanda verdiği toplumsal mücadelenin ne kadar çetin olduğunu kanıtlıyor.

FEMİNİST HAREKET VE SOSYAL SORUMLULUK ÇALIŞMALARI

Mesleki kimliğinin yanı sıra güçlü bir sosyal aktivist olan Safiye Ali, Türkiye'deki kadın hareketinin öncüleri arasında yer aldı. Türk Kadınlar Birliği’nin Sıhhiye Komisyonu başkanlığını yürüterek fuhuşla mücadele ve kadın hakları konusunda aktif çalışmalar gerçekleştirdi. 1928 yılında Bolonya’da katıldığı Beynelmilel Kadın Doktorlar Konferansı’ndaki bilimsel ve sosyal gözlemlerini dönemin önemli dergilerinden Servet-i Fünun’da yayımlayarak Türk kadınlarına ilham verdi. O, tıp alanındaki teknik başarısını, kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü bir yer edinmesi hedefiyle birleştirdi.

SAFİYE ALİ’NİN VEFATI VE TARİHTEKİ MİRASI

Safiye Ali’ye kariyerinin en verimli döneminde kanser teşhisi konuldu. Tedavi amacıyla Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya yerleşen usta hekim, İkinci Dünya Savaşı’nın ağır şartlarına rağmen sağlığı el verdiği müddetçe doktorluk yapmayı sürdürdü. 5 Temmuz 1952 tarihinde, 58 yaşındayken Dortmund’da hayata gözlerini yumdu. Safiye Ali’den geriye, bir çocuğunun olup olmadığına dair kesin bir bilgi bulunmasa da, hayatlarını kurtardığı binlerce çocuk ve açtığı yoldan giden binlerce kadın meslektaşı büyük bir miras olarak kaldı. Bugün Dortmund’da bir sokağa ve Türkiye’de pek çok aile sağlığı merkezine adı verilerek anısı yaşatılıyor.