Anadolu’nun kültürel belleğinde silinmez bir iz bırakan Pir Sultan Abdal’ın derin manalar içeren "Güzelsin Güzel" deyişi, günümüzde hem halk edebiyatı hem de tasavvuf çevrelerinde ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Sevginin dünyevi sınırlarını aşarak ilahi bir boyuta ulaştığı bu eser, estetik ve maneviyatı tek bir potada eritiyor.
ŞAH-I GÜLİSTAN KAVRAMININ DERİN ANLAMI
Edebi metinlerde sıkça karşımıza çıkan "Şah-ı Gülistan" ifadesi, kelime karşılığı olarak "Gül Bahçesinin Hükümdarı" anlamını taşıyor. Geleneksel Türk edebiyatında "gül", zarafetin ve eşsiz güzelliğin en somut simgesi olarak kabul ediliyor. "Gül bahçesi" ise ruhun huzur bulduğu manevi bir iklimi ya da cennet tasvirini temsil ediyor. Bu tamlama, tasavvufi bağlamda iki temel figüre işaret ediyor:
-
Eşsiz Sevgili: Uğruna fedakarlıklar yapılan, güzelliğiyle gönülleri fetheden kişi.
-
Manevi Rehber: İslam tasavvufunda Hz. Muhammed (S.A.V) veya Ehl-i Beyt mensupları için kullanılan yüce bir sıfat.
ESTETİK VE MANEVİYATIN BULUŞTUĞU O DİZELER
Pir Sultan Abdal’ın kaleminden dökülen ve her bir satırı ayrı bir sembol barındıran o meşhur deyişin tam metni şu şekildedir:
"Zülfü kaküllerin amber misali Buy-i erguvandan güzelsin güzel Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin Şah-ı gülistandan güzelsin güzel
Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş Çekilmiş kaşların Zülfikar olmuş Gözlerin aleme hükümdar olmuş Mihr-i Süleyman'dan güzelsin güzel
Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet Hatmolmuş kadrinle tuba-yı hikmet Cemalin seyreden istemez cennet Sen huri gılmandan güzelsin güzel
Gözlerin velfecri benzer İmran'e Seni seven aşık olur divane Yanakların şule vermiş cihana Yüz mah-ı tabandan güzelsin güzel
Çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin Aşıkın öldürür şirin sözlerin Mısrın hazinesi değer gözlerin Zühre-i rahşandan güzelsin güzel
Sıdkı der suretim hattın secdegah Cümle güzellere oldum pişegah Güzeller tacısın yüzün padişah Yusuf-u Kenan'dan güzelsin güzel"
ŞİİRDEKİ SİMGELERİN ANATOMİSİ
Eserde geçen "Zülfikar kaşlar" ve "Süleyman’ın mührü" gibi betimlemeler, sevgilinin gücünü ve kudretini simgeliyor. "Mısır'ın hazinesi" ve "Yusuf-u Kenan" vurguları ise güzelliğin zirve noktasına atıfta bulunarak, anlatılanın sadece fiziksel bir güzellik olmadığını, ruhani bir mükemmeliyeti temsil ettiğini kanıtlıyor. Anadolu irfanının en saf hallerinden birini yansıtan bu eser, üzerinden asırlar geçse de tazeliğini korumayı sürdürüyor.




