Türk Halk Müziği dünyası, en güçlü nefeslerinden birini kaybetti. Türk müziğine ömrünü adayan, sayısız esere imza atan usta sanatçı Seha Okuş, 97 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ünlü tiyatrocu Müjdat Gezen’in de halası olan Okuş’un vefatı, sanat camiasında büyük bir üzüntü yarattı.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM), acı haberi sosyal medya hesapları üzerinden duyurdu. Kurumdan yapılan açıklamada, "Acımız tarifsiz. Türk Halk Müziği’nin uayen ismi, merkezimizin kurucusu Müjdat Gezen’in kıymetli halası Seha Okuş hocamızı kaybettik. Sevenlerine ve tüm sanat dünyasına başsağlığı diliyoruz" ifadeleri yer aldı.
TÜRK HALK MÜZİĞİNİN ASIRLIK ÇINARI: SEHA OKUŞ KİMDİR?
Münevver Seha Okuş Özveren, 7 Nisan 1928 tarihinde İstanbul’da doğdu. Eğitim hayatını yine bu şehirde tamamlayan sanatçı, 1958 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’nden başarıyla mezun oldu. Müzik yolculuğuna akademik bir temel kazandıran Okuş, kariyeri boyunca hem geleneksel hem de klasik formlara hakimiyetiyle dikkat çekti.
35 YILLIK RADYO VE KONSERVATUVAR EMEĞİ
Sanatçı, İstanbul Radyosu ve konservatuvar bünyesinde 35 yıl boyunca aralıksız hizmet verdi. TRT çatısı altında "Yurttan Sesler Korosu" sanatçısı olarak geniş kitlelere ulaştı. Çok yönlü yeteneği sayesinde bir dönem opera korosunda da görev alarak farklı müzik disiplinlerinde deneyim kazandı. 1990 yılından itibaren ise Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde Halk Müziği Bölüm Başkanlığı yaparak yeni sanatçıların yetişmesine öncülük etti.
YEŞİLÇAM’IN UNUTULMAZ SESİ OLDU
Seha Okuş, sadece radyo dalgalarında değil, sinema perdesinde de derin izler bıraktı. Özellikle "Hasretinle Yandı Gönlüm" yorumuyla hafızalara kazınan usta isim; "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Dönüş", "Toprak Ana", "Açlık" ve "Kuma" gibi Türk sinemasının kült filmlerine sesiyle ruh kattı. Sanatçı, bu filmlerde seslendirdiği türkülerle milyonların duygularına tercüman oldu.
MİRASINI EĞİTİME ADADI
Müjdat Gezen’in öz halası olan Seha Okuş, sadece sanatıyla değil, yardımsever kişiliğiyle de örnek bir profil çizdi. Sanatçı, yaşamı boyunca eğitime verdiği önemi, mirasını Darüşşafaka Cemiyeti gibi köklü eğitim kurumlarına bağışlayarak somutlaştırdı. Türk müziğinin bu büyük kaybı, hem yetiştirdiği öğrencileri hem de eserlerini dinleyen milyonları derin kederde bıraktı.




