Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş, derin ilmi birikimiyle tanınan Süleyman Hilmi Tunahan, sadece bir müderris değil; aynı zamanda bir hukukçu ve mutasavvıftır. Nakşibendî-Müceddidî silsilesinin 33. halkasında yer alan Tunahan, zorlu Cumhuriyet dönemi şartlarında Kur’an eğitiminin unutulmaması adına ortaya koyduğu eşsiz fedakarlıklarla tanınır.

SOYU, DOĞUMU VE AİLE KÖKENİ

Süleyman Hilmi Tunahan, 1888 yılında, günümüzde Bulgaristan topraklarında bulunan Silistre’nin Razgrad kasabasına bağlı Ferhatlar köyünde dünyaya gelmiştir. "Hocazâdeler" lakabıyla anılan ailesinin kökleri, Fatih Sultan Mehmed tarafından Tuna bölgesine vali tayin edilen Seyyid İdris Bey’e dayanır. Soyadı, bu köklü geçmişten gelmektedir. Babası, İstanbul’da tahsil görmüş kıymetli bir müderris olan Osman Fevzi Efendi; annesi ise Hatice Hanım’dır. Küçük yaşta kaybettiği oğlu Faruk sebebiyle "Ebu'l-Fâruk" künyesiyle de tanınmıştır.

ÜST DÜZEY AKADEMİK EĞİTİMİ VE İLMİ DERİNLİĞİ

Süleyman Hilmi Tunahan, döneminin en prestijli kurumlarını başarıyla tamamlamış donanımlı bir akademisyendir. İstanbul’da Sahn-ı Semân (Fatih) Medresesi'ne girerek büyük âlim Bafralı Ahmed Hamdi Efendi’den icazet almıştır. Ayrıca Süleymaniye Camii bünyesindeki Medresetü’l-Mütehassısîn’de tefsir ve hadis alanlarında uzmanlaşarak "Dersiâm" (Profesör) unvanına layık görülmüştür. Bununla yetinmeyip hukuk alanına da yönelmiş ve Medresetü’l-Kuzât’tan (Hukuk Fakültesi) birincilikle mezun olmuştur.

TASAVVUFİ YÖNÜ VE MANEVİ SİLSİLE

İlmi çalışmaları sırasında Buharalı Şeyh Selahaddin b. Mevlana Siraceddin Hazretleri’ne intisap eden Tunahan, manevi seyrü sülukunu tamamlayarak hilafet makamına erişmiştir. Nakşibendî tarikatının "Altın Silsile" olarak bilinen manevi zincirinde 33. halkayı temsil etmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİ FAALİYETLERİ VE GİZLİ EĞİTİM MODELİ

1924 yılında medreselerin kapatılmasıyla birlikte devletin sunduğu resmi görevleri kabul etmeyen Tunahan, Kur’an eğitimini sürdürmek için yeni yöntemler geliştirmiştir. Baskı dönemlerinde eğitim faaliyetlerini evlerin çatı katları, sığınaklar ve hatta tren kompartımanlarında yürütmüştür. Geliştirdiği pratik elifba metodu sayesinde hafıza tekniklerini kullanarak kısa sürede binlerce öğrenci yetiştirmiştir. Talebelerinin tüm barınma ve iaşe masraflarını ise bizzat kendi ticari kazançlarıyla karşılamıştır.

SORUŞTURMALAR VE TUTUKLULUK SÜREÇLERİ

Ömrü boyunca birçok defa takibata uğrayan Süleyman Hilmi Tunahan, özellikle 1939, 1944 ve 1956 yıllarında gözaltına alınmıştır. "Tabutluk" diye adlandırılan hücrelerde ağır işkenceler görmüştür. 1957 yılındaki Bursa Ulucami merkezli olaylarla haksız yere ilişkilendirilmiş ve Kütahya Hapishanesi’nde uzun süre tutuklu kalmıştır. Ancak yargılamalar sonucunda her defasında beraat etmiştir.

Prof. Dr. Hamza Al Kimdir? Sakarya Üniversitesi Rektörü Hakkında Bilinmeyenler
Prof. Dr. Hamza Al Kimdir? Sakarya Üniversitesi Rektörü Hakkında Bilinmeyenler
İçeriği Görüntüle

ESERLERİ VE "CANLI KİTAPLAR" FELSEFESİ

Süleyman Hilmi Tunahan, eser yazmak yerine talebe yetiştirmeyi seçmiştir. Kendi dönemine kadar gelen ilmi eserlerin zamanla değerini yitirmesinden veya kütüphanelerde çürümesinden etkilenerek, bilgiyi "canlı kitaplar" yani yetişmiş öğrenciler aracılığıyla aktarmayı amaçlamıştır. Buna rağmen, en bilinen çalışması "Kur’ân Harf ve Harekeleri" kitabıdır. Ayrıca Risâle-i Kibrît-i Ahmer, Risâle-i İksîr-i Ulûm ve Ma'rifet gibi önemli eserleri bulunmaktadır.

VEFATI VE MEZARI

16 Eylül 1959’da İstanbul Üsküdar Kısıklı’daki evinde vefat etmiştir. İlk etapta Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmesine karar verilse de, İçişleri Bakanlığı’nın müdahalesiyle cenazesi yoğun güvenlik önlemleri altında Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir. Bugün dahi pek çok kişi tarafından ziyaret edilmektedir.