Veysi ağabeyim utanacak iş yapmamış
SIRRIBERK ARSLAN
Sabah Gazetesi Temsilcisi
AKP il başkanı olduktan sonra ortak olduğu trilyonluk servetinin kaynağını; “Varlıklı aile çocuğuyum. 21 yıllık avukatım” diye açıklayan Av. Veysi Kaynak ağabeyim sayesinde iki yaşıma birden girdim.
Birincisi; “Kral çıplak Veysi ağabey” başlıklı yazımın yayınlandığı gün benim 38’inci yaş günümdü.
İkincisi ise; iki kelimelik alakasız bir cevap yüzünden.
Ofisimde, meslektaşım olmaktan öteye mertliği, duruşu ve bükülmeyen boynu ile kardeşim gibi olan A. Caner Baysal ile akşama doğru Kemal Sunal’ın ‘ZÜBÜK’ filmini seyredip ramazan rehavetini üzerimizden atmaya çalışıyoruz.
“Baş koymuşum Türkiye’min yoluna,
Düğünüm, derneğim, halayım, barım,
Toprağım, ekmeğim, namusum, arım,
Kilimlerde çizgi çizgi efkarım,
Heybelerin nakışına ölürüm Türkiye’m”
melodisi olan cep telefonum çaldı. Açtım.
Telefondaki muhterem kardeşim, “AKP İl Başkanı Sayın Veysi Bey görüşecek” dedi.
Hemen elime kağıt kalem aldım. “Ailenden kalanların neler olduğunu açıklamayı unuttun Veysi ağabey” diye sormuştum ya, tek tek sayacağını düşündüm. Tabi ki diğer unuttuklarını da. Ben, sayın başkandan uzun bir konuşma beklerken, “Yazınızı okudum, utanılacak bir şey yapmadım. Hayırlı iftarlar” deyip kapattı.
Allah Allah, ben Sayın Kaynak’a utanması gereken bir şey yazmamıştım ki…
Veysi Ağabeyime; “Sayın Başkan, sen o işyerine siyasi nüfuzunu kullanarak aldığın bayilik karşılığında ortak oldun” demedim ki utansın.
Veysi ağabey; “Abı bırak bu varlıklı aile çocuğu muhabbetini. Allah gani gani rahmet eylesin. Rahmetli bezirgan baban sana bu kadar miras bırakacak güçte değildi” diye yazmadım ki utansın.
“Abi sen istihkak veya ödenek çıkartma karşılığı şunu aldın veya ortağın senin hissene düşecek olan paranın yüz katını verecek güçte. Senin parana hiç ihtiyacı yok. Üstelik siyasi görüşleriniz dahi ayrı. Durum bal gibi ortada. Sen aldığın bayilik karşılığında ortak oldun” diye yazmadım ki, utansın Veysi Ağabey.
Ama Veysi Ağabey, tüm samimiyetimle söylüyorum:
Ben senden Kahramanmaraş halkı adına şunu demeni beklerdim:
“Durun bakalım, kimse bana ve partime laf söyleyemez. Benim servetimin kaynağı şudur. Ortak olduğum işyeri ile ilgili gerçek budur” deyip bütün belgeleri şakır şakır ortaya koyarak benim gibi düşünenlerin ağzını kapatmalıydın.
Veysi Ağabey, ben sana utanmak gerektiğini değil, unuttuklarını hatırlatmıştım. Dikkatini çekerim. “Niçin utanmıyorsun?” demedim. İstersen sakin bir kafa ile yeniden oku yazımı. İnan ne demek istediğimi anlarsın.
Keşke bana telefon açtığında anlattıklarınla beni utandırsaydın Veysi Ağabey.
Neyse yazımı noktalamadan önce Veysi Ağabey’den gelen telefon nedeni ile yarım bıraktığımız ‘Zübük’ filmini izlemeye devam ettik. Çünkü; Kemal Sunal’ın canlandırdığı Zübük, belediye başkanlığından mebus olma hazırlığında kalmıştı. Ne güldük, ne güldük.
İzlemeyenlere öneririm Zübük filmini. Siz de çok güleceksiniz.
Ve bir kıssadan hisse.
Filozofa sormuş biri: “Ben ne zaman adam olurum” diye. Filozof ta cevaplamış: “Gayet basit. Konuşurken, batmamaya dikkat et” demiş.
(Sabah/Güney eki 6 Ekim 2006)





