Kahramanmaraş, deprem kuşağında yer alan bir şehir olarak, binaların deprem güvenliğinin önemi hayati önem taşımaktadır.

Bu konuda bilinçlendirme çalışmaları yürüten Kahramanmaraş İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Reyhanlıoğlu, depremde can ve mal kayıplarını en aza indirmek için dikkat edilmesi gereken kritik noktaları sıraladı.

Şaşırtan araştırma: Kahramanmaraş'ın en zengin ve en elit ilçesi hangisi? Şaşırtan araştırma: Kahramanmaraş'ın en zengin ve en elit ilçesi hangisi?

1-) ZEMİN ETÜDÜ; Geçmiş dönemlerde yüzeysel kazılarla ve gözlemsel olarak yapılsa da son 15 -20 yıldır çoklu sondaj kuyularından alınan numuneler laboratuvarlarda yapılan testlerle ilgili zeminin zemin sınıfı, zemin emniyet gerilmesi, zemin yatak katsayısı gibi parametreler doğru olarak hesaplanabilmekte. İlaveten; yönetmeliklere girmesi gereken bir konu da ,Çok katlı yapılar ve bodrumlu yapılarda temel kazısından sonra Zemin etüdü yapılması hesaplamalarda kullanılacak parametrelerin daha doğru elde edilmesini sağlayacaktır. Dere yatakları, bataklıklar, alüvyon zeminler, zemin sıvılaşması oluşmuş araziler, heyelan bölgeleri gibi arazilerde yapılaşma, zemin iyileştirmesi gibi gerekli önlemler alınmadan oluşturulmamalıdır.

2-) ARSA GEOMETRİSİ; Her tür geometrik ölçülerdeki araziye sağlam yapı inşa edebilirsiniz bu mümkündür. Birinci derece deprem bölgelerinde mali kayıpları ve can kayıpları önlemek için riskleri asgari seviyede tutmak istiyorsak, arsa geometrisi de çok önemlidir. İmar yönetmeliklerinde belirtilen çekme mesafelerini de hesaba katarsak arsa geometrisi arsaya yapılacak yapının taban oturum geometrisini direk olarak etkilemektedir. Kare, kenar ölçüleri kareye yakın dikdörtgen arsalar simetrik taşıyıcı sistem oluşturmak için daha uygundur. Simetrik bir taşıyıcı sistem deprem anında yapının burkulmadan dolayı göçmesini ya da hasar almasını engelleyen en önemli etkenlerdendir. Deprem bölgelerindeki belediyelerimiz İnce uzun, yamuk, üçgen gibi, yapının taşıyıcı sistemindeki simetriyi olumsuz etkileyecek arsaların üretiminden mümkün mertebe kaçınmalıdır.

3-) STATİK PROJE; Projelendirme Süreci kesinlikle aceleye getirilmemelidir.

Birinci derece deprem bölgelerinde, yapının projelendirme aşamasında ergonomi, konfor, estetik ve pirim gibi kavramların yanında yapının deprem direnci ve hasar almaması can ve mal kaybının önlenmesi adına ilk sırada olması zorunlu olmalıdır.

2018 Deprem Yönetmeliğinde Konutlar için belirlenen asgari performans seviyesi Kontrollü Hasar Performans Seviyesidir. Ancak, İşverenin talebi üzerine Sınırlı Hasar ve Kesintisiz Kullanım Performans seviyelerinde de Projelendirme yapılabilir.

Statik Projede taşıyıcı sistem tasarımında ve ebatlarında dikkat edilmesi gereken en önemli etken simetrik ya da simetriğe yakın tasarım yapılmasıdır. (Rijitlik Merkezi) Taşıyıcı sisteminin ağırlık merkezi ile bütün binanın ağırlık merkezi arasında oluşan mesafe deprem anında binanın burkulmasına sebep olmaktadır. Bugüne kadar hazırlanan Deprem Yönetmeliklerimizde Ağırlık Merkezi ile Rijitlik Merkezi arasındaki mesafe ile ilgili bir kısıtlama ya da zorunluluk getirilmemiştir ama, İnşaat Mühendisliği biliminde deprem bölgeleri için önemli bir konu olarak her zaman ilk sıradadır. Proje aşamasında İşverenin ticari kaygılarından dolayı taşıyıcı sistemin simetrisini bozan talepleri, arsa geometrisinin simetrik olmamasından kaynaklı mimari projenin simetrik olmaması, asansör kuyuları ve merdiven perdelerinin tasarımdaki simetriyi bozması, ağırlık merkezi ile rijitlik merkezi arasındaki mesafeyi artırarak burkulma etkisini artırmaktadır. Yapı, Deprem yükünü deprem anında rijitlik merkezi tarafından karşılamak isterken, yapının ağırlık merkezi ile arada oluşan mesafeden dolayı gelen yük yapıyı kendi ağırlık merkezi etrafında döndürmeye çalışmaktadır, bunun sonucunda yapıda ağır hasarlar hatta göçme oluşabilmektedir. Simetrik taşıyıcı sisteme sahip yapıların, az hasar ya da hasarsız olarak depremi atlattığını gözlemleyebiliriz.

4-) UYGULAMA VE İMALATLAR; Deprem bölgelerinde uygulamada dikkat edilmesi gereken en önemli husus özenle hazırlanmış projelerin sahada da özenle birebir uygulamasının yapılmasını sağlamaktır. Proje sürecinin aceleye getirilmemesi, uygulama sırasında projede tekrar tekrar değişiklik yapılmasının önüne geçilmesi için çok önemlidir. Projede yapılacak her hangi bir değişiklik statik hesaplamalarla da kontrol edilerek yapılmalıdır. Tesisat imalatlarında taşıyıcı sisteme zarar verici yöntemlerden kaçınılmalıdır. Etriye sıklaştırması, gönyeler, deprem çirozları ve Pas payı özenle yapılmalı ve kalıp kapatılmadan önce kontrol edilmelidir.

Beton Dökümü sırasında gelen betonlardan yaş numune alınsa da , şantiye şefinin nezaretinde slamp test ile beton kıvamı da kontrol edilmelidir. Aşırı sıcak ve ya don hava şartlarında beton dökümü yapılmamalıdır. Beton dökümü sırasında betonun doğru yerleşmesi için vibratör kullanılmalıdır.

Kalıp söküm sürelerine uyulmalı , kalıplar söküldükten sonra kolon kürlemesi işlemi muhakkak yapılmalıdır. Kolon kürlemesi , özellikle güneşli ve sıcak hava şartlarında telis   ve ya benzeri su tutucu bir kaplama malzemesi ile kolonlar kaplanıp ilgili yönetmeliklerdeki süreler kadar nemli kürleme işlemi yapılmalıdır, soğuk havalarda ise donmaya karşı polietilen örtülerle kaplanmalıdır. Kürleme işlemi yapılmadığı zaman beton dayanımı %40 azalacak ve güçlendirmeye mecbur kalınacaktır . Yaş numune laboratuvar ortamında , su havuzlarının içinde bekletildikten sonra deneylere tabi tutuluyor . Yaş numune yapıdaki bakımı yapılıp yapılmadığı belli olmayan beton elemanların dayanımlarının standartlara uygun olduğu anlamına gelmeyeceği için beton dökümünden sonra yapılan işlemler hayati önem taşımaktadır, beton dökümü sırasında alınan yaş numunelerin amacı inşaata gelen betonun kalitesini kontrol etmek amacıyla yapılmaktadır.

5-) PERiYODİK BAKIM VE KONTROLLER; Yapıyı özenle projelendirmek, özenle uygulama ve imalatlarını yaptırmak binanın olası depremlerde hasar almamasını ya da göçmemesini sağlar ama,  yapının lisanslı yetkililerce belirli periyotlarla da bakım ve gerekli kontrollerini yaptırmalısınız. Yapıda bilinçsizce resmi izin alınmadan ve ruhsatsız yapılan tadilatlarda Kolon ya da kiriş kesme işlemi, her hangi bir duvarın ya da duvarların iptal edilmesi , binaya sonradan yapılan elektrik , sıhhi tesisat ve doğalgaz  işlemleri yapılırken yine kolon ve kiriş delme işlemleri, kaçak kat yapımı , yan parsellerde bulunan yapılara kaçak kat çıkılması, yine yan parselde bulunan arsalarda yapılan önlemsiz derin hafriyat çalışmaları yapının olası bir depremde hasar almasına sebep olabilir. Bina Periyodik bakımı yönetmeliklerle de zorunlu hale getirilmelidir. İlgili idarelerce ayrı bir birim oluşturularak ,yapıların periyodik bakımlarının yaptırılması sağlanmalıdır. Zemin katında işyeri bulunan yapılarda , her kira ve satış sözleşmesi öncesi ya da işyeri açma ruhsat müracaatında bina taşıyıcı sisteminde kolon ve kiriş kesme gibi işlemlerin önüne geçmek için işyeri katlarında taşıyıcı sisteminin ehliyetli kişilere kontrol ettirilip resmi kayıt altına alınması yönetmeliklere eklenmelidir. Tıpkı araç muayenesi ya da asansör muayenesi gibi inşaat mühendisleri odası ve mimarlar odasının ta katkıları ile binaların belirlenmiş dönemlerde ilgili belediyelerin de dahilinin olduğu kontrol sistemi oluşturulmalıdır.

6-) YETKİ VE SORUMLULUĞUN PAYDAŞLARA PAYLAŞTIRILMASI ; Bir yapıyı oluşturmak ekip işidir, ama  binanın hasar alması ya da göçmesinden dolayı oluşan can ve mal kayıplarının sorumluluğu Şantiye Şefi , Fenni Mesul, Teknik uygulama sorumlusu  ve Proje müellifi adı altında tek başına İnşaat mühendisine yüklenmektedir. İnsan faktörü , meslek etiği  ve ticari kaygı gibi etkenlerden dolayı Cezai sorumluluk , şantiye şeflerinin yanı sıra, İmalatın önemine göre diğer paydaşlara da pay etmek, yapının imalatı sırasında ihmalleri, art niyetli sabotajları önemli ölçüde azaltacaktır.

7-)BİNA KULLANIM ÖMRÜ ; Tüm Yapıların imal edildiği malzemenin cinsine göre bir kullanım ömrü vardır. Betonarme binaların ömrü, inşaatta kullanılan malzemelerin özellikleri , yapı kullanım özellikleri, zemin sınıfı , iklimsel şartlar, deprem etkileri ve çevresel şartlar gibi etkenlere bağlı olarak beton ömrüne istinaden ortalama 50 yıldır. 50 yıllık Kullanım ömrünü tamamlamış yapılar Kentsel Dönüşüm Projeleri ile yenilenmelidir.