Mersin'de başlayan ömrünü cesur sorgulamalarıyla şekillendiren Konca Kuriş, Türkiye'nin yakın tarih tartışmalarında iz bırakmış aydınlardan biridir. Geleneksel kalıplara meydan okuyan fikirleri, onu hem geniş kitlelerin dikkat odağı haline getirdi hem de karanlık odakların hedefi yaptı. Yaşadığı dönemde İslam'ın eril yorumlarını eleştirmesi, kadın haklarını ön plana koyması ve Kur'an merkezli bir düşünce yapısını savunması büyük yankı uyandırdı. 1998 yılında evinin önünden kaçırılmasıyla başlayan süreç, Türkiye'nin adalet ve vicdan hafızasında derin bir yara açtı.
KONCA KURİŞ KİMDİR?
16 Ekim 1961 tarihinde Mersin'de dünyaya gelen Konca Kuriş, genç yaşta attığı adımlarla hayatını tamamen değiştiren bir dönüşüm yaşadı. 1987 yılında İslamiyet'i derinlemesine araştırmaya başladı ve ilk olarak kayınpederinin yakın bulunduğu Nakşibendi tarikatıyla bağ kurdu. Ancak bu yapının ritüelleriyle tatmin olmayarak araştırmalarını derinleştirdi. İlahi mesajlara doğrudan ulaşmak gerektiğini savunarak Kur'ancılık çizgisini benimsedi.
Düşünce dünyasındaki kırılma noktaları şu başlıklar altında şekillendi:
-
İslam'ın dogmatik biçimlerden arındırılarak çağın akıl süzgecinden geçirilmesi gerektiğini savundu.
-
Örtünme ritüelini yerine getirse de Kur'an'da başörtüsünün kati bir zorunluluk olmadığını dile getirdi.
-
Kadın ve erkeğin ibadette eşit konumda yer alabileceğini, yan yana namaz kılabileceğini ifade etti.
-
Çok eşlilik uygulamalarını ve geleneksel erkek egemen dini kabulleri sert bir dille eleştirdi.
Bu sıra dışı fikirleri toplumun farklı kesimlerinden destek bulurken bazı radikal çevrelerin de tepkisini çekti. Tebliğ faaliyetleri yürütmek ve fikirlerini paylaşmak amacıyla çeşitli cemaatlerle diyalog kurdu. Hayatı boyunca hiçbir yasadışı örgütle bağ kurmadı; aksine Mersin Bağımsız Kadın Derneği çatısı altında hak mücadelesine katkı sundu.
KONCA Kuriş NASIL ÖLDÜ?
16 Temmuz 1998 gecesi Mersin'deki konutunun önünde gerçekleşen olay, Türkiye'yi sarsan bir karanlık dönemin kapısını araladı. Eşi Orhan Kuriş etkisiz hale getirildikten sonra kaçırılan Kuriş'ten uzun süre haber alınamadı. Yürütülen soruşturmalar ve sonrasındaki itiraflar, Hizbullah mensuplarının bu cinayetteki rolünü gözler önüne serdi.
Kuriş'in ölümüne giden süreç şu aşamalardan oluştu:
-
Kaçırıldıktan sonra Konya'da bir eve kapatıldı ve yaklaşık 35 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldı.
-
Sorgulama sürecinin ardından aynı evin bodrum katında katledildi ve oraya gömüldü.
-
Arama çalışmalarının sonuç vermesi 555 gün sürdü; cesedi 23 Ocak 2000 tarihinde Konya Meram'daki ölüm evinde bulundu.
-
Hazırlanan ön otopsi raporları, cinayetin kaçırılma tarihinden kısa süre sonra işlendiğini kesinleştirdi.
Türkiye Hizbullahı örgütü bu eylemi üstlendi. Yıllar süren yargı süreçlerinin ardından, 29 Mart 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu cinayetin faillerinden bazıları "sürekli hastalık hali" gerekçesiyle serbest bırakıldı ve bu karar Resmi Gazete'de duyuruldu. Kuriş'in naaşı memleketi Mersin Şehir Mezarlığı'nda defnedildi.
KONCA KURİŞ'İN AİLE HAYATI VE ÇOCUKLARI KİMDİR?
Özel yaşamında erken yaşta evlilik yapan Kuriş, henüz 16 yaşındayken Orhan Kuriş ile hayatını birleştirdi. Bu birliktelikten toplam beş çocuk dünyaya geldi. Yaşamını yitirdiği sırada beş çocuk annesi olan Kuriş, annelik sorumluluğu ile entelektüel üretimini bir arada yürüttü.
Çocuklarının isimleri ve güncel yaşamlarına dair ayrıntılı bilgiler kamuoyuyla paylaşılmadı. Medyada ve resmi kayıtlarda yer alan veriler, yalnızca beş çocuk sahibi olduğu gerçeğini doğrulamaktadır.
ORHAN KURİŞ KİMDİR?
Orhan Kuriş, Konca Kuriş'in eşidir. Çiftin genç yaşta yaptığı evlilik uzun yıllar boyunca sürmüş ve beş çocukla taçlanmıştır. Orhan Kuriş'in ismi, adli dosyalarda ve tarihe geçen olayda 16 Temmuz 1998 gecesi yaşanan saldırı anıyla anılmaktadır. O gece eşinin kaçırılması sırasında hedef alınarak etkisiz hale getirilen Orhan Kuriş, bu trajik olayın ilk tanıklarından biri olmuştur.
Next





