Türkiye'de mutlaka görülmesi gereken 44 antik kent

Türkiye, tarih boyunca insanlığa yön vermiş medeniyetlerin doğduğu ve geliştiği bir coğrafya olma özelliği taşıyor. Daha yerleşik hayata geçilmemiş olan dönemlerde bile Göbeklitepe ve Nevala Çori gibi olağanüstü yapıların kurulduğu Anadolu toprakları sonrasında tarihteki ilk kentleşme örneklerinden biri olan Çatalhöyük gibi yerleşimlere de ev sahipliği yapmakta. Doğa güzelliklerinin yanı sıra tarihi mirasıyla hayranlık uyandıran Türkiye'de 18 yer UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. 85 bölge ise UNESCO'nun Geçici Dünya Mirası Listesi'nde. Böylesi zengin bir coğrafyayı hakkıyla gezebilmek için elbette çok uzun yıllar gerekiyor. Demir Çağı'ndan Orta Çağ'a kadar onlarca yerleşimin kurulduğu Anadolu coğrafyasında mutlaka görmeniz gereken 44 antik kenti sıraladık. Ancak Türkiye'nin farklı bölgelerinde görülmeye değer daha nice antik yerleşimin bulunduğunu da hatırlatmış olalım.

Türkiye'de mutlaka görülmesi gereken 44 antik kent

Tarih öncesi çağlardan bu yana insanlığın en önemli yerleşim alanlarından biri olan ve medeniyetin de doğduğu Anadolu coğrafyası sahip olduğu zenginlikleriyle hem görenleri hem de bilenleri büyülemeye devam ediyor. Tarihteki ilk yerleşim örneklerinden kompleks kent yapılarına pek çok ilkin yaşandığı Anadolu coğrafyası pek çok yönüyle keşfedilmeyi bekliyor.

Sanatın her alanına ilham olan, mitolojik hikâyelerin ana mekânlarını teşkil eden Anadolu coğrafyası Demir Çağı'ndan bu yana insanlığın en önemli yerleşimlerine ev sahipliği yapıyor. Göbeklitepe ve Nevala Çori gibi 12 bin yıllık geçmişi olan kentsel yerleşimler yine bu coğrafyada bulunuyor.

Dört bir yanı tarihi kentlerle dolu olan ve tarihe yön veren Anadolu toprakları, sahip olduğu kültürel birikimle bugünün dünyasına da ışık tutuyor. Örneğin Likya Birliği ve onun merkezi olan Patara, ABD ve AB'nin yönetim yapısına ilham olmuş bir kent olarak dikkat çekiyor. Binlerce yıllık geçmişi olan bu antik kentler Anadolu'nun bizlere çok iyi şekilde korumamız gereken mirası. İşte Türkiye genelinde mutlaka görülmesi gereken 44 antik kent

Troia, Çanakkale 

Troia, muhtemelen dünyanın en ünlü antik kenti olma özelliği taşıyor. Homeros'un İlyada destanına konu olan kentin bir diğer adı İliad'tır. Çanakkale Boğazı'nın girişinde yer alan Troia, antik dönemde deniz kıyısında bir yerleşim olmasına rağmen zaman içerisinde sahil şeridinin toprakla dolmasıyla 5 kilometre kadar içeride kalmıştır. Tarihte ve efsanelerde büyük öneme sahip olan Troya Savaşı'nın yaşandığı yer olan Troia, Anadolu'nun yerli halklarının yaşadığı bir kentti. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde de yer alan Troia, altın çağını milattan önce 13. yüzyılda yaşamıştı. Bu da Troya Savaşı'nın hemen öncesine tekabül etmekte. Çok sayıda katmana sahip olan Troia Antik Kenti'nde insan yerleşimi milattan sonra 8. yüzyıla kadar devam etmiştir. Antik kentin hemen yanında inşa edilen Troya Müzesi, geçtiğimiz günlerde dünyanın en iyi müzesi seçildi.

Assos, Çanakkale 

Çanakkale'nin Midilli adası karşısındaki muhteşem doğasıyla ünlü Ayvacık'ta bulunan Assos ya da bugünkü adıyla Behramkale, çok önemli bir antik yerleşimdir. Assos'ta bulunan gymnasion, tarihin en önemli filozoflarından biri olarak kabul edilen Aristotales'in ders verdiği yer olarak da bilinmektedir. Ege kıyısında bulunan antik limanı, beş bin kişilik antik tiyatrosu, agorası ve akropoldeki Athena Tapınağı ile Assos mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olma özelliği taşımakta.

Alexandria Troas, Çanakkale 

Bu sefer rotamızı Çanakkale'de Büyük İskender'in adını taşıyan bir antik kente çeviriyoruz. Alexandria Troas, Troia'ya 15 kilometre uzaklıkta antik dönemin önemli bir yerleşim merkezidir. Ulaşım açısından kolaylığı nedeniyle bir dönem Roma İmparatorluğu'na başkent yapılması düşünülen Alexandria Troas, bu unvanı Byzantion'a (İstanbul) kaptırmıştır. Yine de Alexandria Troas, Roma İmparatorluğu'nun önemli bir yerleşimi olmaya devam etmiştir. Emekli üst rütbeli Romalı askerlerin hayatlarının son yıllarını geçirmek için tercih ettiği kent, 8 kilometre uzunluğundaki surları, su kemerleri, kanalizasyonu, odeonu, hamamı ve antik tiyatrosuyla dikkat çekmekte.

Pergamon, İzmir 

Antik Çağ'ın en önemli krallıklarından biri olan Pergamon aynı adlı bu kentte doğmuş ve gelişmiştir. İzmir'in merkezine 110 kilometre uzaklığa sahip olan Pergamon Luvi dilinde Yüksektepe anlamına gelmekte. Gerçekten de Pergamon Antik Kenti, tepelik bir alanda gelişmiştir. Lydialıların, Perslerin, Makedonyalı İskender'in komutanlarının egemenliği altında yaşamış olan Pergamon, Roma İmparatorluğu'nun Anadolu'daki en önemli yönetim merkezlerinden biri olmuştur. Oldukça zengin bir kütüphaneye sahip olan Pergamon, parşömen kağıdının da ilk kullanıldığı yer olarak bilinmekte. Tıp alanında oldukça ileri bir kent haline gelen Pergamon'da yaşayan Galenos'un kitapları Orta Çağ'da bile bu alandaki eğitimin temel kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. Dionysos ve Trajan Tapınaklarının yanı sıra Zeus Altarı, Demeter Temmenosu, Attalos Evi, agorası ve gymnasionu Pergamonun mutlaka görülmesi gereken anıtsal yapılarıdır. Gladyatörlerin dövüştüğü kolezyum ve 14 bin kişilik antik tiyatro ise Pergamon'un en ünlü yapıları arasında bulunuyor. Kentte bulunan görkemli Pergamon Sunağı, Berlin'e taşınmış ve orada sergilenmektedir.

Smyrna, İzmir 

Pergamon'dan güneye doğru devam ettiğimizde İzmir'in merkezinde bulunan Smyrna'nın Hitit dilindeki adı Tişmurna'ydı. Dünyanın en eski liman kentlerinden biri olan Smyrna, Homeros'un da doğduğu kent olarak bilinmektedir. Günümüzde Bayraklı ve Kadıfekale arasındaki bölgede kurulu olan Smyrna Antik Kenti'ndeki pek çok tarihi eser Osmanlı'nın son döneminde Fransa'ya götürülmüştür. İşlek bir ticari liman olmasından ötürü zenginleşen Smyrna'da görkemli anıtsal yapılar da inşa edilmiştir. Agora bu yapılardan yalnızca biridir.

Efes, İzmir 

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve tıpkı Troia gibi dünyanın en ünlü antik kentlerinden bir olma özelliği taşıyan Efes, çok kültürlü bir yapıyı da temsil etmektedir. Antik Çağ'ın başkenti olarak kabul edilen Efes, aynı zamanda bir limandı. Ancak zaman içerisinde etrafının toprakla dolması nedeniyle deniz ile bağı kopmuştur. Helenistik dönemin yanı sıra Roma İmparatorluğu devrine ait yapılara da ev sahipliği yapan Efes, Hristiyanlık için de çok kutsal bir hac merkezidir. Zira Efes, Hz. Meryem'in yaşadığı yerdir. Osmanlı döneminde bölgede kazılar yapan Avusturyalılar ve İngilizler buradaki pek çok eseri Viyana ile Londra'ya taşımıştır. British Museum'un en önemli eserleri arasında Efes'ten götürülen yapıtlar da yer almaktadır. Artemis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi, stadionu ve Meryem Ana Evi, Efes'in mutlaka görülmesi gereken yerleri arasındadır. Ayrıca günümüze ulaşamamış olsa da Efes'teki Artemis Tapınağı, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biridir.

Aigai, Manisa 

Heredot'un 12 İyon kentinden biri olarak saydığı Aigai, günümüzde bir köy yerleşimi olan Köseler'e 12 kilometre uzaklıktadır. Engebeli ve erişimi zor bir alanda bulunduğu için tarih boyunca savaşların uzağında kalmayı başarabilen Aigai'deki arkeolojik kazılar günümüzde de devam etmekte. Yaklaşık altı bin kişilik bir antik tiyatro, yerel meclis binası bouleterion, stadion, agora, hamam ve nekropolis gibi yapılara ev sahipliği yapan Aigai, mutlaka görülmesi gereken antik kentlerden biridir.

Sardes, Manisa 

Sardes, dünyada paranın ilk kullanıldığı yer olarak biliniyor. Perslerin Anadolu'daki yöneticisinin yaşadığı kent olan Sardes, aynı zamanda Lydialıların da başkenti olma özelliği taşıyordu. Kentin yerli dildeki adı Swarda'ydı. Oldukça verimli bir arazi üzerine kurulu olan Sardes aynı zamanda gelişmiş bir ticaret kentti. Dünyaca ünlü Artemis Tapınağı, akropol, hamam, gymnasion, sinagog ve Anadolu'daki en önemli yedi kiliseden biri Sardes Antik Kenti'nde bulunmaktadır.

Priene, Aydın 

Söke'ye bağlı Güllübahçe köyü yakınlarında bulunan Priene Antik Kenti, Samson Dağı yamaçlarına yaslanmış bir vaziyettedir. Tıpkı Miletos gibi zaman içerisinde etrafı toprakla dolan Priene aslında eskiden bir liman kentiydi. Tıpkı Aigai gibi bir İyon kenti olan Priene, birbirini dik kesek sokaklarıyla erken dönem ızgara planına iyi bir örnektir. 17. yüzyıldan itibaren Avrupalıların kazılar gerçekleştirip buradaki eserleri kaçırdığı Priene Antik Kentine ait pek çok yapıt Berlin müzelerinde sergilenmekte. Antik dönemin büyük mimariı Vitruvius'un övgüyle bahsettiği Athena Tapınağı, 5.500 kişilik tiyatrosu, Zeus Tapınağı, Demeter Tapınağı ve bouleterion usta işçilik örnekleri olarak dikkat çekmektedir

Nysa, Aydın 

Aydın ili sınırları içerisinde bulunan bir diğer önemli antik kent de Nysa'dır. Bir Lydia yerleşimi olan Nysa, Gymnasion ve antik tiyatrosuyla dikkat çeker. Bununla birlikte Nysa, Türkiye'deki üç amfitiyatrodan birine de ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye'deki diğer amfitiyatrolar yani kolezyumlar, Pergamon ve Kyzikos'tadır. Yaklaşık 9 bin kişilik bir antik tiyatroya ev sahipliği yapan Nysa'da Roma döneminden kalma taş köprü, görkemli bir kütüphane, sütunlu yol, agora ve bouleterion bulunmakta.

Miletos, Aydın 

Bir İon kenti olan Miletos ya da Hitit dilindeki adıyla Milawanda, tarih boyunca pek çok kez istilaya uğramış ve talan edilmiştir. Bir zamanlar deniz kıyısında bulunan Miletos, Menderes Nehri'nin toprağı doldurmasıyla denizle bağlantısı kesilmiştir. Böylece bir zamanlar önemli bir ticaret limanı olan Miletos, bu canlılığını kaybetmiştir. Izgara planlı yolların tarihte ilk uygulandığı yerlerden biri olan Miletos, mimaride büyük ilerleme kaydetmiştir. Ayasofya'nın mimarı İsidoros da Miletosludur. Antik Çağ'ın en önemli kültür merkezi olma özelliği taşıyan Miletos, ilk coğrafya haritasını yapan Anaksimandros, fizikçi Anaksimenes gibi isimlerin yanı sıra güneş tutulmasını ilk kez doğru biçimde hesaplayan matematikçi ve filozof Thales'in de doğup yaşadığı yerdir. Devasa boyutlardaki 14.500 kişilik antik tiyatrosunun yanı sıra gymnasionu, anıtsal çeşmesi, Athena Tapınağı, stadionu, bouleuterionu ve hamamıyla Miletos ziyaretçilerini kendisine hayran bırakacak bir güzelliğe sahiptir.

Aphrodisias, Aydın 

Aydın ili sınırları içerisinde kalan bir diğer önemli antik kent Aphrodisias. Roma İmparatorluğu döneminde çok önemli bir heykelcilik okulu olan Aphrodisias, Afrodit Tapınağı ile ünlü bir antik kent. Aphrodisias'ın etrafındaki başta incir olmak üzere çok çeşitli meyvelerin şifalı olduğuna inanılırdı. Günümüzde kullanılan afrodizyak teriminin doğduğu yer de burasıdır. Bir Karia kenti olan Aphrodisias, Kültepe ve Troia kadar eski bir yerleşim olma özelliği taşımakta. Roma döneminde oldukça ayrıcalıklı bir konuma sahip olan kent, bu özelliğini inşa ettirdiği tapınaklarla da göstermektedir. 30 bin kişilik dev stadionu, 7.500 kişilik tiyatrosu, hamamları, Sebasteion kabartmaları ve Psikoposluk Sarayı ile Aphrodisias, mutlaka görülmesi gereken antik kentlerden biridir.

Didyma, Aydın 

Aydın'da bulunan bir diğer önemli antik kent Didyma'dır. Dünyaca ünlü Apollon Tapınağı'na ev sahipliği yapan Didyma antik kenti, günümüzde de turistik bir yerleşim olan Didim sınırları içerisinde yer alır. Bir kehanet merkezi olan Didyma, antik dönemin kutsal alanlarından biri olarak kabul görmekteydi. Bölgede 19. yüzyılın ikinci yarısında kazılar yapan İngilizler pek çok tarihi eseri British Museum'a taşımıştır.

Halikarnassos, Muğla 

Bugünkü Bodrum'un tarihte Halikarnassos olarak anıldığını bilmeyeniniz yoktur. Tarihteki ilk planlı kent örneklerinden biri olan Halikarnassos, Karya ülkesinin yönetim merkeziydi. Bununla birlikte Halikarnassos Dünya Yedi Harikası'ndan birine de ev sahipliği yapmasıyla büyük bir öneme sahip. Kral Mausolos'un adına yaptırdığı anıt mezar günümüzde de önemli isimlerin öldükten sonra defnedildikleri mozolelere isim babası olmuştur. Mausoleum adlı anıt mezardan günümüze bazı kalıntılar ulaşmıştır. 15. yüzyılda St. Jean Şövalyeleri tarafından mozolenin taşları sökülüp Bodrum Kalesi'nin inşasında kullanılmıştır. Bölgenin yerli halkı Luviler tarafından Alikarnassa olarak anılan bu tarihi kent, Pers işgaline karşı ilk isyan eden şehirlerden biri oldu. Halikarnassos'tan günümüze kalan en önemli yapılardan biri 8.500 kişilik antik tiyatrodur.

Labranda, Muğla 

Milas yakınlarındaki Labranda, Muğla sınırları içerisindeki onlarca antik kentten yalnızca biridir. Milsa'a 14 kilometre uzaklıktaki bu antik kent, tarihte kutsal bir yer olarak da kabul edilmekteydi. Geçmişi 2600 yıl öncesine uzanan bölge, Antik Çağ'da kurban törenlerinin yapıldığı bir yer olma özelliği taşımaktaydı. Görkemli bir Zeus Tapınağı'nın yanı sıra antik kentin yakınlarında bir de stadion kalıntısı bulunmaktadır.

Stratonikeia, Muğla 

Karyalıların kurduğu en önemli kentlerden biri olan Stratonikeia'nın geçmişi 4 bin yıl öncesine uzanmakta. Muğla-Milas yolu üzerindeki Eskihisar köyü yakınlarında bulunan Stratonikeia, tipik bir Anadolu antik dönem yerleşimidir. Adını üvey annesiyle evlenen Seleukos Kralı 1. Anthiokos'tan alan Stratonikeia, antik tiyatrosu, odeonu, hamamı, agorası, gymnasionu ve tapınağıyla görülmeye değerdir.

Knidos, Muğla 

Muğla'daki bir diğer rotamız Knidos. Doğal güzellikleriyle ünlü Datça Yarımadası'nın en ucunda bulunan Knidos Antik Kenti'nin bir yanı Ege'ye bir yanı da Akdeniz'e bakmaktadır. Bir Karya yerleşimi olan Knidos'un antik limanı da görülmeye değerdir. Tepede bulunan akrapol hem Knidos'u hem de bu muhteşem doğaya sahip bölgeyi kuş bakışı seyretmek için en ideal yer konumunda. Tarihte üzüm bağlarıyla ünlü bir yer olan Knidos, sirke ve şarap üretimiyle antik Çağ'da büyük gelir kazanmıştı. Ayrıca Knidos antik dönemin önemli bir uzay gözlem yeriydi. Bugün yaygın biçimde kullanılan güneş takvimine dair ilk çalışmalar burada yapılmıştı. Knidos'ta doğan Sosrates, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olarak kabul edilen İskenderiye Feneri'ni tasarlayan mimardır.

Kaunos, Muğla 

Gökova Körfezi'nden Fethiye'ye giden yoldan sahile doğru saptığınızda ulaşabileceğiniz Kaunos'un antik Luvi dilindeki anlamı "sığırı bol yöre"dir. Heredot'un Tarih kitabında anlatıldığı üzere Kaunos, Anadolu'nun Persler tarafından istilâsına direnen kentlerden biridir. Zaman içerisinde Dalyan'ın toprakla dolması ve bölgenin sivrisinekle dolması bölgede sıtma hastalığı ve büyük sayıda ölümlere neden olmuştur. Bir zamanlar deniz kıyısında olan ve bir de limanı bulunan Kaunos, 5500 kişilik antik tiyatrosu, 3 kilometre uzunluğunda surları, akropolü, meydan çeşmesi ve hamamıyla dikkat çeker.

Tlos, Muğla 

Adeta bir kartal yuvası görüntüsüne sahip olan Tlos, Akdağlar yamacında ovaya hakim bir bölgede konumlanmıştır. Anıtsal yapılarıyla dikkat çeken Tlos, pek çok tarihsel katmana sahip bir yerleşim yeri olma özelliği taşımakta. Sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş olan akropolü ve kaya mezarlıklarıyla ünlü Tlos, Kimera'yı öldüren Likyalı kahraman Bellerofon'un görkemli anıt mezarına da ev sahipliği yapıyor. Lykia Birliği'nin en önemli kentlerinden biri konumunda olan Tlos, yaklaşık 6 bin kişilik antik tiyatrosuyla ziyaretçilerini büyülüyor

Letoon, Muğla 

Fethiye ile Kaş arasında yer alan Letoon Antik Kenti, bir diğer antik dönem yerleşimi olan Ksanthos'a 4 kilometre uzaklıkta yer alır. Anadolu'nun yerlileri tarafından Laduwa olarak adlandırılan Letoon'un kelime anlamı "ana tanrıça tapınağı" manasına gelmektedir. Tanrıça Leto adına yapılmış olan ve milattan önce 4. yüzyıla tarihlenen tapınak Letoon'un en önemli anıtsal yapıtlarından biridir. Lykia Birliği'nin kutsal alanı olarak kabul edilen Letoon yaklaşık 6 bin kişilik bir antik tiyatroya da ev sahipliği yapmaktadır.

Laodikeia, Denizli 

Denizli sınırları içerisinde bulunan Laodikeia Antik Kenti, iki tiyatroya sahip olması nedeniyle dikkat çekici bir konuma sahiptir. Antik Çağ'ın zengin bir Frig kenti olan Laodikeia, Pamukkale travertenlerine de yakın bir konumda yer almaktadır. 3500 yıl öncesine kadar uzanan geçmişiyle Laodikeia, antısal çeşmesi, stadion, gymnasion, agora gibi yapıların yanı sıra Anadolu'daki yedi kutsal kiliseden birine de ev sahipliği yapması nedeniyle Hristiyanlar tarafından da kutsal kabul edilir.

Hierapolis, Denizli 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Hierapolis tıpkı Laodikeia gibi Denizli sınırları içerisinde yer alır. Kent, ünlü Pamukkale travertenlerinin üzerine kuruludur. Antik dönemde de çok önemli bir sıcak su kaynağı olan Hierapolis, şifa arayanların adresi haline gelmişti. 2200 yıl önce tıp ve sanat alanında büyük bir ilerleme gösteren Hierapolis'te yaklaşık 10 bin kişilik antik tiyatro, Frontiunus Caddesi, Hades Kapısı ve agora görülmesi gereken yerler arasındadır.

Aizanoi, Kütahya 

Aizanoi, Kütahya ili sınırlarında yer alan Türkiye'deki önemli antik yerleşimlerden biridir. Kütahya il merkezine 56 kilometre uzaklıktaki Aizanoi Antik Kenti, Romalılar döneminde kutsal kabul edilen bir yerleşim olma özelliğine sahipti. Tarihteki ilk borsa binalarından birinin bulunduğu Aizanoi, Romalılar için önemli görülen antik tapınağa da ev sahipliği yapıyordu. Bir Frig kenti olan Aizanoi'de Roma köprüsü, tarihi hamam ve yaklaşık 6 bin kişilik tiyatro bulunmakta.

Sagalassos, Burdur 

Burdur'un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti, Anadolu'nun yerli halkının yaşadığı ve onlar tarafından inşa edilmiş bir yerleşimdir. Antik dönemde en yüksekte kurulan şehirlerden biri olan Sagalassos, Hititlerin ardından Perslerin kontrolüne geçer. Sonrasında Büyük İskender'in ele geçirdiği Sagalassos, Roma döneminde önemli bir yerleşim halini alır. Sagalassos'ta insan yerleşimi 13. yüzyıla kadar devam etmiştir. Dünyaca ünlü Antoninler Çeşmesi Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde inşa edilmiştir. Neon kütüphanesi, stadionu, agora ve odeonunun yanı sıra Sagalassos'ta forum alanı, bouleuterion ve 7 bin kişilik antik tiyatro da bulunmakta.

Kibyra, Burdur 

Rotamızı şimdi de Burdur'a çeviriyoruz. Kibyra Antik Kenti Anadolu tarihinin dört farklı kültürün etkilerini taşımaktadır. Likya, Karya, Pisidya ve Frigya etkileri taşıyan Kibyra, 2300 yıllık tarihinde en görkemli dönemini Roma İmparatorluğu yönetimindeyken yaşadı. Bu dönemde inşa edilen stadion, odeon, agora ve görkemli tiyatro binası Kibyra'nın en önemli anıtsal yapıları arasında bulunmaktadır. Kibyra'nın antik tiyatrosu yaklaşık 7.500 kişi kapasitelidir.

Termessos, Antalya 

Termessos kuşkusuz dünyadaki en güzel manzaralardan birine sahip. Büyük İskender'in bir türlü fethedemediği bu antik kent bu özelliğini biraz da sahip olduğu coğrafi konumuna borçlu. Beydağları eteklerinde bulunan Termessos, antik dönem şartlarında oldukça gelişmiş bir yağmur suyu toplama sistemine de sahipti. Kentin surlarında bulunan gözetleme kuleleri, 4.500 kişilik tiyatrosu, iki Artemis Tapınağı, agora ve odeon yapıları bu Psidia kentinin günümüze ulaşan muhteşem kalıntılarıdır.

Arykanda, Antalya 

Elmalı - Finike yolu üzerinde bulunan Arykanda Antik Kenti, tarihi öneminin yanı sıra içinde bulunduğu muhteşem doğayla da hayranlık uyandıran bir bütünlüğe sahip. Antik dönemde Anadolu'nun yerli halkı Luvilerin yaşadığı bir yer olan Arykanda, sahilden yaklaşık 40 kilometre kadar içeride yer alır. Antik dönemde Anadolu'nun içlerine giden ticaret kervanları için ideal bir mola verme mesafesinde bulunan Arykanda bu sayede önemli bir konaklama merkezi haline gelir. Ormanlık bir alanda deniz seviyesinden 800 metre yükseklikte kurulan Arykanda'da sedir ağacının bolluğundan ötürü ormancılık önemli bir gelir kaynağıydı. Bir Likya kenti olan Arykanda'da tiyatro, odeon, sukemeri, stadion ve agora gibi önemli anıtsal yapıların kalıntılarını gezmek mümkün.

Ksanthos, Antalya 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Ksanthos (Xanthos), Kalkan ile Fethiye arasındaki bölgede yer alır. Bir Likya kenti olan Ksanthos, ünlü Likya birliğinin de başkenti olma özelliği taşıyordu. Komşuları Lidyalıların aksine savaşçı bir toplum olan Likyalılar Anadolu'nun yerli halklarındandır. Bağımsızlıkları için toplu intiharı göze alan Ksanthoslular, Perslere karşı gösterdikleri direnişle ünlenmişlerdir. 19. yüzyılda Anadolu'daki pek çok antik kentin kaderine benzer bir son yaşayan Ksanthos'taki pek çok eser Avrupa'nın ünlü müzelerine kaçırılmış veya izinle götürülmüştür. Kentin beş bin kişilik antik tiyatrosunda bulunan derin orkestra çukurunda Roma döneminde gladyatör dövüşleri de düzenlenmiştir.

Rhodiapolis, Antalya 

Antalya'daki yolculuğumuz Rhodiapolis Antik Kenti ile devam ediyor. Kumluca ilçesi sınırları içinde bulunan Rhodiapolis'in Likya'nın en zengin isimlerinden biri olan Opramoas'ın yaşadığı kent olarak da bilinir. Opramoas yaşadığı dönemde bölgede sık sık meydana gelen depremlerde zarar gören komşu kentlere yaptığı yardımlarla da çok sevilen bir isim haline gelmiştir. Yaklaşık üç bin kişilik antik tiyatrosunun yanı sıra Rhodiapolis, agorası ve kütüphanesiyle de dönemin önemli yerleşimlerinden biriydi.

Olimpos, Antalya 

Kemer-Kumluca yolu üzerinden ulaşabileceğiniz Olimpos, günümüzde bungalov konaklama tesislerinin ve milli parkın yanı sıra aynı zamanda tarihi bir antik kente de ev sahipliği yapmakta. Esas olarak Musa Dağı'nda kurulu olan Olimpos Antik Kenti'nin limanının bulunduğu bölge Korykos olarak adlandırılmaktaydı. Yani bugün turistlerin antik kalıntıları gezdiği bölge aslında Korykos. Roma döneminde yönetimi oldukça zor olan ve sürekli eşkıya barındıran tepelere ev sahipliği yapan bu bölgenin halkı zorla Olimpos'a yerleştirilmiştir. Hemen yanındaki yanartaşın ateş tanrısı Hephaistos'un ocağı olmasından ötürü kutsal kabul edilen bölge zaman içerisinde dikkat çekici bir yer haline dönüşmüştür. Yaklaşık 5 bin kişilik antik tiyatrosu, nekropol alanı, hamamı, agorası ve taşkınları önleme amaçlı inşa edilen taş duvarlarıyla Olimpos mutlaka görüşmesi gereken bir antik yerleşim.

Pınara, Antalya 

Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan ve dönemdeki adıyla Likya, muhteşem doğasının yanı sıra mimari açıdan başyapıt kabul edilen antik yapılara ev sahipliği yapan çok sayıda antik kenti sınırları içerisinde barındırıyor. Bunlardan biri de Kaş - Fethiye yolu üzerinde bulunan Pınara Antik Kenti. Strabon'a göre Likya'nın en büyük kentlerinden biri olan Pınara, Troia'da savaşan kahramanlarıyla da ünlüydü. Yerel halkın Delikli Asar dediği gömüt delikleri, mimari olarak dikkat çekici bir yapıdadır. Bununla birlikte Pınara'nın antik tiyatrosu, hamamı, odenu, akropol ve agorası da mutlaka görülmesi gereken tarihi yapılar arasında bulunuyor.

Patara, Antalya 

Şimdi rotamızı şu ana kadar bahsettiğimiz Likya Birliği kentlerinin merkezi olan Patara'ya çeviriyoruz. Patara'nın merkez olarak kabul edilmesinin nedeni Likya Birliği'ne parçası olan 23 kentin bu kentteki meclise temsilci göndermeleridir. Dünyanın en ünlü kumsallarından birine de ev sahipliği yapan Patara, Fethiye - Kaş yolu üzerindedir. Antik dönemde çok önemli bir liman kenti olan Patara, yönetim biçimiyle hem ABD hem de AB için bir örnek model olmuştur. Fransız düşünür Montesquieu tarafından gelmiş geçmiş en demokratik yönetim yapısı olarak tanımlanan Likya Birliği'nin merkezi olan Patara, bouleuterionu, antik tiyatrosu ve daha pek çok tarihi yapısıyla hayranlık uyandıran bir güzelliğe sahiptir. Mitolojiye göre Apollon'un doğduğu yer olarak da kabul edilen Patara, devrin inanç dünyasında da büyük bir öneme sahipti.

Phaselis, Antalya 

Antik dönemde üç farklı limana ev sahipliği yapan Phaselis, Antalya Tekirova yakınlarındadır. Ünlü tatil bölgesi Kemer'e 15 kilometre uzaklıkta yer alan Phaselis Antik Kenti, tarih boyunca ticaretle ayakta kalmış ve dolayısıyla da sık sık istilâ tehdidiyle karşılamıştır. Bölgenin yerli halkı olan Luviler zaman içerisinde Persler, Makedon-Hellenler ve Romalıların egemenliğine girmiştir. Büyük İskender, askeri seferi sırasında bölgede konaklamıştır. Athena, Hestia ve Hermes'e adanan tapınakların bulunduğu bu Likya kenti antik tiyatrosuyla da dikkat çekmekte

Aspendos, Antalya 

Şimdi de Orta Akdeniz'de bulunan ve antik tiyatrosuyla ünlü Aspendos'a doğru yol alalım. Antalya il merkezine 45 kilometre uzaklıkta bulunan Aspendos Antik Kenti, Selçuklular döneminden itibaren Belkıs olarak anılmıştır. Milattan sonra 161'de yapımına başlanan Aspendos Antik Tiyatrosu'nun inşası 19 yıl sürmüştür. Bir liman kenti olan Aspendos, at ve üzüm yetiştiriciliğiyle ünlüydü. 7 bin kişilik antik tiyatrosu, nekropolü, sukemeri, Roma köprüsü ve stadionun bulunduğu Aspendos'ta Hristiyanlık döneminde bir de bazilika inşa edilmiştir. Burası günümüzde ünlü konserlerin yanı sıra Hollywood yapımı filmlerin de ilgi odağı olmayı başarmış durumda.

Side, Antalya 

Rotamızı Antalya'nın dünyaca ünlü bir diğer antik kenti olan Side'ye çeviriyoruz. Antalya - Alanya yolu üzerinde Manavgat yakınlarında yer alan Side Antik Kenti'nde tersaneler bulunmaktaydı. Antik Çağ'da köle ticaretinin yapıldığı bir yer olan Side, Pamphylia'nın önemli yerleşimlerinden biriydi. Bir yarımada üzerine kurulu olan Side'nin antik tiyatrosu, pek çok benzerinin aksine bir yamaca yaslanmadan inşa edilmiştir. Bu yönüyle Roma döneminin önemli mimari örneklerinden biri olma özelliği taşır. Yaklaşık 10 bin kişilik bu antik tiyatronun yanı sıra, agora, hamam, sütunlu cadde, Dionysos, Apollon, Men ve Athena adına yapılan tapınakların yanı sıra bazilikalar ve ve nekropol, Side'nin mutlaka görülmesi gereken tarihi yapıları arasında bulunur.

Perge, Antalya 

Hititler tarafından Parha olarak anılan Perge'nin geçmişi altı bin yıl öncesine dayanmakta. Pamphylia düzlüğünde bulunan Perge, Antalya il merkezine 18 kilometre uzaklıktadır. Eldeki kaynaklarda antik dönemde bir liman kenti olduğu anlaşılan Perge, yine bu dönemde festivalleriyle de ünlü bir yerleşimdi. Ticaretin ön planda olduğu kent tarih boyunca bu özelliğini korumaya çalışmıştır. Büyük İskender'in herhangi bir direnişle karşılaşmadan fethettiği yerlerden biri olan Perge, dört anıtsal çeşmeye, sütunlu caddeye, agoraya, iki büyük hamama, stadiona ve 12 bin kişilik tiyatroya ev sahipliği yapmakta.

Kanytella, Mersin 

Antalya'dan geçerken Mersin il sınırları içerisinde bulunan Kanytella'ya ya da diğer adıyla Kanlıdivane'ye ulaşıyoruz. Dağlık Kilikia sınırları içerisinde kalan Kanytella, antik çağda bir liman kenti olma işlevine sahipti. Milattan önce 3. yüzyıldan itibaren milattan sonra 7. yüzyıla kadar kesintisiz biçimde yerleşimin bulunduğu bir kent olan Kanytella, Doğu Roma İmparatorluğu zamanında önemli bir Hristiyanlık inanç merkezi haline de gelmiştir. Antik kentte günümüze kadar ulaşan sur kalıntıları, Helenistik dönemden kalma kule, büyük bir kilise, bir bazilika ve büyük bir nekropol alanı bulunmakta. Kanytella ve içinde yer aldığı bölge tıpk bugün olduğu gibi antik dönemde de çok önemli bir zeytinyağı üretilen coğrafyaydı.

Alahan, Mersin 

Mersin'deki yolculuğumuz Alahan ile devam ediyor. Bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi tarafından "ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı, 1300 metre yükseklikte bulunmakta. Aziz Paul ve Barnabas'ın Anadolu coğrafyasında Hristiyanlığı anlatmak için bölge bölge dolaşırken konakladıkları ve bir süre yaşadıkları yer olan Alahan, İncil tasvirleri, üzüm ve balık çizimlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Anavarza, Adana 

Troia'dan başladığımız bu uzun antik dönem yolculuğumuza Adana'daki Anavarza ile devam ediyoruz. Mozaikleriyle ünlü bir yerleşim olan Anavarza, Adana'nın Kozan ilçesi sınırlarındadır. Adının kaynağının Luvilerden geldiğine inanılan Anavarza, Roma döneminde Kilikya bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olma özelliği taşımaktaydı. Sütunlu caddesi, 7500 kişilik tiyatrosu, kaya gömütleri, havuzları, akropolü, stadionu, sukemeri ve zafer takının yanı sıra Hz. Ali'nin kılıcıyla yardığına inanılan Ali Kesiği de Anavarza'da mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.

Karatepe, Osmaniye 

Osmaniye sınırları içerisinde bulunan Karatepe, antik yolculuğumuzun bir diğer adresi. Karatepe Aslantaş Milli Parkı'nın içerisinde bulunan Karatepe, Geç Hitit Dönemi'nin iyi korunmuş yerleşimlerinden biri olma özelliği taşımaktadır. Antik yerleşimde en dikkat çekici noktalardan biri de sahip olduğu ince bir ustalık işi kabartmalardır. Günümüze kadar ulaşmayı başaran bu kabartmalar bölgeyi ziyaret edenleri etkilemekte.

Zeugma, Gaziantep 

Gaziantep'in Nizip ilçesinin 10 kilometre uzağında yer alan Zeugma Antik Kenti, dünyaca ünlü mozaiklere ev sahipliği yapmakta. Bu mozaiklerin büyük bir bölümü, Gaziantep'in merkezindeki Zeugma Müzesi'nde sergilenmektedir. 1. Selevkos Nikator, MÖ 300’de, Büyük İskender’in, Fırat Nehri’ni geçtiği yerde, Selevkeia Euphrates ismiyle bir kent kurmuştur. Bu kentin karşısına da eşi Apama’nın adıyla başka bir kent kuran 1. Selevkos, bu iki kenti bir köprüyle birbirine bağlamıştır. Kent Roma döneminde birleştirilerek adı, geçit-köprü anlamında “Zeugma” olarak değiştirilmiştir. Zeugma Antik Kenti, özellikle Roma döneminde inşa edilen villaları ve bu villalardaki mozaikleriyle ünlüydü.

Dara, Mardin 

Anadolu coğrafyasının çokkültürlü yapısını en iyi yansıtan şehirlerden biri olan Mardin'e geçiyoruz. Mardin kent merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Dara Antik Kenti, Doğu Roma İmparatorluğu'nun en doğu sınırında, devleti Sasanilere karşı korumak amacıyla askeri bir kent olarak inşa edilmiştir. Kayaların oyulmasıyla inşa edilen Dara Antik Kenti, dört kilometre uzunluğunda bir sura sahiptir. Kent içinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi kalıntıları bulunmakta

Hattuşa, Çorum 

Bu uzun antik yolculuğumuzun son rotası, içlerinde en eski yerleşimlerden biri olan Hattuşa. Çorum'un merkezine 82 kilometre uzaklıkta bulunan Hattuşa, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde de yer almakta. Anadolu'nun ilk imparatorluğu olan Hititlere başkentlik yapan Hattuşa, dönemin en gelişmiş mimari eserlerine ev sahipliği yapan kentlerden biriydi. Hititlerden sonra da yerleşim yeri olmaya devam eden Hattuşa'da Frig, Roma ve Doğu Roma izlerine de rastlanmıştır. Ünlü aslanlı kapının yanı sıra Hitit Kralı 4. Tuthaliya için yapılan kabartmalar, Hattuşa'nun en dikkat çekici yönleri arasındadır.

Ani, Kars 

Rotamızı doğuya, Türkiye - Ermenistan sınırına çeviriyoruz. Kars'ta bulunan Ani Antik Kenti 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Orta Çağ'da Ermeni Pakraduni Hanedanlığı'nın başkentliğini yapan Ani, bu devirde bölgenin en önemli kentlerinden biri olma özelliği taşıyordu. En parlak dönemini 10. yüzyılda Kral 2. Smpat döneminde yaşayan Ani'den günümüze önemli kalıntılar ulaşmıştır.

Kaynak:Milliyet

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66