Prof. Dr. Mahmut Yardımcı, kaleme aldığı son makalesinde Türkiye’nin milli hafızasını ve bağımsızlık sembollerini hedef alan dil tartışmalarını masaya yatırdı. Milli marşların sadece birer beste veya güfte olmadığını vurgulayan Yardımcı, bu metinlerin bir ulusun varlık iradesini temsil ettiğini belirtti.
BİR MİLLETİN HAFIZASI VE MİLLİ KİMLİK
Bir ulusun bayrağını değiştirme teklifiyle, milli marşını başka bir dilde okuma fikri arasında hiçbir fark olmadığını savunan Yardımcı, bu tür yaklaşımların şaşırtıcı boyuta ulaştığını ifade etti. İstiklal Marşı’nın Kurtuluş Savaşı’nın içinden doğan bir irade beyanı olduğunu hatırlatan profesör, her bir kelimenin tarihsel bir mücadeleyi taşıdığını vurguladı. Mehmet Akif Ersoy’un bu eseri bir edebiyat metni olarak değil, bağımsızlık nişanesi olarak gördüğünü ve bu yüzden ödülü reddettiğini dile getirdi.
Yardımcı, zaman zaman gündeme gelen "İstiklal Marşı Arapça okunmalı" şeklindeki görüşlerin basit bir tercüme meselesi olmadığını söyledi. Bu durumu geçmişteki Amerikan mandası savunuculuğu ile eş değer tutan Yardımcı, milli sembollerin sınırlarının net olduğunu belirtti.
DÜNYA ÖRNEKLERİ VE MİLLİ DİLİN ÖNEMİ
Dünyanın hiçbir modern devletinde milli marşın başka bir dilde seslendirilmesinin kabul görmeyeceğine dikkat çeken Mahmut Yardımcı, konuyu şu örneklerle detaylandırdı:
-
Almanya’da milli marşın İngilizce okunması hayal dahi edilemez.
-
Fransa, kendi marşı olan "La Marseillaise"in İspanyolca söylenmesine asla izin vermez.
-
Hiçbir Arap ülkesinde kendi marşlarının Türkçe okunması normal karşılanmaz.
Yardımcı, Arapların Türk marşını kendi dillerine çevirip kendi marşları olarak kullanmalarında bir sakınca olmadığını ancak Türk milletinin marşının sadece Türkçe söylenebileceğini ifade etti.
DİLİNİ KAYBEDEN MİLLETLER YOK OLUR
Cemil Meriç’in "Dil bir milletin hafızasıdır" sözüne atıfta bulunan Prof. Dr. Yardımcı, dilin sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda bir beka meselesi olduğunu savundu. İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan "Korkma" ifadesinin, işgal altındaki bir vatanın karanlığında doğan tarihsel bir bağlama sahip olduğunu belirtti. Bu bağlamın tercüme yoluyla başka bir dile aktarılmasının imkansız olduğunu söyleyen Yardımcı, hafızanın çevrilemeyeceğini, ancak nesilden nesile taşınabileceğini ekledi.
BAĞIMSIZLIK RUHU TERCÜME KABUL ETMEZ
Milli marşların dili değiştiğinde geriye sadece ruhsuz bir melodinin kalacağını belirten Yardımcı, İstiklal Marşı’nı var eden temel unsurun o dizelerdeki ruh olduğunu vurguladı. Bu ruhun yalnızca bedel ödeyen bir milletin evlatları tarafından hissedilebileceğini ve bu ruhun tek bir dilinin olduğunu, onun da Türkçe olduğunu ifade etti.
Yazısını, Mehmet Akif Ersoy’un tarihi duasıyla sonlandıran Yardımcı, bir milletin kendi marşını kendi diliyle söylememesi durumunda o marşın aidiyetini kaybedeceği uyarısında bulundu.





