Refik Ünal, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde özellikle cezaevi direnişleri ve işçi sınıfı mücadelesiyle tanınan önemli bir figürdür. 12 Eylül askeri darbesinin ardından yükselen devrimci hareketler içerisinde aktif rol alan Ünal, Marksist ve komünist ideolojiye bağlılığıyla öne çıktı. Mücadele hayatına Ankara’da adım atan Ünal, özellikle sanayinin kalbi sayılan OSTİM ve Sincan bölgelerinde örgütlü işçi çalışmalarını yürüttü. Ankara'daki deneyimlerinin ardından faaliyetlerini İstanbul’a taşıyan Ünal, yaşamının sonuna kadar devrimci değerleri savundu. Kamuoyu onu sadece bir aktivist olarak değil, inandığı değerler uğruna ağır bedeller ödeyen dirençli bir irade olarak tanıdı.
1996 ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİ VE ÖDENEN AĞIR BEDELLER
Refik Ünal ismini Türkiye gündemine asıl taşıyan olay, 1996 yılında cezaevlerinde başlatılan Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu eylemleri oldu. Cezaevi koşullarını ve hak ihlallerini protesto etmek amacıyla başlatılan bu süreçte Ünal, en ön saflarda yer aldı. Uzun süren açlık grevi boyunca vücudunda kalıcı hasarlar oluşmasına rağmen geri adım atmadı. Bu süreç sonunda pek çok direnişçide görülen Wernicke-Korsakoff Sendromu ve ciddi sinir sistemi bozuklukları Ünal’ın sağlığını kalıcı olarak etkiledi. Ancak yaşadığı fiziksel zorluklar, onun ideolojik kararlılığını sarsmadı ve bu duruşu onu devrimci çevrelerde bir sembol haline getirdi.
REFİK ÜNAL’IN MESLEKİ HAYATI VE KİŞİSEL BİLGİLERİ
Refik Ünal, her şeyden önce işçi kökenli bir mücadele insanı kimliği taşıyordu. Ankara OSTİM’deki çalışma yıllarında emeğin ve üretimin bizzat içinde yer aldı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde geçimini sağlamak amacıyla farklı sektörlerde emek veren Ünal, son yıllarında elektrik ve kamera sistemleri üzerine teknik işler yaptı. Doğum yeri ve kesin yaşı hakkında resmi bir kayıt bulunmasa da 1996 yılındaki direniş tecrübesi ve yaklaşık otuz yılı aşan mücadele geçmişi, onun 60’lı yaşlarının ortasında olduğunu gösteriyor. Onu tanıyanlar, günlük iş hayatındaki mütevazı tavrıyla siyasi kimliğindeki ödün vermez duruşu harmanlayan bir karakter olarak tanımlıyor.
ÖLÜMÜ VE SPOR CAMİASINDA YARATTIĞI YANKI
Refik Ünal, 16 Ocak 2026 gecesi İstanbul’daki evinde aniden fenalaşarak hayatını kaybetti. İlk incelemeler Ünal’ın kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini gösterirken, bazı kaynaklar ölüm sebebini aort yırtılması olarak bildirdi. Tıp çevreleri, 1996 yılındaki uzun süreli açlık grevlerinin yarattığı kronik hasarların bu ani ölümü tetiklemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Ünal için 18 Ocak 2026 tarihinde İkitelli Cemevi’nde düzenlenen geniş katılımlı törenin ardından cenazesi Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa verildi. Vefatı; sosyal medya mecralarında, işçi örgütlerinde ve sol yayın organlarında büyük bir yasla karşılandı. Takipçileri ve yol arkadaşları, Ünal’ı bir "direniş abidesi" olarak uğurladı.





