Kurtuluş Bayramını müzikal gösteriye dönüştürdüler!

12 Şubat Kurtuluş Bayramı 90. yıldönümünde tören gösterisi olarak Kahramanmaraşlılara ve davetlilere izlettirilen “Özgürlük için!” adlı gösteri, sanatçı ve dansçıların performans düşüklüğü ve tarihsel olayları yansıtamaması nedeni ile izleyenlerden ve halktan büyük tepki çekti.

90 yıldır devam eden ve Kahramanmaraş’a has özellikleri olan 12 Şubat Kurtuluş gününün ruhu anlaşılmadan yapılan üçüncü sınıf dans gösterisi, 12 Şubat’ın şanlı tarihini anlatmaktan yoksundu ve bir hayli de uzak kaldı.

Kurtlar Vadisi adlı popüler dizinin yardımcı oyuncularıyla yapılmaya çalışılan canlandırmalarda geçen yıllarda hissedilen milli duygu yoğunluğu ne yazık ki hiç ama hiç hissedemedik. Kurtuluş Bayramı töreni adeta bir müzikal gösteriye dönüştürülmüş gibiydi.

İmam- Hatip ve Endüstri Meslek Lisesi’nde okuyan Kahramanmaraşlı gençlerinin rol değil yüreklerinde hissettikleri coşkulu hitabetten çok uzak konuşmalar hayal kırıklığına neden oldu.

Sanatçıların başarılı oyuncular olmasına rağmen Kahramanmaraş’ın kurtuluşunun önemini anlamadan şehre geldikleri aşikârdı. Paralı oyuncuların “rol” yaptıkları her halinden belli canlandırmalar sunması hiç ama hiç yakışmadı. Yoksa belediye kendilerinden parayı mı esirgemişti ki…

Özellikle bayramdan bir gün önce yani 11 Şubat akşamı Kahramanmaraş’ın çeteleri davullarla çarşı-pazarı düğün, bayram yerine çevirir. Çoluk-çocuk aileleriyle bu gösteriye gelir; Maraş’ın dışında bulunamayacak o coşkuyu yaşarız.

Bunlardan habersiz Maraş’a ve protokole en önemlisi de canlandırdıkları kahramanların huzurunda ayakta ve saygılı bir üslupla şiir takdimi yapması gereken Bedirhan Gökçe’nin oturuş tarzı, paltosunu kartal kanat omzuna atıp ‘bir an önce okuyup gitsek’ tavrı ünlü sanatçıya pek yakışmadı.

Daha önemlisi 11 Şubat’ta yapılan gösterilerde yüzlerce çetenin onlarca davulla yaşadığı eğlenceye sahneden müdahale etmeye çalışması da bir hayli tepki topladı.

Çetelere ve davulculara ‘biraz sessiz olun’ diyerek şiir okuyacağını söylemesi üzerine bir grup çete meydanı terk ederken, eğlenceler yüksek gürültü nedeniyle erken saatte sona erdi. Bazı çeteler ise; ‘dağdan gelip bağdakini kovuyorlar’ şeklinde yüksek sesle tepkisini koydu.

En acı olanı ise Gökçe'nin 'dervişin fikri ne ise zikri o olur' hesabı törenin bitişindeki son sözüydü. Maraşlılara dönerek adeta alay edercesine sizde bu para ve akıl oldukça daha çok geliriz anlamında "Cebinizden para eksik olmasın."demesi idi.
Unutulmasın ki 12 Şubat parayla değil ecdadın kanı ile kazanılmış bir kahramanlıktır.

Yıllardır; sadece Kahramanmaraş’ta yaşanacak bir kurtuluş olmasıyla övündüğümüz kurtuluş bayramımız bu izahtan yoksun üçüncü sınıf gösteriyle sadece basit bir konser havasına büründürülmesi asla ve asla kabul edilemez.

Abdal Halil Ağa olayı canlandırmasında Abdal Halil Ağa rolünü oynayan Kurtlar Vadisi’nin Doğu beyi Altan Akışık gerçeklikten çok uzaktı. Sesi bile zor çıkıyordu. Gösterideki konuşmalar bir kahramanlık gösterisinden ziyade adeta Hacivat-Karagöz gösterilerini andırıyordu.

Abdal Halil Ağa’yı canlandıran oyuncunun; “çomağımı kardeşimin böğrüne (yani böbreklerine) vurmam” demesi de tarihi olaya yeterince çalışmadıklarının açık bir ispatı oldu. Hâlbuki Abdal Halil Ağa; “Din gardaşlarımın bağrına çomak vurmam” demişti. Her ne kadar önemsiz bir ayrıntı gibi olsa da tarihsel olaylara sadık kalınsa iyi olurdu.

İmam-Hatipli gençlerin bütün samimiyetleriyle oynadıkları Sütçü İmam canlandırmasını da mumla aradık. (Hele hamam önünde kadınlara saldıranları arkadan vurması ise gözden kaçan bir ayrıntı oldu.)

Kalede bayrak canlandırması sırasında camide saf tutan cemaatin camiden oyun oynayarak çıkması bile 12 Şubat ruhunun ne yazık ki bilinçli olarak sulandırılmaya çalışıldığını düşündürdü.

Yıllardır 12 Şubat’ın davulunu çalan Maraşlı davulcuların yerine Ankara’dan gelen bir dans ekibine davul verilerek şov yaptırılmaya çalışılması da Maraşlı abdalları rencide etti. Davul bile çalamayan bu ekibe play-back yapılarak davul çalıyormuş gibi rol yaptırıldı.

Diğer yandan şehre her yıl dışardan özellikle çevre illerden gelen Kuvay-ı milliye ve gazi dernekleri Kahramanmaraş Belediyesi’nin kendilerine yeterli araç temin edemediği için az sayıda kişiyle katıldıklarını dile getirdiği bir dönemde, böyle basit bir gösteriyi kim akıl edip üstüne para vererek Maraş getirdi doğrusu çok merak ediyoruz.

Gösteride oynanan halk oyunlarının hiç birisi Maraş yöresine ait değildi.

Maraşlıları bu kadar basit görerek şehre gelinilmesini Kahramanmaraşlı birisi olarak kınıyoruz. Muhafazakâr kimliğini ön planda tutan Belediye Başkanı Sayın Mustafa Poyraz’ın 12 Şubat’ı dansçı kızlarla kutlayacağını söyleseler sanırız hiç kimse inanmazdı. Gerçi kendisi iyi niyetten bu şekilde maraz çıkacağını nereden bilebilirdi ki....(Sayın Poyraz, bu işin sorumlularından mutlaka hesap sormalıdır..)

Burada sahne alan Tuana Dans grubu kendi çapında bir ekiptir. 12 Şubat’ın prestij gösterisini yapacak çapta olmadığı ise açıkça görüldü. Dansçı kızların üstündeki kıyafetlerin dahi Maraş’la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktu.

Oynanan oyunlar ise Antep, Adıyaman, Muş ve Hakkâri yöresinin oyun ve müzikleriydi.

Maraş’la alakası olmayan bir gösteriyi sırf caf- caflı bir ışık ve ses paketi içinde bize yutturmaya çalışmak, Maraşlıları küçük görmek değil de nedir?

Bir sinema yönetmeni olan (Kahramanmaraşlı) Ahmet Okur’un dans gösterisini ‘sadece para için’ yönettiğini söylesek yanlış olmaz. İnsan yaptığı işin hakkını vermez mi?

Maraşlılardan alınan paralarla yapılan bu gösterilerin iyice sorgulanması gerekir.

Mustafa Poyraz’ın iyi niyetle bu gösteriye izin verdiğine can-ı yürekten inanıyoruz. Belki bu hususları gösterecek kurmay ve danışman kadrosu olmadığı için sadece ‘ışık, ses ve sahne düzeninin caf-cafına aldanıp bunu kabul etmiştir’ diye düşünüyoruz.

Sahnede Maraşlı hiç kimse bulunmazken sadece bir belediye yetkilisinin kızının Sütçü İmam olayının canlandırılması sırasında çıkması ise hepimizi mutlu etti (!).

İsmi bizde mahfuz ey belediye yetkilisi; kızınızın sahneye çıkması ile duyduğunuz hazzı, diğer gençlerin, mahalle çetelerinin ve İmam Hatipli gençlerin duymasına mani olunulmamalıdır. Onların 12 Şubat ruhunu geleceğe taşıması için Kahramanmaraş Belediyesi’nin fırsat vermesi gerekmez miydi?

Yıllardır mehter takımıyla, maddi zorluklar içerisinde sahnede Maraşlı gençlerin yer alması eksiğiyle hatasıyla kabul edilebilirdi. Çünkü onlar para almadan Maraşlı ruhuyla bu gösterileri yapıyordu.

Sonuç olarak; biz bu 12 Şubat’ta ne umduk ne bulduk. 12 Şubat’ı tüm Türkiye’ye yayalım derken evimizde ki bulgurdan da olduk.

Sahi son söz: Bu; dışı kalaylı içi vay vaylı gösteriler için Kahramanmaraş Belediyesi’nin kasasından ne kadar para çıktı? Bunu bilmek hakkımız sanırım. (Çünkü o bütçe benim garibanımın ödediği su paralarından oluşuyor da….)

Bu vesile ile şanlı bayrağımıza İstiklal Madalyası taktırarak Kahraman olmamızı sağlayan şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaşayan gazilerimize ise Cenâb-ı Allah’tan uzun ömürler diliyoruz.

Yeniden görüşmek üzere…

EDİTÖR