TÜRKİYE Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok vefat etti.
Rahmetli, “katı laikçi” bir profil çizerdi.
“Yekta Güngör Özden/Vural Savaş/Sabih Kanadoğlu” geleneğinin tipik bir temsilcisi gibi bir izlenim verirdi.
Şöyle bir imaj:
Laiklik için atan bir kalp ve irtica tehlikesine karşı keskin bir duyarlılık.
Yakın tarihte büyük tartışmalara yol açmış sözlerden biri onundur.
Şöyle demişti:
“İmam hatip mezunu olmuş birisinin Başbakan olmasını içime sindiremiyorum.”
* * *
Şimdi bir “Özdemir Özok anısı” anlatmanın tam sırasıdır:
“İçime sindiremiyorum” açıklamasından kısa bir süre sonra kendisiyle bir yerde karşılaşıp bir muhabbet çevirdik.
O sohbette şunu fark ettim:
Karşımdaki dinlemesini bilen, espriye açık, sesinde şefkat tınısı olan, çok uygar bir adamdı.
Bu özelliklerinden de cesaret alarak sohbetin sonuna doğru, “İmam hatip mezunu olmuş birisinin Başbakan olmasını içinize sindiremiyorsunuz. Ben de imam hatip mezunu olmuş birisiyim. Benim köşe yazarı olmamı içinize sindirebiliyor musunuz” dedim.
Cevap verdi: “İmam hatiplerde mantık ve felsefe dersleri okutulmuyor. O nedenle öyle dedim.”
İtiraz ettim: “Hayır... Size yanlış bilgi verilmiş. İmam hatiplerde felsefe ve mantık dersleri okutuluyor. Lütfen bu konuyu araştırınız...”
Mahcup oldu: “Araştırmama hiç gerek yok, size inanıyorum.”
O gün verdiğim hüküm şu oldu:
“Özdemir Özok dediğim dedik diyen ve asla ikna olmayan benzerlerinden farklı bir adamdır.”
* * *
“Rahmetli” beni yanıltmadı.
AK Parti’nin yüzde 47 oy aldığı gün çıkıp şöyle dedi:
“Tayyip Erdoğan oyunu kurallarına göre oynayıp yüzde 47 oyla aslan gibi gelmiştir.”
Kendisine “Ama daha önce içinize sindiremediğinizi söylüyordunuz” denilince de şu karşılığı verdi:
“Biz halkımızın yüzde 47 oy verdiği bir partiye saygı duyarız. Demek ki halk, bizim Başbakan’da göremediğimiz bir şeyler görmüştür. Demokrasi kültürü bunu gerektirir.”
* * *
Cepheleşme dönemlerinde detaylar hep ıskalanır.
Ya siyahsındır, ya beyaz. Ya dostsundur, ya düşman. Ya onlardansındır, ya bizden...
“Ölülerinizi hayırla yâd ediniz” düsturu bile elin tersiyle itilir, hemen cehennem ateşleri yakılır.
Oysa “Ölülerinizi hayırla yâd ediniz” düsturunun her zaman bir hikmeti olmuştur ve o hikmet hep fark edebildiğimiz ya da fark edemediğimiz detaylarda saklanmıştır.
Özdemir Özok’u o detaylar aşkına saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Biliyor muydunuz?
* Cemal Süreya’nın Nazlı Ilıcak için “Antikomünizmin Ajda Pekkan’ı...” dediğini...
* Meclis bahçesinde sigara içen milletvekillerinin, “Başbakan geliyor” haberini alınca büyük bir telaş içinde sigaralarını söndürdüklerini...
* Sabah Gazetesi’nin tepesinde yer alan Sadık Abi’nin küçük oğlu Serhat’ın bir medya sitesinden sağa sola küfürler ettirdiğini...
* Bülent Arınç’ın gelininin başının açık olmasının İslami kesimin derin ve dar alanları içinde rahatsızlık uyandırdığını...
* Her “Starım” diyende star ışığının bulunmadığını...
* Fethullah Gülen’in 28 Şubat’ta Erbakan’a “Hükümeti bırak, ülkeyi daha fazla germe” dediği için pişmanlık duyduğunu...
* Başkentte yeni açılan “Rixos Grand Ankara Oteli”nin, tek parti dönemi Ankara’sının Ankara Palas’ı haline geldiğini...
Ve sonunda buldum
KIRK kapı çaldım... 40 kapıdan teyit aldım...
Ve sonunda gerçeğe ulaştım.
Arkadaşlar! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki konuşma metinlerini hazırlayan isim bulunmuştur.
O isim Aydın Ünal’dır. Lütfen bir yere kaydedin...
Aydın Ünal, Ankara’nın sıkı entelektüellerinin takıldıkları Vadi Yayınları çevresindendir... Erbabı kalemdir... Şairliği de vardır... Bosna ve Filistin konusunda özel
duyarlılık sahibidir... Yaşı gençtir... Uzun bir süre Hak-İş’in basınla ilişkiler bölümünde çalışmıştır... Ön plana çıkmayı sevmeyenlerden, sütre gerisinde kalmayı tercih edenlerdendir... İngiliz Filolojisi mezunudur...
Başbakan’ın son yaptığı şu konuşmalar onun kaleminden çıkmıştır: “Romanlar” konuşması... “Sinemacılarla buluşma” konuşması... “Edebiyatçılarla buluşma” konuşması... “Sanatçılarla buluşma” konuşması...
Bir 23 Nisan planı
BUNDAN sonraki ilk 23 Nisan’da bu köşeyi küçük bir kız çocuğuna bırakmayı planlıyorum...
Olay muhtemelen şöyle gelişecek:
Seçilmiş minik bir kız çocuğu bulacağım...
Ve ona, “Gel bakalım Ecesu... Bu köşe bugün senin...” diyeceğim.
Eğer minik Ecesu, “Ne yazacağım ben şimdi” falan diye sorarsa...
Ona şöyle bir karşılık vereceğim:
“Köşe yazarı değil misin? İster asar, ister kesersin...”
Anlayamadıklarım
* BİR: Yazılarında nobran, katı, sekter ve sert olan Mehmet Şevket Eygi’nin kişisel ilişkilerinde ve muhabbetlerinde nasıl o kadar yumuşak, nazik ve anlayışlı olabildiğini anlayamıyorum.
* İKİ: Uzatıldıkça uzatılan, yavaşladıkça yavaşlayan, seyirciyi aptal yerine koyan dizilerin hâlâ nasıl olup da reyting rekorlarını altüst edebildiklerini anlayamıyorum.
* ÜÇ: Et fiyatlarının Başbakan Erdoğan tarafından marketlerde teftiş edileceğine dair haberleri duyduğumda neden aklıma Putin’in Moskova marketlerinde yaptığı fiyat teftişi geliyor anlayamıyorum.
Ahmet HAKAN
[email protected]
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
İslam Memiş’ten Altın Yatırımcısına 2026 Uyarısı: "Manipülasyon Dönemi Başlıyor"
Rümeysa Eker Kimdir? Terme Belediye Meclis Üyesi Hakkındaki İddialar Neler?
Arda Öztürk Kimdir? Beşiktaş İddiaları ve Kariyeri
Aydın'daki vahşi cinayetin faili yakalandı! Yurt dışına kaçmak üzereydi
Muğla'da 3 gündür aranan yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Next