Dünkü yazımda biraz geriye gitmek ve son döneminde Avrupa’nın “esiri” haline gelen Osmanlı gerçeğini “kahramanlarını asan bir millet” detayı ile sizlere aktarmak istedim.

Keşke aktarmasaydım! Yazım, özünden saptı ve gelen mesajların bazılarında “oranın Boğazlayan” değil, “Boğazlıyan” olduğunu belirten cümleler vardı.

Sevgili dostlar, söz konusu yazımın sonunda da belirttim; Cuma akşamından beri “hayatımda hiç yaşamadığım” bir tansiyon sorunum var ve “dikkatimin” dağılması sonucu “bir harf” kayması ortaya çıktı. Olmaması lazım, böyle bir hataya düşülmemesi gerekli ama bizler de insanız ve “hatasız” olmamız mümkün değil.

Hatama üzüldüm ve üstünde düşündüm.

Ama bir gerçek vardı ki; beni “harf kaymasından” çok daha fazla üzdü.

O da “okuyucularımın” bazılarının anlatmak istediğim “gerçekleri” teğet geçip “kayan harflere” takılmalarıydı!

Özden saptılar, neler olduğunu ve anlatmak istediğim “tarihsel gerçeğin yansımalarını-sentezini” kaçırıp; “Boğazlanan” detayını anlamak yerine, “Boğazlayan-Boğazlıyan” çizgisinde boğuldular.

Devam etsinler! Almanlar “Majino hattını” geçtiklerinde, Fransızlar da “meleklerin cinsiyetini” tartışıyorlardı!

Uzun lafın kısası; bir ülkede uyanık olması gerekenlerin bir bölümü; verilmek istenen mesajı anlamak yerine “posta kutusunun kapağının vidası” ile uğraşıyorsa ve “bazıları anlatmaktan yorulmuş ve umudunu” kaybetmeye başlamışsa; orada “karşı atak” yapanlar çok yol almış demektir!

Lütfen yazının bundan sonrasını “herkes üstüne almasın”, kimlere seslendiğimi onlar biliyor; arkadaşlar, haydi bu yazıyı da alın, nerede “b”, nerede “v”, nerede “c” yanlış onları bulun!

Yıllar sonra çocuklarınız, torunlarınız “Aklınız nereye bakıyordu” dediğinizde “Sayfalarda hata bulup eğleniyorduk, ülke altımızdan kaymış” dersiniz! Vicdanen rahatsanız zaten hiç de üzülmezsiniz!

Sonuç: “Boğazlayanı-Boğazlıyanı” bırak, cesaretin ve gücün varsa; tarihsel süreçte Boğazlananlara bak!

Yiğit Bulut
[email protected]
Vatan