Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) 14 günlük bilim görevine başlayan Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı'yla konuştu.

Gezeravcı, konuşmasını Türk bayrağı önünde gerçekleştirdi.

Türkiye'nin ilk insanlı uzay misyonu, Milli Uzay Programı’nın ilk ayağını oluşturuyor.

Erdoğan-Gezeravcı diyaloğu

Erdoğan, Gezeravcı'yla kurduğu bağlantı sırasında, "Ülkemiz tarihindeki bu ilk ve çok önemli vazifeyi yerine getirmek için çıktığın yolda sana başarılar diliyorum." dedi.

Astronot Gezeravcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diyaloğunun sonunda "Allah'a ısmarladık" dedi ve istasyonda süzülerek kameranın kadrajından çıktı.

Erdoğan, söz konusu bağlantıda şu ifadeleri kullandı:

"Tüm milletimize ilham kaynağı oldun"

Milli Uzay Programımız kapsamında gerçekleştirdiğin bu kritik görevle çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere tüm milletimize ilham kaynağı oldun. Senin seyahatinle birlikte uzay çalışmalarında da artık yeni bir dönemin kapısını araladık. Orada bulunmandan kıvanç duyuyoruz.

Türk Hava Kuvvetlerimizin yetiştirdiği bir pilot olarak bu görev için en uygun aday sendin. Fakat bu kez pilot olarak çıktığın irtifadan çok daha öteye geçtin. Eminim zorlu bir yolculuk tecrübesi yaşadın.

Dünya'dan yaklaşık 400 kilometre uzaklıkta, yer çekimsiz ortamdasın.

"Deneylerin başarıyla tamamlanmasını ümit ediyorum"

İnsanlık ilk uzay misyonumuzun bir bilim misyonu olması, bizim için çok değerli. Böylelikle bilim literatürüne önemli katkılar sağlayacak çalışmalara Türk bilim insanları imza atmış olacak.

Fizikten kimyaya, biyolojiden malzeme bilimine orada çok farklı alanlarda gerçekleştireceğin deneylerin başarıyla tamamlanmasını ümit ediyorum.

"Yeni teknolojilere öncülük etmeyi amaçlıyoruz"

Alper, orada farklı ülkelerden gelen astronotlarla birliktesin. Onlara Türkiye'nin selamlarını özellikle ilet. Uzay alanında uluslararası iş birliklerimizi güçlendirirken, yürüttüğümüz çalışmalarla yeni teknolojilere öncülük etmeyi amaçlıyoruz.

Bu yönüyle de Uluslararası Uzay İstasyonu'nda gerçekleştirdiğin misyon çok önemli, çok kıymetli.

"Bayrağımızı Uluslararası Uzay İstasyonu'na taşımanın gururunu yaşıyorum"

Gezeravcı ise konuşmasında şunları söyledi:

Liderlik vizyonunuzun bir parçası olarak Türk astronot ve bilim misyonunda görev almaktan mutluluk duyuyorum.

Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye Yüzyılı'na adım atarken, bu önemli ve anlamlı görevde ülkemi temsil etmenin ve bayrağımızı Uluslararası Uzay İstasyonu'na taşımanın gururunu yaşıyorum.

Yıllarca uzayı başka milletlere ait olan bir rüya olarak kabul edip, hayal dahi etmekten çekinen ben de dahil, nice Türk gencine ve gelecek nesillerimize bu hayali gerçeğe dönüştürerek hediye ettiniz.

Kendimize olan özgüvenimizi ayağa kaldırmamıza ve pekiştirmemize imkan tanıdınız. Bunun için size minnettarım Sayın Cumhurbaşkanım.

"Hakikaten çok farklı bir deneyim"

Yer çekimsiz ortamda bulunmak hakikaten çok farklı bir deneyim. 8 ayı aşan süre çok yoğun eğitim ve titiz bir planlamanın ardından Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaşır ulaşmaz, görevime bu detaylı plana uygun şekilde başladım.

Bu faaliyetlerin ilk adımı, Türk astronot ve bilim misyonumuzun en önemli kısmını teşkil eden bilimsel deneylerimizi hassas şartlarda istasyondaki yerlerine aktarmaktı.

Deney düzeneklerimizi Uluslararası Uzay İstasyonu'na olan uçuşu gerçekleştirdiğimiz Dragon kapsülünden istasyon içerisindeki deney öncesi muhafaza konumlarına naklederek bu önemli ilk adımı tamamladım.

"Uzay istasyonundaki bu ortama çok hızlı bir şekilde uyum sağladım"

Bunun ardından da bahsettiğimiz planlı takvim dahilinde deneylerimize başladım. Buradaki görevim boyunca tüm bu deneyleri tamamlayıp, sonuçlarını beraberimde ülkemize getirmek üzere kayıt altına alıyor olacağım.

Buradaki ortamın Dünya'dan en önemli farkı, yer çekiminin yokluğu diyebilirim. Mikro yer çekiminde istasyonun içinde havada bir kuş misali özgürce hareket edebiliyoruz.

Tabiri caizse, kanatsız uçabiliyoruz. Uzay istasyonundaki bu ortama çok hızlı bir şekilde uyum sağladım. Daha Dragon kapsülünün içerisindeyken, fırlatmanın hemen ardından, buradaki çalışmalarıma hedeflediğimiz gibi başladım ve üçüncü gün itibarıyla planlandığı şekilde devam ediyorum. Aksaklık olmadan faaliyetlerimizi yürütüyorum.

Kenetlenme sürecini anlattı

Yolculuğun ilk kısmının amacı, Dünya'nın yer çekimine maruz kaldığımız alt atmosfer bölümünü aşarak uzaya ulaşmaktı. Bu kısım yaklaşık 10 dakika sürdü.

Yolculuğumuzun en riskli ve fiziksel olarak da en zorlayıcı kısmı buydu aslında. Ardından, yaklaşık 200 kilometrelik yörüngede Dünya çevresinde tur atarak Uluslararası Uzay İstasyonu'yla buluşmayı planladığımız zamana uygun şekilde hız ve irtifa ayarlarını gerçekleştirmeye başladık.

Sonrasında, istasyonun bulunduğu yörüngeye çıkıp, hassas manevralarla istasyona kenetlenmeyi gerçekleştirdik. Fırlatmanın ilk 10 dakikasında çok hızlı geçen bölümden sonra, Dünya yörüngesindeki turumuz yaklaşık 36 saat sürdü.

Fırlatma öncesinde uzman ekipler tarafından hava koşullarına, roketin ve kapsülün teknik durumuna dair sürekli takip ve kontroller yapıldı. Mevcut plan sürekli gözden geçirildi. Eğitimli ve deneyimli bir ekip olarak, her aşamada birbirimize sürekli destek verdik. Süreci yürüten uzmanlara güvenimiz tamdı.

"Anormalliğe karşı her zaman hazırlıklıydık"

Hastane Kafeteryasında Silahlı Saldırı: Denizli'de 7 Kişi Yaralandı Hastane Kafeteryasında Silahlı Saldırı: Denizli'de 7 Kişi Yaralandı

Herhangi bir anormalliğe karşı her zaman hazırlıklıydık. Fırlatma süreci sorunsuz şekilde ilerledi çok şükür. Planladığımız şekilde Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştık.

İstasyondaki ortamı Dünya'dakinden ayıran en önemli fark, yer çekiminin mikro düzeyde oluşu ve hissettiğimiz etkilerin de birçoğu buna bağlı. Vücudumuzda uzaya çıktığımız ilk andan itibaren, Dragon'ın içindeyken bazı belirgin değişiklikleri hemen hissetmeye, görmeye başladık.

Dolaşım, kas ve iskelet sistemi başta olmak üzere, tüm bedenimde bu değişiklikleri halihazırda gözlemleyebiliyorum. Normalde tüm vücuduma dağılması gereken sıvılar, başta kan olmak üzere, yer çekimi olmadığı için vücudumun üst kısımlarına doğru birikiyor.

Bu nedenle yüz çehrem, dünyada olduğundan daha şişkin görünüyor. Vücut sıvılarındaki basıncın değişimi nedeniyle bazı görme sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflıkları oluşabiliyor. Çok şükür bende bunlara ilişkin şu ana kadar hiçbir emare yok.

"İskelet ve kas sistemi, burada aynı yükü hissetmiyor"

Normalde vücut ağırlığımı taşıyan iskelet ve kas sistemi, burada aynı yükü hissetmiyor. Bu da kemik yoğunluğumun ve kas kütlemin zaman içerisinde azalmasına neden oluyor.

Bu etkiyi azaltmak için özel egzersiz programları uyguluyorum. Şu an için bunu fazla hissetmesem de, uzun süreli uzay görevlerinde bu durum çok daha fazla hissediliyor ve önemli hale geliyor.

Hatta ben de Türk bilim insanlarımızın bu konudaki çalışmalarına katkıda bulunmak için burada bazı deneyler yürütüyor ve veriler topluyorum.

Deneylerden bahsetti

Bizim deneylerimiz insan sağlığı, biyoloji, biyoteknoloji, malzeme bilimleri ve fizik alanlarında araştırma kollarını kapsıyor. Mesela TÜBİTAK bünyesinde hazırlanan 'gMETAL' deneyimizde kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklar ile akışkan ortam arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yer çekiminin etkisini araştıracağız.

Savunma sanayimizde çok önemli çalışmalardan biri. TÜBİTAK Uzay Enstitümüz tarafından, ilerleyen günlerde gerçekleştirmek üzere tasarlanan 'MİYOKA' deneyimizde ise TÜBİTAK teknikerleri ve mühendisleri tarafından geliştirilen ve ilk defa uzayda uygulanacak elektronik kart üretim teknolojisi test edilecek.

RASAT, GÖKTÜRK-2, İMECE, TÜRKSAT 6A uydularımızın kartları tasarlanıp üretilirken, edinilen tecrübelerden ortaya çıkan bu özgün tekniğin Milli Uzay Programı'nda yer alan uzay projelerine, özellikle de Ay araştırma projesine paha biçilmez katkılar sağlamasını umuyoruz.

UZMAN deneyimiz var. Bu deneyde kapalı sistemler için yaşam destek ünitesi geliştirmeyi hedefliyoruz. ESA'ya (Avrupa Uzay Ajansı) ait Columbus modülünde devam ediyor bu deney. UYNA deneyimiz var. Bu deneyde de yüksek sıcaklık ve mekanik aşınmalara dayanıklı alaşım deneyimizi JAXA (Japonya Uzay Araştırma Ajansı) modülünde gerçekleştiriyor olacağız, yani burada. Japonya'ya ait Kibo modülünde gerçekleştireceğiz.

"Veriler bilim insanlarımıza ulaştırılacak"

Tıp alanında uzay ortamının insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelediğimiz bir deneyimimiz var. Radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisi incelenecek.

Ayrıca, yer çekimsiz ortamdan etkilenen, henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkileri araştırılacak. Bu etkilerin tespit edilebilmesi için ilk önce Dünya'dayken kan örneklerim alındı. Şu anda da uzayda kan örneklerim alınıyor. Görev sonrasında Dünya'ya inişimizi takiben de yine kan örneği vereceğim. Deneylerimiz arasında uzay bilimine ilgi duyan genç öğrenci kardeşlerimizin çalışmalarına yer verildi.

Bu da sizin liderliğinizde, devletimizin gençlere verdiği önemin çok güzel sembollerinden bir tanesi. Çünkü onların geleceğin bilim insanları olarak görüyoruz. Örneğin, Muş Bilim ve Sanat Merkezi'nden öğrenci kardeşlerimizin değerli öğretmenlerimizle birlikte sunmuş olduğu 'Pranet' deneyinde propolisin mikro yer çekimi ortamındaki bakteriler üzerindeki etkisini araştıracağız.

Tüm çalışmalarımdan elde ettiğim veriler, analiz ve değerlendirme için bilim insanlarımıza ulaştırılacak. Bu veriler değerlendirilerek, ülkemizin uzayda yürüttüğü ilk bilimsel araştırmaların sonuçları elde edilecek.

Astronotların selamını iletti

Selamınız buradaki ekip arkadaşlarıma iletiyor olacağım. Ben de birlikte geldiğimiz benim haricimdeki üç kişilik ekip arkadaşlarımızın ve halihazırda istasyonda bulunan 7 kişilik Expedition 70 görev ekibinin selamlarını size iletiyorum buradan. Bağlantımızın hemen öncesinde kendileri ilettiler.

Burada diğer astronotlarla etkileşim içerisinde bulunmak büyük bir ayrıcalık ve öğrenme fırsatı yaratıyor bizim için. Bu deneyimler, aynı zamanda uluslararası iş birliğinin de gücünü vurguluyor. Gözlemlerime dayanarak, bu tür araştırmaların ülkemizin endüstriyel ve ekonomik gelişimine önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum.

Uzay araştırmaları, uzun yıllardır yeni teknolojilerin geliştirilmesine zaten öncülük ediyor. Bu şekilde ortaya çıkmış birçok teknoloji, artık hayatımız ayrılmaz parçası. Küresel navigasyon, haberleşme ve gezegenimizdeki değişimleri izleme konusunda bu teknolojilere başvuruyoruz.

Bu teknolojik ilerlemeler uzay sektörüyle sınırlı kalmıyor. Örneğin, uzaktan algılama teknolojileri, Dünya üzerindeki kaynaktan izleme ve yönetme konusunda önemli. Tarım, enerji, çevre yönetimi gibi sektörlerde bu teknolojiler kullanılarak, giderek artan ekonomik faydalar elde ediliyor. Ülkemizde de bu böyle. Milli uydularımızın, diğer sektörlerin güçlenmesine yardımcı oluyor.