Haberler peş peşe geliyor. Önce Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi görevinin başına döndü. Washington Büyükelçimizin de bu yakınlarda Amerika’ya dönmesi bekleniyor.
Başbakan Erdoğan’ın da, başlangıçtaki beklentinin değiştiği ve Başkan Obama’nın başkanlığında yapılacak Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılacağı anlaşılıyor.
Fena mı?..
Hayır değil.
Bu haberler eğer Türkiye’nin Amerika’yla, Ermenistan’la ilişkilerinin kötüye değil, iyiye gideceğinin işaretleriyse, neden fena olsun ki?..
Türk-Amerikan ilişkilerinin, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin iyiye gitmesi, gelişmesi üç ülkenin de çıkarınadır.
Yanlış olan, bu ilişkilerin bir ‘soykırım’a, bir ‘Karabağ sorunu’na endekslenmesi, bunlar tarafından rehin alınmasıdır.
Bu konularda öteden beri farklı bakış açıları, görüş ayrılıkları, değişik duyarlıklar elbette vardır.
Ama bunların mevcudiyeti, üç ülke arasındaki ilişkileri esir almamalıdır.
Yanlış olan budur.
Taraflar sorunlarla yaşayabilir. Bazı sorunlar bugünden yarına çözülmeyebilir, zamana bırakılabilir.
Önemli olan, bunun ilişkileri zehirlemesinden kaçınmaktır.
Yapılması gereken budur.
Türk-Amerikan ilişkileri ya da Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, soykırım parantezine alınamaz.
Benzer durum, Karabağ için de geçerlidir.
Kıbrıs’ı unutmayalım.
Bu konu Türkiye’nin özellikle dış politikadaki manevra alanını yıllar yılı daraltmış, iç siyasette de başına dertler sarmıştı.
Şimdi de Karabağ’dan yeni bir Kıbrıs ve yeni Denktaşgiller yaratılmasın lütfen.
Bununla ne Kıbrıs’ın, ne de Karabağ’ın önemsiz olduklarını öne sürüyorum.
Her iki konuda da Türkiye’nin, Türk tarafının, Azeri tarafının haklı ve meşru yaklaşımları hiç kuşkusuz vardır.
Ama bunların bir Amerika’yla, bir Ermenistan’la, bir Azerbaycan’la ilişkilerin gelişmesine, normalleşmesine set çekmelerine fırsat verilmemelidir.
Bir başka deyişle:
Bu sorunlar bir yerde Türkiye’nin kamburu haline gelmemelidir.
Geçmişte bunu çok yaşadık.
Artık geçmişten dersler alabilmeliyiz.
Şu göz ardı edilmesin:
Türkiye bugün çok ayrı bir yerde. Türkiye gibi çıkarları fazlasıyla farklılaşmış, gelişmiş, büyümüş bir ülkeyi, tek tek birtakım sorunlar rehin alamaz, almamalıdır.
Bu açıdan Türkiye’yi yönetenlerin de, Türkiye’de siyaset kurumunun da ‘büyük düşünmeleri’ gerekir.
Ayrıca, bunun için Türk diplomasisinin önünde de yeterince yaratıcı olmaktan başka bir yol yoktur ya da olmamalıdır.
Sözü uzatmak yersiz.
Türkiye’nin Amerika’yla ilişkilerini ya da Türkiye’yle Ermenistan’ın normalleşmesini soykırım parantezine almak da, Karabağ sorununa endekslemek de yanlıştır.
Azerbaycan dahil dört ülkenin de ortak çıkarı, milliyetçi gösterilerde değil, iyi ve normal ilişkilerde yatıyor.
Demin belirttiğim gibi, bazı sorunlarla birlikte yaşanabilir, bazı sorunların çözümü zamana bırakılabilir. Ama ilişkiler aynı zamanda normalleşip iyileştirilebilir.
Doğru olan budur.
Stockholm ve Washington büyükelçilerimizin görevlerinin başına dönmeleri ve Başbakan Erdoğan’ın da Başkan Obama’nın davetine eski deyişle icabet ederek, Nükleer Zirve için Amerika’ya gidiyor olması, dileriz, ‘normalleşme’nin sinyalleridir.
Hasan Cemal
[email protected]
Milliyet
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
İslam Memiş’ten Altın Yatırımcısına 2026 Uyarısı: "Manipülasyon Dönemi Başlıyor"
Rümeysa Eker Kimdir? Terme Belediye Meclis Üyesi Hakkındaki İddialar Neler?
Arda Öztürk Kimdir? Beşiktaş İddiaları ve Kariyeri
Aydın'daki vahşi cinayetin faili yakalandı! Yurt dışına kaçmak üzereydi
Muğla'da 3 gündür aranan yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Next