Dünya Gazeteciler Birliği’nin açılış toplantısı geleneksel basın özgürlüğü toplantısıyla başladı.

İlginçtir, kendi basın özgürlüklerinin tehdit altında olduğunu ileri süren Doğan Grubu’ndan tek temsilci bile yoktu bu toplantıda.

Konuşmacılardan ikisinin hikayesi çarpıcıydı.

Guatemala’dan Joze Ruben Zamora ile Fas’tan Ahmet Bensçemsi basın özgürlüğü mücadelesinin biri daha komik, diğeri trajik iki örneğini gözler önüne serdi.

Gutemala’nın El Periodico Gazetesi’nin yayımcısı olan Zamora, askerin sonsuz gücüne, yozlaşlaşmışlığına karşı açtığı savaştabaşına gelenleri anlattı.

Tam 6-7 kere kendisine karşı düzenlenen bombalı ve silahlı suikastten kurtulmuş.

Evi askerlerce basılmış, kendisi, eşi ve çocukları 2-3 saat rehin alınmış.

Bir keresinde kaçırılmış, uyuşturucu verilmiş ve yol kenarına atılmış. Bulunup hastaneye götürülünce ölümden dönmüş.

Filmde görsek inanmakta güçlük çekeceğimiz hikayeler.

Gerçeği dile getirmenin, demokrasi için mücadelenin bedeli bu kadar ağır olmamalı dedirten cinsten hikayeler.

Aynı zamanda insanda anlatıcıya saygı uyandıran hikayeler.

Tel Kel ve Nişan adlı dergilerin yayıncısı Ahmet, Fas’ta nasıl adım adım özgürlük yolu açtıklarını kendine has komik bir üslupla anlattı.

Fas Kralı’nın yıllık gelirini ilk kez onlar açıklamış.

Fas’ın ilk seks raporunu da onlar yayınlamış.

“Risk limitini göze alarak her seferinde bir adım daha ileri gidiyoruz” diyor Ahmet.

Yani tabu bir konuyu ele alırken iki değil, bir adım atıyor, sonra yine bir adım daha atıyor.

Bir keresinde kapağa Kral’ın resmini koymuş ve bir şarkıdan esinlenip Kral’a kardeşim diye seslenen bir başlık atmış.

Sonuçta Kral’a hakaretten mahkemeye verilmiş.

Duruşmada hakim “Kral nereden senin kardeşin oluyor?” diye sorunca, şu cevabı vermiş:

“Vallaha ölen Kralı’mız televizyonda bize hep ‘Ben sizin babanızım’ derdi. Bu durumda ben de onun çocuklarından biri olduğuma göre, yeni Kral’la da kardeş sayılırım. Ona kardeşim diyebilirim.”

Bu esprili cevap sayesinde de cezadan yırtmış ama hala ülke ekonomisinin yüzde 6’sı zenginliğe denk gelen şekilde şirket sahibi olan Kral’dan hiç ilan alamıyormuş.

Zaten tartışmanın bir konusu da editoryal bağımsızlıkla ekonomik özgürlüğü bağdaştırmanın yolları üzerineydi.

Her ülkenin kendine has sorunları var.

Ben de bizimkinden söz ettim.


Aşırı güçlü medya yapılanması.

Medyanın, başta asker olmak üzere bürokrasi, yargı ve güç odaklarıyla ilişki içinde hükümet devirmekten darbe girişimi haberlerini sansürlemesinin, kendini zenginleştirmekten başka bir şey düşünmemesinin, demokrasiyi ikinci plana itebilmesinin sakıncalarını dile getirdim.

Burada herkes farkında.

Avrupa’da olduğu gibi.

Avrupa Parlamentosu’nun tavrı çıkar amaçlı gazetecilik anlayışının yüzüne çarpılmış bir tokat niteliğinde aslında.

Elbette gazeteleri yasaklanmayacak, tehdit edilmeyecekler ama her platformda deşifre edilecekler, gerçek yüzleri açığa vurulacak.

Guetalama, Fas gibi örnekler ortada dururken, sabıka dosyaları ortadayken onların özgürlük savaşçısı olduklarına sadece suç ortakları inanır zaten...

Ergun BABAHAN
Star