TRT 6'nın yayına geçmesi zengin anlamlara sahip bir olay. Bunlardan biri şu: İşte gördüğünüz ve duyduğunuz gibi, Kürtçe yayın yapılıyor (hem de devlet eliyle, Başbakanın açılış konuşmasıyla) ama memleket elden gitmiyor.
Hani böyle bir şey mümkün değildi? Hani batacaktık? Hani bölünecektik? Hani çatışma çıkacaktı?
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı geçenlerde ' Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler' başlıklı bir rapor yayınladı.
Raporda, avukat, öğretim üyesi, dernek başkanı, siyasetçi Kürtler, sorunun çözümü için siyasetten ticarete, turizmden kültüre hükümetin neler yapması gerektiğini anlatılıyor.
Bence raporun vurgulamadığı bir nokta daha var: ' Geçmişle hesaplaşma'.
Konuyu açmadan önce bir iki noktaya daha değinelim.
Cumhuriyet, daha baştan, Kürt sorununu körükleyecek bir mantıkla kurulmuştu.
" Atatürk sağ olsaydı, PKK olmazdı " diyenlere kanmayın. Çünkü Atatürk döneminde sürüyle Kürt isyanı çıkmıştı.
Vurmak, öldürmek, kesmek, hapsetmek, işkence etmek; toplumsal bir sorunu ' çözmek' değildir.
' Çözüm' ancak konuşarak, dertlere derman arayarak, hakları genişleterek ulaşılan bir sonuçtur.
Yani 'çözüm', mantığı gereği demokratiktir. (' Demokratik çözüm' ibaresini, bu niteliğin altını çizmek için kullanıyoruz.)
Demokratik çözüm talebi 1980'li yıllarda başladı. Yani TRT 6, yirmi yıl önce kurulabilir, saçma sapan yasaklar çoktan kaldırılabilirdi.
Ancak demokratikbarışçıl çözüm, şiddet yanlısı şahinler tarafından sistematik biçimde engellendi.
Sonuçta ' 30 bin ölü' verildi, ' 1 trilyon dolar' da sokağa atıldı.
Bunun hesabını kim verecek?
İşte TESEV raporu bu noktayı vurgulamıyor. Demokratik çözüm talebini ezenleri yargılamadan tam bir çözüm olmaz.
Çünkü bunu dayatanlar aramızdalar ve hâlâ doğru yaptıklarını iddia ediyor, işledikleri suçları savunuyorlar.
Not: Sadece bürokratları ve siyasetçileri eleştirdiğimi sanmayın, ' örgüt sorumluları' da buna dahildir.
Hem akılsız hem ahlaksız
Bizde kendi fikrini açık açık ortaya koyan fazla değildir. Hemen herkes ' yüce bir değerin' ardına sığınarak laf üretir.
Kemalcilerin, Atatürk 'ü nasıl sömürdüklerine burada defalarca değindik.
Tabii bir de ' dinciler' var.
Dinci diye adlandıracağımız kişiler de, tamamen bireysel fikirlerini, ahmakça tutuculuklarını, dandik dünya görüşlerini, dini kullanarak savunuyorlar.
Onlara karşı çıktığınızda, sanki dine karşı çıkmış gibi oluyorsunuz.
Deprem oluyor, her kesimden binlerce kişi ölüyor, bunlar ' 7.4 yetmedi mi' diye pankart açıyor.
Bütün dünyayla birlikte Türkiye de yeni yılı umutla karşılıyor, bunlar olmadık hakaretler edip " Böyle kutlarsanız doğalgazdan zehirlenirsiniz " diyor.
Sadece akılsız değil bunlar, aynı zaman da ahlaksız da.
Ancak bu sözlerimin hiç işe yaramayacağını, bir kulaklarından girip diğerinden çıkacağını biliyorum.
Bu tipleri ancak ' kendilerinden' saydıkları insanlar durdurabilir, ancak onlar yola getirebilir.
Not: ' Ahlaksızlık ' deyince aklıma geldi. Yayın Yönetmenimiz Ergun Babahan görevi bıraktı.
Bazı mecralarda SABAH ile ilgili uydurma haberler, saçma sapan yorumlar çıkıyor. İnanmayın.
Emre Aköz
[email protected]
Sabah
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
Kahramanmaraş'ta ucuz diye Suriyeli çalışan arayanlara müjde!
Kahramanmaraşlı sürücüler merakla bekliyordu! Düzenleme bitti: Artık serbest oldu...
Kahramanmaraş'ta görüldü! Isırığı bir insanı öldürmeye yetiyor
Dr. Dilan Çiftel Asoğlu Kimdir? Genç Hekimin Ölüm Nedeni
Kavurucu sıcaklarda şok karar: Klimalarını sökmek zorunda kaldılar
Kahramanmaraşlı polisin ilk görev yerini Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı
Next