EĞER herhangi biri karşınıza geçip çokbilmiş bir edayla şöyle şeyler fısıldıyorsa:

* Aleviler yargıyı ele geçirdi...

* Bunların alayı Tunceli/Sivas/Erzincan’dan...

* “Badem bıyıklılar” bürokraside egemen oldu...

* Valilerin çoğu imam hatip mezunu...

* Türk Ordusu falancaların elinde...

* Sağlık Bakanlığı tarikatçıların kontrolünde...

* Şu kurumdaki üst görevlilerin hepsi şu vilayetten...

* Milli Eğitim’de Sünni Hanefi yapılanma var...

* * *

Evet, herhangi biri böyle şeyler fısıldıyorsa...

Sağınıza solunuza bakmadan...

Kendinizden emin bir şekilde...

Ve en gür seda ile...

O adama şu şekilde haykırmanız bir insanlık görevidir:

Dur bakalım ahbap!

Bir insanı mezhebine, doğduğu şehre, okuduğu mektebe, bıyık şekline, inancına göre tanımlamak ayıptır.

Ayıp etme...

Mektep ayrımcılığı da, coğrafi ayrımcılık da, mezhep ayrımcılığı da, bıyık ayrımcılığı da ayaklarımın altındadır. Şimdi seni de ayaklarımın altına almadan hemen
uza bakalım buradan!

---Kekremsilik yaratan şeyler---

* İdare edildiklerinin farkına bile varamayan insanlar...

* Para verip DVD’si alınan filmin akşam televizyonda gösterilmesi...

* Hep aynı yazıyı yazan köşe yazarları...

* “Sosyal sorumluluk”, “proje”, “prezantabl” türü laflar...

* Kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmakta zerre kadar tereddüt göstermeyen insan modeli...

---Tuncay Özkan neydi, ne oldu?---

TUNCAY Özkan denilince benim aklıma...

“Allah’ımızı çaldılar” diye bağırışı gelirdi... Kışkırtıcı tarzı gelirdi... Gerginliğe meyyal ruh hali gelirdi... Kutuplaştırmaktan çekinmeyişi gelirdi...

Ama artık...

Tuncay Özkan denilince benim aklıma...

Neyle suçlandığını bile bilmeyen bir sanık geliyor... Tutukluluğu infaza dönüşmüş bir mağdur geliyor... Haksızlık geliyor... Adaletsizlik geliyor...

--İslami kesimin değişen gündemi---

* ESKİ: Türkiye dar-ül harp midir? Türkiye’de cuma namazı kılınır mı? YENİ: Türkiye İslam dünyasının lideri mi oluyor?

* ESKİ: “Ah bizim de şöyle yüksek tirajlı bir gazetemiz olsa” temennisi.

YENİ: Oldu, oldu ama yine de eksik olan bir şeyler var.

* ESKİ: Cemaatler arası vahdet nasıl sağlanır?

YENİ: Cemaatlerin tek tipleşme sorunu nasıl çözülür?

* ESKİ: Dindarların söz sahibi olabilmeleri için zengin olmaları gerekir. YENİ: Dindarlar cipe binmeli mi?

* ESKİ: Bu iş siyasetle, partiyle falan olmaz. YENİ: Siyasetle olmayacak iş, hangi işti?

* ESKİ: Partiye mesafeli bağımsız entelektüeller... YENİ: Partiye mesafesiz yandaş kalemler...

* ESKİ: Medine Vesikası... YENİ: Mardin Fetvası...

* ESKİ: Namahrem meselesini dar kapsamda yorumlamak... YENİ: Namahrem meselesini geniş biçimde yorumlamak...

Meçhul magazinciye mektup

---EY meçhul magazinci!---

Gecenin bir vakti elinde kamera, kıytırık bir mekânın önünde saatlerce beklersin. Görüntülemeye değmeyecek insanların peşinde bir ömür çürütürsün. Bilirim, ekmek parası. Bilirim, yapacak bir şey yok. Ama yine de magazinci arkadaşım, yapacak bir şey olmalı. Mesela diyorum ki, “Ay yine beni çekiyorlar... Bıktım şunlardan...” falan diye havaya girmiş sanatçı bozuntularına ara sıra da olsa bir ders versen...

Şu tarz bir trip yapsan mesela: Salınarak İstinyepark’a gelen ve bir yandan “Beni çekiyorlar mı” diye etrafı kollayıp bir yandan da “şikâyetçi havası” basan sanatçı bozuntusu karşısında bir kerecik de olsa kılını kıpırdatmasan... Yanından öylece basıp gitmek zorunda kalsa... Ve bozum olsa...

Nasıl? Hiç fena olmaz değil mi?



Ahmet HAKAN
[email protected]