Türkiye’nin Doğu Anadolu fay hattı üzerinde yer alan sismik bölgelerinden Malatya, sabah saatlerinde şiddetli bir sarsıntıyla güne uyandı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Malatya'nın Battalgazi ilçesi merkezli 5.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yer kabuğunun 7 kilometre derinliğinde yaşanan sarsıntı, bölgedeki birçok kentte yoğun şekilde hissedildi.
Deprem, Malatya başta olmak üzere sarsıntının merkezine yakın konumdaki Adıyaman, Elazığ, Tunceli, Kahramanmaraş, Kayseri ve Şanlıurfa illerinde büyük paniğe yol açtı. Şiddetli sarsıntıyla birlikte çok sayıda vatandaş ev ve iş yerlerini terk ederek açık alanlara ve parklara akın etti. Kent merkezindeki okullarda eğitim gören öğrenciler öğretmenlerin gözetiminde hızla tahliye edilirken, valilik kararıyla il genelinde eğitime bir gün süreyle ara verildi. Deprem bilimciler, paniğe neden olan bu sarsıntının ardından ardı ardına önemli açıklamalar yaptı.
PROF. DR. SÜHA ÖZDEN: KUZEYE DOĞRU DAHA BÜYÜK BİR DEPREM BEKLEMİYORUM
Deprem hareketliliğini değerlendiren Deprem Uzmanı Prof. Dr. Süha Özden, büyük sarsıntıların ardından gelen tektonik süreçlere dikkat çekti. Özden, şu ifadeleri kullandı:
"Bölgede yaşanan iki büyük depremin ardından bazı kırılma noktalarının bazen tamamen sessiz kalan alanlarda oluştuğunu, bazen de mevcut hatlar üzerinden ilerlediğini gözlemliyoruz. Vatandaşların merak ettiği 'Kuzeye doğru daha büyük bir deprem yaşanır mı?' sorusuna yönelik olarak şahsen böyle bir gelişmeyi yakın süreçte beklemiyorum."
PROF. DR. SÜLEYMAN PAMPAL: YEDİSU FAYI 250 YILDIR KIRILMADI, ENERJİSİ KRİTİK
Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu fay hatlarının kesişim noktasındaki tehlikeye vurgu yapan Prof. Dr. Süleyman Pampal ise Yedisu Fayı hakkında çok ciddi uyarılarda bulundu. Pampal, şu analizleri paylaştı:
"Sarsıntının meydana geldiği alan, Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fayı'nın tam birleşim yeridir. Bu hat üzerindeki Yedisu Fayı yaklaşık 200-250 yıldır sessizliğini koruyor ve kırılmadı. Tarihsel verilere ve deprem kayıtlarına baktığımızda bu hattın 7.4 büyüklüğünde sarsıntı üretme potansiyeli taşıdığını net olarak görüyoruz. Bugün yaşanan 5.6 büyüklüğündeki deprem gibi küçük sarsıntılar, 7 ya da 8 büyüklüğündeki bir depremin enerjisine kıyasla binlerce kat daha az enerji açığa çıkarır. Dolayısıyla bu küçük enerji boşalmaları bölgeyi rahatlatmaz. Önümüzde kırılma eşiğine gelen ve çok büyük risk barındıran kritik bir Yedisu Fayı gerçeği duruyor."
PROF. DR. OSMAN BEKTAŞ: MALATYA OVASI STRES TRANSFERİNİN MERKEZİDİR
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş da sarsıntının jeolojik açıdan beklenen bir gelişme olduğunu aktardı. Yapı stokunun durumuna değinen Bektaş, şunları söyledi:
"Bu sarsıntı bilim dünyası için sürpriz bir gelişme sayılmaz. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından yer altındaki stres transferinin en yoğun yöneldiği bölge doğrudan Malatya ovası oldu. Bu son sarsıntının asıl önemi, kentteki yapıların durumunda saklıdır. Malatya'daki binalar zaten önceki depremlerden dolayı oldukça yorgundu; bu sarsıntı mevcut yorgun yapıları daha da hırpaladı. Bölgedeki bu tür sismik hareketler önümüzdeki süreçte de devam edecektir."
PROF. DR. ÖVGÜN AHMET ERCAN: BU SARSINTI 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ARTÇISIDIR
Sosyal medya platformları üzerinden detaylı bir teknik analiz yayınlayan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, sarsıntının 6 Şubat süreciyle olan bağını açıkladı. Ercan, açıklamasında şu detaylara yer verdi:
"Malatya'da bizzat kaydedilen 5.6 büyüklüğündeki bu sarsıntı, 6 Şubat 2023 tarihinde toplamda 8 büyüklüğüne ulaşan devasa gerginlik boşalmasının meydana getirdiği artçı bir depremdir. Jeofizik bilimi açısından önümüzdeki günlerde daha büyük bir sarsıntının olup olmayacağını bugünden kesin olarak öngörme imkanımız yoktur. Fakat 55 yıllık bir deprem bilimci olarak benim yakın gelecekte böyle daha büyük bir sarsıntı beklentim bulunmuyor. Bu büyüklükteki bir deprem mühendislik hizmeti almış betonarme binalarda doğrudan yıkım yaratmaz; sadece kırsal alanlardaki taş evlerde duvar çatlaklarına, baca devrilmelerine veya minare hasarlarına yol açabilir."
EVLERİN YERİNDE SALLANMASI BİNANIN YIKILACAĞI ANLAMINA GELMEZ
Deprem dalgalarının yayılım mekanizmasını anlatan Ahmet Ercan, vatandaşların binalardaki sallantı hissi karşısında sakin kalması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşanan bu sarsıntının Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Hatay, Adana, Osmaniye, Elazığ ve Tunceli gibi çevre illerde güçlü şekilde duyulması tamamen fiziksel bir kuraldır. Yer altındaki sarsım dalgaları, durgun bir havuza atılan taşın oluşturduğu halkalar gibi enerjisini tamamen tüketene kadar yeryüzünde yayılır. Evlerinizin bu dalgalarla salınım yapması, o binanın mutlaka yıkılacağı anlamına gelmez. Bir yapının göçmesi için yer altından geçen dalga frekansı ile binanın kendi salınım ritminin tam bir uyum yakalayıp yapıyı çalkalaması gerekir."
EKONOMİK REFAH VE DEPREM GÜVENLİĞİ ARASINDA DOĞRUDAN BAĞ VAR
Türkiye'deki deprem yönetmeliğinin teknik açıdan çok başarılı olduğunu fakat uygulamada ekonomik engellere takıldığını savunan Ercan, şu tespitle açıklamasını tamamladı:
"Ülkemizin deprem yönetmeliği standartları dünya genelinde oldukça iyi düzeydedir. Buna karşın sahada yeterli önlemlerin tam anlamıyla alınamamasının temelinde, toplumun büyük bir kısmının geçim sıkıntısı yaşaması ve genel ekonomik koşullar yer alıyor. Makroekonomik dengelerini tam olarak oturtamamış ve finansal yönetimini güçlendirememiş ülkelerin, deprem zararlarını en asgari düzeye indirme şansı ne yazık ki düşüktür."
Next




