Empati yapalım ve karşımızdakini anlamaya çalışalım.
Geçenlerde, yakın bir arkadaşımla konuşuyordum; bütün fikirleri tamamen bana zıttır. Meselâ Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmez, AK Parti hükûmetinin, laik cumhuriyeti gizliden gizliye kemirdiğine inanır, başörtülü görmek istemez vs...
Bana, "korktuğunu" söylemesin mi! "Kapısı çalınıp kimin apar topar gözaltına alınacağı belli değil" sözlerini duyunca ve endişeli yüzüne bakınca şaşırıp kaldım.
Bilemiyorum medyanın gayretleriyle mi, ya da ani tutuklamaların etkisiyle mi, bir kesimde "Korku cumhuriyeti" sözü pek tutmuş. İktidarın, muhalif düşüncedekileri bu şekilde bertaraf etmeye çalıştığına ve savcıyı AK Parti'nin yönlendirdiğine samimiyetle inanıyorlar.
Davanın mutlaka bu siyasi atmosferden koparılması lâzım.
Yalnız şunu unutmayalım ki, mahiyet itibariyle, Ergenekon davası zaten siyasi. AK Parti iktidarına karşı bir darbe teşebbüsü araştırılıyor. Ama konu, Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal arasında tartışılmaz ve gazeteciler de sürekli bu vesileyle birbirini suçlamazsa, belki yargılama daha sakin bir zeminde devam eder.
Yakışmadı
Yeni Şafak'ın Kenan Evren'le ilgili kullandığı başlığı yadırgadım.
Evren, soğuk algınlığı sebebiyle tedavi altına alınmış. 92 yaşındaki paşayı hastaneye yatıran doktorlar, hastalığın zatürreeye çevirme ihtimali üzerinde duruyorlarmış. Ne kadar sevmezseniz sevmeyiniz, belirli bir yaşa gelmiş ve hasta olan bir insanla ilgili "Üşütmüş Netekim" diye başlık atıp, dalga geçmek yakışık alıyor mu? Ben doğrusu, böyle bir hıncı anlayamıyorum.
Provokasyonun böylesi
Türk Solu dergisini, laiklik mitinglerinde açtıkları "ordu göreve" pankartıyla tanıyoruz. Son sayısında, dergi İlker Başbuğ'un fotoğrafını kapak yaparak, "Susma, sustukça sıra sana gelecek" diye yazmış. Ergenekon'un hedefi, bütün ulusalcılarmış ve düşünceleriyle ABD'ye teslim olmayan askerlermiş. Dava derinleşip, deliller ortaya döküldükçe, gitgide daha büyük bir kesimin Ergenekon'u ciddiye aldığını görüyoruz. Çok şükür, Türk Silâhlı Kuvvetleri, bir çarpık zihniyetin davetine icabet etmeyecek kadar aklıselim sahibi insanlardan oluşuyor.
Bir başka çelişki de, derginin kendisine "Sol" demesi. Ama maalesef Türkiye'de, Deniz Baykal'ın da gayretleriyle, sosyal demokratlar Ergenekon çizgisinde görünüyor. Bu sebebten dolayı da, meydan, AK Parti'ye kalıyor.
Yılmaz, Susurluk ve fasa fiso
Tuncay Güney'in, 2001'de, Adil Serdar Saçan tarafından yapılan sorgusunun kasetleri yayınlandı. Şeffaf bir yöntem, fakat bu konuşmada birçok kişinin ismi geçtiği için, meselenin bir de olumsuz yönü var. Konuşmalar, Güney'in kimliğini de kısmen ele veriyor. Ağzı kalabalık biri. Mutlaka birçok olaya şahit olmuş; bildiklerini bilmedikleriyle süsleyerek, duyduklarını duymadıklarıyla takviye ederek anlatıyor gibi geldi bana.
Bu arada Mesut Yılmaz ortaya çıktı ve Refahyol hükûmetini, Susurluk'un üstünü örtmekle suçladı. Peki, kendisinin önce başında, sonra da Başbakan yardımcısı sıfatıyla içinde olduğu hükûmetler ne yaptı?
Hatırlatalım: Erbakan, "Fasa fiso" tabirini Susurluk için kullanmadı; kendisini, soruşturma hızla yürütülmüyor diye suçlayanların iddialarına "Fasa fiso" dedi. "Glu glu dansları" tabirini ise, "Aydınlık için bir dakika karanlık" eylemleri Refahyol hükûmetine yönelince, kullanmıştı.
Susurluk kazası 3 Kasım 1996'da oldu. 1997'nin Ocak ayından itibaren "irtica" manşetleri atılmaya başlandı. 28 Şubat 1997'de, meşhur MGK kararları yayınlandı. Ve Yılmaz da hükûmetini 1997'nin Temmuz ayında kurdu. Ne yaptı Susurluk'u aydınlatmak için? Meselâ Tuncay Güney'in ifadesinin takipçisi olup, Susurluk'un askeri kanadının üzerine gitti mi? İfadeyi alan Adil Serdar Saçan'la, en azından erkek kardeşi Turgut Yılmaz çok yakındı. Büyük ihtimalle o ifadeden de haberdardı. Adil Serdar Saçan, DGM Savcısı Aykut Cengiz Engin'den soruşturma izni talep etti. Savcı Engin, Muzaffer Yalçın'ı görevlendirdi. Ama her nedense Yalçın soruşturma açmadı. Hiç kimse de bu işin takipçisi olmadı. Tevekkeli değil, şu anda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı koltuğunda oturan Aykut Cengiz Engin, Ergenekon meselesinde biraz devre dışı bırakılmış gibi. Ama Mesut Yılmaz, Refahyol'u suçlamak için konuşuyor. Acaba kendisi 1997'den 2002 sonuna kadar ne yapmış?
NAZLI ILICAK
[email protected]
Sabah
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
İslam Memiş’ten Altın Yatırımcısına 2026 Uyarısı: "Manipülasyon Dönemi Başlıyor"
Rümeysa Eker Kimdir? Terme Belediye Meclis Üyesi Hakkındaki İddialar Neler?
Arda Öztürk Kimdir? Beşiktaş İddiaları ve Kariyeri
Aydın'daki vahşi cinayetin faili yakalandı! Yurt dışına kaçmak üzereydi
Muğla'da 3 gündür aranan yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Next