Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mesai arkadaşlarına iftira atıp, dedikodu yapan bir işçinin tazminatsız şekilde işten çıkarılmasına dair önemli bir karara imza attı.

Bu karar, çalışanların işyerlerinde dedikodu ve iftira yapmanın sonuçlarını somut bir şekilde gösteriyor. İşte bu emsal kararın özetlenmiş hali...

İŞ MAHKEMESİ DAVASI: GENÇ İŞÇİNİN TAZMİNAT TALEBİ

Bir gece bekçisi olarak çalışan genç işçi, işveren tarafından işten çıkarılmasının ardından İş Mahkemesi'ne başvurdu. Davacı genç, kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yanı sıra fazla çalışma ücretlerini de istedi. Davalı şirket avukatı, davacının talep ettiği alacakların zaman aşımına uğradığını, hafta tatili ve genel tatil ücret alacağına hak kazanmadığını savundu.

İŞVERENİN SAVUNMASI: İŞ AHLAKI KURALLARINA UYMAYAN DAVRANIŞLAR

İşveren, davacının işini dürüstlük kuralına uygun bir şekilde yerine getirmediğini ve işyerinde dedikodu yaparak işçileri birbirine düşürdüğünü iddia ederek iş sözleşmesinin feshedildiğini savundu.

İşveren, davacının iş yerinde yapılan sözlü uyarılara rağmen davranışlarını değiştirmediğini öne sürdü ve davanın reddedilmesini talep etti. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verdi.

Bayburt'ta Sağanak Yağış Sele Neden Oldu Bayburt'ta Sağanak Yağış Sele Neden Oldu

YARGITAY KARARI: DEDİKODU VE İFTİRA SONUÇLARI

Kararın her iki taraf avukatı tarafından temyiz edilmesi sonrasında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi devreye girdi ve emsal nitelikte bir karara imza attı. Yargıtay, mesai arkadaşlarına iftira atarak onların dedikodu yapılmasına neden olan işçinin tazminatsız bir şekilde işten çıkarılmasını onayladı.

Yargıtay, kararı sadece mesai saatlerinin hesaplanması konusunda bozarak, fazla çalışma ücreti talebinin hatalı bir şekilde değerlendirildiğini belirtti. Yargıtay kararında, "Somut olayda; dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti talebi, fazla çalışma ücretine hükmedildiği halde uygun bir indirim yapılmadan kabul edilmiştir ve fazla çalışma ücretine ilişkin haklar saklı tutulmadan karar verilmiştir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmektedir." ifadesine yer verdi.

Editör: İsa Aslantaş