İstanbul’da 2010 yılında gözaltına alındıktan sonra intihar eden mimar Onur Yaser Can davasında, yıllardır beklenen nihai kararlardan biri daha çıktı. Kamuoyunun yakından takip ettiği yargılama sürecinde, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi sanık polisler hakkındaki hükmünü açıkladı.
ONUR YASER CAN OLAYI NEDİR?
ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2010 yılı Haziran ayında İstanbul Harbiye’de uyuşturucu madde satın aldığı iddiasıyla narkotik polisleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılan Can, daha sonra ek ifade ve tutanak değişikliği gerekçeleriyle defalarca karakola geri çağrıldı. Genç mimar, bu süreçte maruz kaldığı ağır psikolojik baskı ve kötü muameleyi yazdığı notlarda dile getirdi. Yaşadığı travmaya dayanamayan Can, 23 Haziran 2010 tarihinde yaşamına son verdi. Bu trajedinin ardından hukuk mücadelesi başlatan annesi Hatice Can ve babası Mevlüt Can da davanın sonuçlandığını göremeden hayatlarını kaybetti.
MAHKEMEDEN YENİDEN HAPİS KARARI
İstinaf mahkemesinin bozma kararının ardından yeniden görülen davada, yargı heyeti delilleri tekrar inceledi. "Resmi belgeyi yok etme, bozma veya gizleme" suçlamasıyla yargılanan 6 polis memurundan 4’ü, 6’şar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Savcılık makamı, sanıkların işlediği suçun niteliği gereği 13 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, dosya kapsamını ve delil durumunu değerlendirerek alt sınırdan ceza verilmesine karar verdi.
SÜREÇ YILLARDIR TARTIŞMA KONUSU
Türkiye’de gözaltı prosedürleri ve kolluk kuvvetlerinin sorumlulukları açısından sembolleşen dava, hukuk dünyasında geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. İlk yargılamada verilen kararların usul yönünden bozulması üzerine yeniden başlayan süreç, son mahkumiyet kararlarıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Aile avukatları ve hak savunucuları, sanıkların sadece evrakta sahtecilikten değil, işkence ve kötü muamele suçlarından da cezalandırılması gerektiğini savunuyor.
NE OLMUŞTU?
2010 yılındaki gözaltı işlemi sırasında Onur Yaser Can’ın çıplak aramaya maruz kaldığı ve onur kırıcı muamele gördüğü iddiaları davanın temelini oluşturdu. Can’ın vefatından sonra ailesi, emniyetteki ifade tutanaklarının sonradan değiştirildiğini ispatladı. Bu süreçte adalet arayan anne Hatice Can 2014 yılında, baba Mevlüt Can ise 2019 yılında vefat etti. Davanın bugünkü aşamasında, kamuoyu vicdanı mahkemeden çıkan son hapis kararlarını ve hukuki süreci tartışmaya devam ediyor.





