Suriye’nin kuzeydoğusunda 2015’ten bu yana etkili olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için yeni bir dönem başladı. SDG Lideri Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla yapının resmen feshedildiğini duyurdu. Bu kararla birlikte bölgedeki askeri güçlerin Suriye ordusuna, sivil ve idari kurumların ise merkezi yönetime katılması süreci başladı.
Gelişme, Kürtlerin “Rojava” olarak adlandırdığı bölgede yıllardır devam eden özerk yönetim modelinin sona ermesi anlamına geliyor. Bundan sonraki süreçte Suriyeli Kürtlerin merkezi yönetimdeki konumu, vatandaşlık hakları ve anayasal güvenceleri öne çıkacak.
ASKERİ VE SİVİL YAPILAR MERKEZİ YÖNETİME KATILIYOR
Fesih anlaşması kapsamında SDG bünyesindeki 5 binden fazla askerin Haseke bölgesinde bulunan dört Suriye ordusu tugayına katılması kararlaştırıldı.
YPG’nin kadın yapılanması Kadın Savunma Birlikleri’nin de İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerine dahil olması planlandı. Bu unsurların ülkenin kuzeydoğusunda terörle mücadele görevlerinde yer alması öngörülüyor.
Askeri yapının yanı sıra bölgedeki sivil ve idari kurumlar da merkezi yönetime devrediliyor.
Siyasi alanda ise SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’ya danışmanlık yapması, Kürt siyasetçi İlham Ahmed’in de Suriye Parlamentosunda milletvekili olarak görev alması konusunda uzlaşı sağlandı.
ANKARA’DAN GELİŞMEYE OLUMLU YORUM
Türkiye, kuruluşundan itibaren omurgasını YPG’nin oluşturduğu SDG’yi sınır güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirdi. 2016-2019 yılları arasında düzenlenen sınır ötesi operasyonlarla örgütün hakimiyet alanı sınırlandırıldı.
Beşar Esad döneminin sona ermesinin ardından SDG’nin feshedilmesi ve merkezi yönetime entegre edilmesi sürecinde de Türkiye etkili aktörlerden biri oldu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, SDG’nin feshedilmesini “memnuniyet verici bir olay” olarak değerlendirdi. Fidan, Şam’da açıklanan metnin olumlu olduğunu ancak uygulamanın da aynı doğrultuda ilerlemesi gerektiğini belirtti.
KÜRTLERİN HAKLARI YENİ SÜRECİN ÖNEMLİ BAŞLIĞI
SDG’nin feshiyle birlikte silahlı yapının geleceğinin yanı sıra Suriyeli Kürtlerin siyasi ve kültürel hakları da sürecin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Suriye lideri Ahmed Şara’nın yayımladığı kararnameyle Suriyeli Kürtler, ülke halkının “asli unsuru” kabul edildi. Aynı düzenlemeyle Nevruz resmi bayram ilan edilirken Kürtçeye “ulusal dil” statüsü verildi.
Suriye resmi haber ajansı SANA ise Kürtçenin 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren okul müfredatına eklenerek haftada iki saat seçmeli ders olarak okutulacağını bildirdi.
Ancak Kürt tarafı, Kürtçenin yalnızca seçmeli ders olarak okutulmasını yeterli görmüyor. Kürt tarafı, dilin anayasada “resmi dil” ve “eğitim dili” olarak yer almasını talep ediyor.
TÜRKİYE’NİN TUTUMU VE BÖLGEDEKİ YENİ DENGE
Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Aslı Aydıntaşbaş, gelişmenin Türkiye’nin güvenlik kaygılarını karşılayan yeni bir yapının ortaya çıkması anlamına geldiğini değerlendirdi. Aydıntaşbaş ayrıca Kürtlerin Şam yönetimiyle entegrasyonunun Türkiye’deki süreçle paralel ilerlediğini ifade etti.
Emekli Başkonsolos Gülru Gezer de KCK çatısı altındaki terör yapılanmalarının bölge genelinde çözülme sürecine girdiğini belirtti.
Saha uzmanları ise Suriye’nin Dürzi ve Nusayri bölgelerinde yaşanan güvenlik risklerine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre kuzeydoğudaki entegrasyon sürecinin yalnızca askeri açıdan değil, toplumsal ve siyasi boyutlarıyla da dikkatli biçimde yürütülmesi gerekiyor.
SDG’nin feshiyle birlikte Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir siyasi ve idari dönem başlarken, bu dönüşümün Kürtlerin anayasal hakları ve merkezi yönetimle ilişkileri açısından nasıl ilerleyeceği sürecin temel başlıklarından biri olacak.
Next




