GAZZE olaylarında elbette hepimiz İsrail’i şiddetle eleştirdik, Gazze halkının yanında yer aldık.
Hükümet de öyle yaptı ama ölçüyü kaçırdı mı? Mart ve nisan aylarında Amerika’da gündeme gelecek olan Ermeni tasarısı konusunda Yahudi lobileri böylece Ermeni tarafına mı itildi?!
Ciddi olarak kaygılıyım.
Fakat önce, Şubat 2006’da Halid Meşal başkanlığındaki Hamas heyetinin Türkiye’ye davet edilmesinden bahsetmek istiyorum.
O zaman bunu eleştirdim; elbette Hamas’la görüşülebilirdi ama bunun “format”ı önemliydi, dünyanın bir bölümünde “Türkiye teröristleri ağırlıyor” gibi izlenimlere yol açmamalıydı.
Nitekim, “format” hatası, görüşmenin içeriğindeki fevkalade değerli unsurların bile üstünü örttü...
Gül’den Hamas’a uyarılar
Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün 16 Şubat 2006’da Hamas heyetine yaptığı konuşmanın tutanağı elimde...
Gül, AKP binasında Meşal ve arkadaşlarına diyor ki:
“Sizinle ilgili olarak uluslararası toplumda belirli bir tedirginlik vardır. Bu tedirginliği gidermek sizin yararınıza olacaktır. Barış herkes için önemlidir... Dünyanın sizi muhatap olarak kabul etmesini sağlayacak adımları atmalı, yeni bir Hamas olmalısınız!”
Bunlar fevkalade önemli uyarılardı. Gül konuşmasında, “Hatalardan sakının, çıkmaz sokaklara girmeyin... katılıktan uzak durun” diyor!
Dışişleri Bakanı Gül’ün şu sözlerinin altını özellikle çizmek gerekir:
“Bu tür yanlışlara düşmeyin. Şiddeti reddetmek, İsrail’in var olma hakkını ve İsrail’le yan yana bağımsız iki devlet olarak yaşamak hedefini güttüğünüzü, ‘Yol Haritası’na sahip çıktığınızı ortaya koymanız size büyük güç kazandıracaktır... Bunu dünya önünde de söyleyin!”
Ve Gül adeta bugünleri görerek şu çok önemli uyarıları yapıyor:
“Aksi takdirde, yeni bir Hamas’a dönüşmeyecekseniz, seçimlere niye girdiniz, soruşturulur!
Amerika ve Avrupa’yı yanınıza almadan başarılı olamazsınız!
Siz dışarıdasınız ama bu tür hataların ceremesini Filistin halkı çeker!”
Türkiye’nin vizyonu
Gül’ün bu sözleri, son derece doğru bir politik vizyonu yansıtıyor.
Türkiye bu yaklaşımıyla Ortadoğu’da bütün tarafların güvenini kazanmıştır; Türkiye’nin Ortadoğu’da artan ‘yumuşak gücünün’ temelinde bu ‘güvenilirlik’ faktörü vardır.
İnsani açıdan, İsrail militarizmine öfkelenmek değil, öfkelenmemek ayıptır. Siyasi açıdan ise, Türkiye Gazze halkını desteklerken Hamas’ın “katılıklarının, hatalarının” peşinden sürüklenemez!
Diplomatik dile sığmayan aşırı ifadelerle ölçü biraz kaçırılmıştır ve bunun olumsuz yankıları gelmeye başladı bile! (Milliyet, 23 Ocak 2008, Ahu Özyurt’un haberi: “Erdoğan’a ‘Kaygılıyız’ mektubu”.)
İki ilke hayati derecede önemlidir:
- İsrail’in politikalarını eleştirirken, Türkiye’nin ‘yumuşak gücünü’ oluşturan “iki tarafın güvenine sahip ülke” görüntüsüne gölge düşürmemelidir.
- Hamas’a Amerika ve Avrupa’yı yanınıza almadan başarılı olamazsınız!” diyen Türkiye, bunu kendisi için hiç ihmal edemez!
Türkiye İsrail’in politikalarını eleştirmeli bunu unutmamalı ve özellikle de Yahudi vatandaşlarımızı tedirgin etmekten sakınmalıdır.
Unutmayalım, Yahudiler Osmanlı’ya da cumhuriyete de daima sadık ve yararlı vatandaşlarımız olmuştur.
Taha Akyol
[email protected]
Milliyet
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
İslam Memiş’ten Altın Yatırımcısına 2026 Uyarısı: "Manipülasyon Dönemi Başlıyor"
Rümeysa Eker Kimdir? Terme Belediye Meclis Üyesi Hakkındaki İddialar Neler?
Arda Öztürk Kimdir? Beşiktaş İddiaları ve Kariyeri
Aydın'daki vahşi cinayetin faili yakalandı! Yurt dışına kaçmak üzereydi
Muğla'da 3 gündür aranan yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Next