Yandaş diyor ki:

“Gazeteler tercihte bulunabilir... Gazeteler siyasi iktidara destek atabilir... Batı’da bunun örnekleri var...”


* * *

İyi de sayın yandaş!

Seninki “tercih etmek” ya da “desteklemek” değil ki... Senin yaptığın düpedüz koro oluşturmak... Seninki düpedüz ahenkle dans etmek...

Ama bak, beğenmediğin “yayın grubu”nda eksik gedik de olsa nasıl “farklı sesler” çıkabiliyor.

Mesela biri “yumruk” diyor, öbürü “Ogün Samast” diyor.

Mesela biri “manşet atıyor”, öbürü “yüzüm kızardı” diyor.

Mesela biri iktidara “zalimce” giydirirken, diğeri muhalefete “gaddarca” yükleniyor.

Buna karşılık sen ne yapıyorsun?

İktidardakine “Gözünün üstünde kaşın var” diyebiliyor musun?

* * *

Tamam, tercih et... Tamam, taraf ol... Tamam, destek ol...

Ama koro oluşturma! Arada sırada da olsa aykırı ses çıkar! Bir kerecik olsun eleştiri yap!

Kuzey Kore gazetesi mi çıkarıyorsun? Yoksa Mısır’ın yarı resmi El Ahram Gazetesi misin?

İnsan göz boyamak için bile olsa bir tane “aykırı ses” barındırmaz mı bünyesinde?

Senin gazetelerindeki iç ahenk gibi bir ahenk, tek parti dönemi hariç, hiçbir basın organında görüldü mü?

Yahu senin karikatüristin bile hep muhalefeti karalıyor...

Sen daha ne konuşuyorsun?

Ahir Zaman İlmihali

“Herkes kendisine bir hoca seçsin” dense...

Ben ne Yaşar Nuri’yi, ne Zekeriya Beyaz’ı seçerim.

Benim hocam, Ankara İlahiyat’ın vakur hocalarından Prof. Hayri Kırbaşoğlu olur.

Çünkü ben öyle bilirim ki:

Hayri Hoca, ne yaranmak için esnetir, ne de sağlam görünmek için abartır.

* * *

Hayri Kırbaşoğlu, “Ahir Zaman İlmihali” adı altında bir kitap yazmış.

İnceledim ve iddia ediyorum: Bu kitap dini alanda bir devrimdir.

Çünkü...

İlk kez bir ilmihal kitabı, erkek egemen bakışla yazılmamıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, ibadet alanında gereksiz ayrıntılara dalmamıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, hayatın tüm alanını kuşatan bir yaklaşımla kaleme alınmıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, eski zamanları değil, bugünü esas alarak yazılmıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, en az İslam’ın şartlarını yerine getirmek kadar ahlaklı olmayı da ön plana çıkarmıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, herkesin anlayabileceği bir dille yazılmıştır.

İlk kez bir ilmihal kitabı, sadece Müslümanların değil, Müslüman olmayanların da yararlanabileceği bir kaynak olarak tasarlanmıştır.

Hararetle tavsiye ederim.

Çarşamba hariç her gün buradayım

Genel Yayın Yönetmenimiz Enis Berberoğlu ile benim “yazı günleri”ni konuşuyorduk.

Enis Berberoğlu, acımasız bir öneride bulundu:

“Sen cumartesileri de yazsana.”

Bunun anlamı şuydu: “Sana tatil yok birader...”

Hemen yüzüme acıklı bir ifade takınıp, “Bırak da haftada bir gün bari dinleneyim...” dedim.

“O zaman cumartesi yaz, hafta içi bir gün izin yap” dedi.

Böylece kural konmuş oldu: Cumartesinin yerini çarşamba aldı. Artık çarşamba hariç her gün buradayım. İlgilenenlere duyurulur.

Yumrukçulardan nefretimin 6 nedeni

* BİR: Duygu ve düşüncelerini ancak kaba kuvvetle ifade edebilen bir maganda, benim duygu ve düşüncelerime asla tercüman olamaz.

* İKİ: Densizliğin moda, magandalığın trend haline gelmesini asla istemem.

* ÜÇ: Siyasetçiyi sandıkta oyuyla değil, yumruğuyla yıkacağını düşünen bir adamla hiç işim olmaz.

* DÖRT: Bir magandayı “Ellerin dert görmesin paşam” diye pışpışlamanın diğer magandalara cesaret vereceğini bilirim.

* BEŞ: Bugün kafası bozulup falancaya yumruk atanın, yarın kafası bozulup filancaya yumruk atmamasının garantisi yoktur.

* ALTI: Samsun’da önü kesilmeyen maganda, Kayseri’de ortaya çıkar... Kayseri’de hak ettiği nefrete muhatap olamayan magandanın, yarın nerede çıkacağı hiç belli olmaz.

Ivır zıvır mevzular

* EMEK YIKILMASIN: Kocaman perdesi “gong” sesiyle açılan bir sinemada film seyretmek bizim de hakkımız.

* YAZARLARLA BULUŞMA: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ayetinden ilham alarak soruyorum: Hiç gidenlerle gitmeyenler bir olur mu?

* MUSTAFA BALBAY: Keşke Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilciliği görevinden alınacağına “Onursal Ankara Temsilcisi” olarak atansaydı.

* DEMET AKALIN: Yeni albümünün afişlerindeki “pasta yiyen Demet Akalın” pozu için, “Sanatçı burada ‘Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler’ demek istiyor” yorumu yapılamaz mı?

* İCLAL AYDIN: En güzel rolü sen yaptın, en uzağa sen gittin, en yakından sen döndün, en iyi dalgıç sensin, en güzel sen gülersin, en çok sen okundun, en iyi ayarı sen verdin... Kıskanıyoruz seni be abla!


AHMET HAKAN
HÜRRİYET