İktidardaki Ak Parti yetkililerinin de ara sıra dile getirdikleri gibi gerek Türkiye’de gerekse de Kahramanmaraş’ta etkili bir muhalefetin eksikliği hissediliyor.
Ezici çoğunlukla işbaşına gelen tek parti iktidarları döneminde gerek medyanın gerekse de sivil toplum örgütlerinin sesinin ve gücünün azaltılması etkili bir muhalefetin ne kadar elzem olduğunu gözler önüne serer.
Hele de demokrasi kültürü gelişmekte olan ülkelerde bu ihtiyaç daha da artar.
Etkili ve güçlü muhalefet aslında iktidarlar için de ‘doğru icraatlarda bulunulması’ açısından yararlıdır.
Şimdi gelelim Kahramanmaraş’taki siyasi tabloya.
Kahramanmaraş’ı TBMM’de temsil eden 8 milletvekilinden 6’sı Ak Partili iken MHP ve CHP’nin ise birer vekili bulunuyor.
Gerek şehir merkezi, gerek ilçeler gerekse de beldelerdeki belediyelerin de büyük çoğunluğunu Ak Partili belediye başkanları yönetiyor.
Siyasi anlamda Kahramanmaraş’ta AK Parti’nin ezici bir iktidar gücü var.
Yerel medya organlarının ekonomik anlamda ‘ayakta durabilme’ savaşı vermeye çalışması, sivil toplum örgütlerinin birçoğunun iktidarın arka bahçesi haline getirilmesinin yanında sesi az çıkmakta olan; ‘ha varlığı ha yokluğu’ misali muhalefetin varlığı, iktidarın Kahramanmaraş ayağının işini ‘Dikensiz gül bahçesi’ misali önemli oranda kolaylaştırıyor.
Ama bu tablo Kahramanmaraş’ın mantıklı, makul ve sağduyulu halkının pek hoşuna gitmiyor.
2002 yılından buyana iktidara büyük destek veren halk, bunun yanında muhalefetin, STÖ’lerin ve basının sesinin ‘gür’ çıkmasını istiyor.
Yanlışlar ve eksiklikler karşısında iktidarın gücünden korkarak sesini çıkarmak istemeyenler her nedense STÖ’lerin ve basın organlarının elini taşın altına sokmasını istiyor.
Buna karşılık, STÖ ve basın da; ‘Alemin delisi biz miyiz’ mantığından hareketle kerhen ‘suya sabuna dokunmadan’ kendine göre bir yol tutturmuş gidiyor.
Doğruyu söyleyenler de 9 köyden kovuluyor.
İşte böylesine garip bir tablonun yaşanması nedeni ile sonuçta kaybeden ise elbette Kahramanmaraş, durumdan da sızlanan Kahramanmaraşlı oluyor.
Ama ‘pitoresk ve dışa vurumsal’ gidişata ‘dur’ demek gerekiyor.
Önümüzde 2014 yılının Mart ayında yapılacak yerel seçimler var.
Kahramanmaraş bu seçime ‘Büyükşehir’ olarak girecek.
Şu anda faaliyet gösteren belde belediyeleri kapanacak, köyler ise mahalle olacak.
Siyasi ve idari yapıda önemli değişiklikler hayatımıza girecek.
‘Büyükşehir’in ne menem bir şey olduğunu Allah ömür verirse yaşayarak hep birlikte görerek öğreneceğiz.
Şimdi elimizdeki verilere göre; eğri oturup doğru konuşalım:
Gidişat böyle devam ederse, olağanüstü bir durum olmaz ise ve de muhalefet, üzerindeki ölü toprağını atarak güçlü bir atraksiyon yap(a)maz ise büyükşehir ve 11 ilçe belediye başkanlıklarının çoğunluğunu Ak Parti’nin kazanacağını söylemek için ‘kahin’ olmaya gerek yok.
Şimdi biraz sesli düşünelim:
Muhalefetin atraksiyonu ne olabilir?
Mesela; AK Parti’nin karşısında muhalefet ‘ortak blok’ şeklinde seçimlere girebilir.
Yani; başta MHP, CHP, Saadet ve BBP gibi partiler ‘ortak’ bir adaya destek vererek başta büyükşehir olmak üzere ilçe belediye başkanlıkları için meydana çıkabilirler.
“Aday kimden olacak, hangi partinin amblemi altında seçime girilecek, hangi partiden ne kadar belediye meclis üyesi gösterilecek gibi” teknik detaylar konuşularak, ön seçimlerle halledilebilir. Yeter ki ortak payda da buluşulabilsin.
Bu formüller siyasi kulislerde fısıldanmıyor değil.
Böylece siyasi arena hareketlenir ve iktidar da eksiklikler konusunda kendisine bir çeki düzen verir.
Kazanan ise Kahramanmaraş olur.
‘Kazanabilir miyiz ki?’ endişesi taşıyan muhalefet partileri var ise eğer onlara tavsiyemiz siyaseti bırakmaları olacaktır.
İddianız yok ise ne diye siyaset yapıyorsunuz ki.
Siyasi partiler istihdam ve vakit geçirme makamları değildir.
Bu milletin vebalini almak hiç te hayrınıza olmaz bilesiniz.
Yeter ki sizler azim edin ve kararlı olun.
Azimle yapılamayacak hiçbir iş yoktur.
Uğraşırsınız, çabalarsınız bir şeyler yaparsınız.
Olur olmaz, o Allah’ın takdiridir.
Sizin ve memleketin hayrına ise neden olmasın.
Yeter ki niyetiniz halisane ve samimi olsun.
Sandığa sayılı günler kala seçim bürosu açmakla başkanlık kazanılmaz.
Hayatın her alanında ve her zaman olmalısınız.
Haaa olmuyorsa bu da takdiri ilahi, elden ne gelir.
Ya sizde, ya biz de ya da niyetlerimizde bir eksiklik var demek ki.
Bizler ‘layık olduğumuz şekilde’ idare ediliyoruz zaten.
Edilmeye de devam ederiz.
Nasıl olsa alıştık.
Görüşmek üzere.
EDİTÖR