DAVOS’TA Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Peres’in konuşacağı panelden önce iki ülkenin diplomatları uzun görüşmeler yaptı. Ortak kanaatleri şuydu:

“Elbette iki ülkenin görüşleri farklı, ama liderlerin konuşmaları eleştiri sınırını aşmamalı!”

Niye? Çünkü hem İsrail hem Türkiye tarafı biliyor ki, iki ülkenin vazgeçemeyeceği karşılıklı çıkarları vardır.

Hatta Türk diplomatlar İsrailli meslektaşlarına şunu söylediler:

- Başbakan Erdoğan Türkiye’de başka, burada başka konuşamaz. İsrail’in Gazze’deki tutumunu eleştirir.

İsrailli diplomatların cevabı:

- Tabii, bunu biliyoruz. Peres de savunur. Önemli olan üslupların eleştiri sınırları içinde kalması...

Ama olmadı. Önce Peres eleştiri sınırlarını aştı, kaba ve öfkeli bir konuşma yaptı. Başbakan misliyle mukabele etti.

Moderatör David Ignatius’un densizliği bardağı taşırdı ve “olay” patladı.

Şu soru önemlidir: Neden iki tarafın diplomatları “olay” çıkmasın diye çabalamışlardır?

İpleri koparmamak!

Olay patladıktan sonra Peres, Başbakan’ı telefonla arayarak “üzgün olduğunu” söyledi, iki ülke ilişkilerinin zarar görmemesini istedi.

Başbakan Erdoğan da şu açıklamayı yaptı:

“Benim tavrım moderatöre oldu... Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Peres’i ne de Musevi halkını hedef aldım!”

Bakın, iki taraf da öfke patlamasının ardından ‘ipleri koparmamaya’ çalıştılar!

Niye?.. O ‘ipler’ çok önemli de ondan!
Eminim, iki tarafın diplomatları da kendi liderlerine bunu tavsiye ettiler.

Başbakan’ı “Davos fatihi, dünya başbakan görsün” diye pankartlarla karşılayıp coşkulu tezahürat yapan kalabalıklar ‘ipler’in farkında olmasalar da, bu ‘ipler’ çok önemli...

Nedir bu ipler?

Basit iki sembol konu: İsrailli pilotlar uçuş eğitimini Türkiye’de yapıyor; çünkü İsrail arazisi çok dardır.

Türkiye de İsrail’den istihbarat alıyor. İkisi için de çok önemli.

Nitekim Genelkurmay, hemen Davos “olay”ının ardından iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin devam edeceğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Olmert, kendi bakanlarına “Sakin olun” uyarısı yaptı.

Türkiye’nin yeri?

Amerika’daki Yahudi lobilerinin Türkiye için önemini kim inkâr edebilir? ABD’ye gidip de bu lobileri ziyaret etmeyen tek cumhurbaşkanımız, başbakanımız yoktur!

Yahudi lobileri de çok iyi biliyor ki, Türk-İsrail ilişkileri bozulursa İsrail büyük zarar görür, Ortadoğu allak bullak olur! Onun için Davos’un ardından lobilerden de “yumuşak” mesajlar geliyor.

Ermeni soykırım tasarısı gündeme geldiğinde Yahudi lobileri bu gerçeği dikkate alacaktır.

Görülüyor ki, Türk-İsrail ilişkileri coşkulu kalabalıkların veya keskin sirke ideologların havsalasına sığmayacak bir derinliğe ve çeşitliliğe sahiptir.

Türkiye elbette daima İsrail’in gaddar politikalarını eleştirecektir.

Bu hem insani bir görevdir hem Arap dünyasıyla olan ilişkilerimizin derinliği ve çeşitliliği de bunu gerektirir.

Öfke patlamaları olabilir, ama aslolan Türkiye’nin bir tarafa kızıp öbür tarafın radikallerinin yanına savrulmamasıdır.

Türkiye elbette İran ve Suriye ile iyi, hem de çok iyi ilişkilere sahip olmalıdır ama Türkiye Ortadoğu’da bir “merkez ülke”dir; “İran, Suriye, Hamas, Hizbullah” çizgisine sürüklenemez! Bunun görüntüsü bile yanlış olur.

Taha Akyol
[email protected]
Milliyet