Ağustos ayı Türk Tarihinde zaferler ayı olarak damgasını vurmuştur. Önce Malazgirt Zaferinden başlayalım. Malazgirt, Doğu Anadolu da Muş ilinin tahminen 56.000 nüfuslu bir ilçesidir.

Malazgirt Zaferini kısaca özetlersek; bu savaş Bizans İmparatorluğu ile Büyük Selçuklu Devleti arasında 26 Ağustos 1071 yılında olmuştur. Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans imparatoru. IV. Romen Diyojen arasında Gerçekleşen savaşı Büyük Selçuklu Devleti kazanmıştır.

Malazgirt Savaşı ile birlikte, Türklere Anadolu’nun kapıları  açılmış olup,Türk Birlikleri Anadolu’ya girmeye başladı.Sultan Alparslan’ın  Anadolu topraklarındaki fetih hareketleri ve Bizans’ı zorlamaları,imparator  Romanos  Diogenes’i  harekete zorlar.

Alparslan 1071 yılında Mısır Fatimi Devletine karşı çıktı seferden sonra ordusuyla dönerek, Malazgirt’e yönelir. Cuma günü akşama kadar süren savaşta,koca Malazgirt Ovası 100 Binden fazla Bizanslıya mezar olur.Bizans İmpararator’u esir düşer. Bu büyük zafer Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerini ve gücünün hâkimiyetini sağlar.

 Bu sebeple Malazgirt Ruhunun yaşatılması adına yapılan etkinlikler manidardır.

Tarihin derinliklerine girdiğimizde bu milletin birlik beraberlik ruhuyla, Haçlıları Moğolları biz yenmedik mi? Fitne tohumlarına rağmen üç kıtada tarihi yine biz yazmadık mı? Emperyalist güçlerin oyunlarını bu millet bozmadı mı? İşte Çanakkale, Gazi Mustafa Kemal o milleti ile beraber yedi düvele karşı savaştılar, nice şehitler verildi. Ağustos ayının geçmiş yılarına göz attığımızda kocaman bir zaferler ayı çıkar karşımıza; Anaolu  bir kaledir, bu kale yıkılırsa ne Orta Doğu ne Orta Asya ne Balkanlar kalır. Bu ulu çınarın gölgesi ebede kadar sürecektir.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

Büyük Taarruz sabahı Mustafa Kemal Atatürk Başkumandanlık Meydan savaşını idare ettiği Kocatepe ye çıkarken, zaferin stratejisini belirliyordu.26 Ağustos 1922 sabahın alaca karanlığında, topların çelik ağzında, bir hücum marşı çalarken, Türk ordusu topçusuyla, piyadesiyle, süvarisiyle dalga, dalga hücuma hazırlanıyordu.

Yunanlılar Sakarya’da yenildikten sonra, batıya çekilmiş Afyon, Kütahya hattını tahkim etmişlerdi. Olanca güçlerini tekrar toplamış, burada aşılmaz sandıkları mevzilere yerleşmişlerdi.

Bu mevzileri gezen yüksek rütbeli bir İngiliz subayı ”Türkler bu mevzileri altı ayda aşabilirlerse, altı saatte aşmış gibi övünebilirler” diyordu.

Evet, Türk ordusu bu mevzilere saldırmış, düşman neye uğradığını şaşırmıştır.

Türk ordusunun 208 bin er ve subayı,98 bin piyade tüfeği,839 ağır makineli tüfeği,2032 Hafif makineli tüfeği,323 topu,198 kamyonu,33 oto ve ambulansı ve 5 uçağı vardı.

Yunan ordusunun ise 220 bin er ve subayı,130bin piyade tüfeği,3180 hafif makineli tüfeği,344 topu,4036 kamyonu, yüzlerce oto, ambulans ve 12 uçağı vardı

“OYSA SAVAŞIN KADERİNİ SİLAHLAR DEĞİL,

ORDUDAKİ VE KOMUTANLARDAKİ ŞUUR VE RUH KAZANMIŞTIR”

        İlk gün düşman mevzilerine sokulmaya çalışan birliklerimiz, ikinci gün Türk ordusunun hücumu şiddetli şekilde sürdü. Öğleden önce Çiğiltepe dışında, Afyon bölgesinin güneyindeki Yunan mevzileri işgal edildi ve Yunan birlikleri geri çekilmeye başladı.

Öğleden sonra 8.tümenimiz Afyon uda kurtardı. Daha sonra bütün hedeflere ulaşılıp, Mehmetçik düşmanı kovalayıp imha etti.

Üçüncü gün beş düşman tümeninin İzmir yönünde çekilmesi önlendi ve kuzeye doğru kışkırtıldı.

Dördüncü gün çok şidetli çarpışmalar devam etti.29 Ağustos akşamı beş Yunan tümeni şerefli ordumuz tarafından kovalanarak yakalandı. Artık Yunan ordusu yoktu.

Mustafa Kemal Atatürk şunları söylüyordu;”düşman, vatanın harim-i ismetinde boğulmuştur:

Çal köy civarında 100 bin ölü,20 bin esir, çok sayıda top tüfek ve cephane bırakıp, panik halinde kaçmaktadır.”

Bu vatan toprakları kolay kazanılmadı, şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş vatan için şu mısraları;

Bastığın yerler “toprak!” diyerek geçme tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme yazıktır atanı

Verme, dünyaları aslan da, bu cennet vatanı.                               Hoşça kalın!