90’larda olaylar şöyle cereyan ederdi:

- PKK köy bastıkça, güvenlik politikalarına abanılırdı.
- PKK şiddeti tırmandırdıkça, özel harekât timleri harekete geçirilirdi.
- Hafif bir sessizlik oluştuğunda, Güneydoğu’da köyler boşaltılırdı.
- Şehit haberleri geldikçe, siyasiler “Bunlar teröristlerin son çırpınışları” türünde açıklamalar yaparlardı.
- Şehitler verildikçe, hiç kimsenin aklının ucundan bile “komutanların hataları” falan diye bir konu geçmezdi, geçemezdi.
- Şehitler için cenaze törenleri düzenlendiğinde, sadece ve sadece intikam sesleri yükselirdi.
- Şehitler verildikçe, şehit anneleri “Bir evladımı verdim, ikincisini de vermeye hazırım” derlerdi.
- Türkler yaşanan kıyımlar karşısında öfkelendikçe, devlet Kürtlerin ifade özgürlüğünü kısıtlayarak yükselen öfkeyidindirmeye çalışırdı.
- PKK ile mücadelede başarı sağlanamayınca, Meclis’teki birkaç Kürt milletvekili kafalarından bastırılarak Meclis’tenatılırdı.
* * *
90’ları anlatmaya devam ediyorum:
- “Teröristi ininde vuracağız / Askerimizin kanı yerde kalmayacak / Bir avuç çapulcuya göz açtırmayacağız / Hepsinihaklayacağız / Akıttıkları kanda boğacağız” türü cümleler, o günlerin en çok işitilen cümleleriydi.
- “Farklı bir yöntem izlense daha iyi mi olur acaba?” gibi cümleler kuranlara “hain” denirdi.
- “Bu iş güvenlik politikalarıyla çözülmez” diyenlere “PKK yardakçısı” sıfatı yapıştırıldı.
- “Terörist ile vatandaşı birbirine karıştırmayalım” cümlesini sarf etmek bile başlı başına önemli sayılırdı.
- “Faili meçhul cinayetler”, “köy boşaltmalar”, “hukuk dışına çıkan güvenlik görevlileri” gibi konulara ucundankıyısından dalmak bile olağanüstü risk almak anlamına gelirdi.
* * *
Kısacası 90’ların şöyle bir kısırdöngüsü vardı:
BİR: Terörün azması...
İKİ: Öfkenin patlaması...
ÜÇ: Azan terörü durdurmak, patlayan öfkeyi dindirmek maksadıyla askerin demir yumruğunu tüm bölgenin üzerineindirmesi...
DÖRT: Demir yumruğun bölgenin üzerine inmesiyle birlikte dağa çıkış trafiğinin de hız kazanması.
BEŞ: En sonunda en başa dönülerek terörün yeniden azması, öfkenin yeniden patlaması...
* * *
2000’lerde bu “kısırdöngü”yü ortadan kaldıracak bir ortam doğdu.
“İyi-kötü” adımlar atıldı.
“İki ileri, bir geri” de olsa açılımlar yapıldı.
Ama sonunda geldiğimiz nokta maalesef, “Kalleş pusu: 13 askerimiz şehit” noktası oldu.
Şimdi bakıyorum etrafımdakilere...
Şimdi bakıyorum siyasilerin ağızlarına...
Şimdi bakıyorum ülkenin Batı taraflarındaki gözlere...
Hepsinde bir “90’lara dönüş özlemi” görüyorum.
Şimdi herkes...
PKK şiddetinin beslenmesinde, artmasında, kökleşmesinde 90’larda izlenen politikaların şahane katkılarını unutmuşgörünüyor.
* * *
13 askerimizin şehit edilmesi karşısında...
- Tabii ki yüreklerimiz dağlanacak.
- Tabii ki öfkeleneceğiz.
- Tabii ki isyan edeceğiz.
- Tabii ki çok üzüleceğiz.
- Tabii ki sabrımızın taştığını hissedeceğiz.
- Tabii ki kendimizi ölen gençlerin ailelerinin yerine koyarak feryat edeceğiz.
Bunlar insanlığımızın gereğidir.
Ama yapmamamız gereken şeyler var:
Mesela... Galeyana kapılıp mantığı savuşturmamamız gerekir.
Mesela... Kendimizi hezeyanın avutucu kollarına bırakmamamız gerekir.
Mesela... 90’ların bugünlerden bin beter kâbus günlerine dönme özlemi içinde olmamamız gerekir.
* * *
Kısacası...
Bir şeyler yapmamız gerekiyor.
Bugüne kadar yapılmamış ve denenmemiş bir şeyler.
Yeter ki o şeyler kıyıcı olmasın, dökücü olmasın, yürek yakıcı olmasın.


Ahmet Hakan
[email protected]
CNN TÜRK Tarafsız Bölge Programı Yapımcısı