“HEDEF gösterme” ve “gösterilen hedefin dini gayretlerle yok edilmesi” olayı, maalesef bize hiç de yabancı bir durum değildir.
Hadi hatırlayalım:
Bu memlekette bir gazete, Gümüşhane Baro Başkanı’nı yaptığı yayınlarla hedef haline getirmedi mi?
Bu yayınlardan etkilenen adamın biri, ta Osmaniye’den Gümüşhane’ye giderek, sırf dini gayretlerle Gümüşhane Baro Başkanı’nı öldürmedi mi?
Başka?
Aynı gazete Ahmet Taner Kışlalı’nın üzerine çarpı atmadı mı?
Atılan çarpının ardından Kışlalı, bombalı saldırıya kurban gitmedi mi?
Hadi itiraf edelim:
İki gün üst üste o gazetenin manşetinde hedef olan herhangi biri, “Eyvah... Ya canıma kastedilirse...” diye korkmuyor mu?
Demek ki neymiş?
“Hedef gösterme” ve “gösterilen hedefin dini gayretlerle yok edilmesi” olayı, öyle bir çırpıda yabana atılacak bir olay değilmiş.
¡ ¡ ¡
Eğer elde böyle bir arka plan varsa...
Danıştay saldırısının hemen ardından bütün parmakların “dinci terörist”i göstermesini neden yadırgayalım ki?
Şunu söylemek istiyorum:
Provokatörler, her zaman uygun bir zemine ihtiyaç duyarlar.
Danıştay saldırısının gerçekleştiği günlerde “uygun zemin” vardı ve bu zemini biraz da manşetinden “İşte türban için olumsuz karar veren o yargıçlar” diye fotoğraflar yayınlayan gazete yaratmıştı.
Yani geçmişte katiller için azmettiricilik rolü oynamış olmak, bir cinayet planında “işe yarar bir unsur” olarak kullanılmaya yetip de artıyor bile...
¡ ¡ ¡
Ne yapılacak peki?
Şunları yapacağız:
Provokasyona, şiddete, cepheleştirmeye, hedef göstermeye, azgınlığa prim vermeyeceğiz...
Mahallede bu tür hedef gösterici yayınlardan etkilenerek adam öldürmeye yatkın tipler olduğunu göz önünde bulunduracağız.
Hedef gösteren, şiddeti öven, katilleri savunan, iftirayı ve hakareti meşru gören yayın organı ile aramıza kalın bir çizgi çizeceğiz.
Kısacası...
“Ne avanak ve art niyetli insanlarsınız siz... Nasıl da provokasyona geldiniz... Danıştay saldırısından sonra ne diyordunuz? Bakın şimdi ne çıktı? Hadi utanın bakalım...” falan demekle iş bitmez.
“Provokasyonun zemini”ni, en azından uçağımızda ağırlamaktan imtina edeceğiz.
---Nefes harika filmmiş---
BEN ne büyük bir hata yapmışım ki, film vizyona girdiğinde yapılan feci gazlamalardan olumsuz etkilenip, “İşte militarist bir film... Hayatta seyretmem...” falan demişim.
Hele Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un da filmi seyredip beğendiğini öğrenince iyiden iyiye uzak kalmışım filmden.
Ve ne iyi yapmışım ki, bir arkadaşımın “Sen bakma söylenenlere... DVD’sini al ve izle” önerisine kayıtsız kalmamışım.
¡ ¡ ¡
Soluksuz izledim... Acayip etkilendim... Hayran kaldım... Ayakta alkışladım...
Ve bir çırpıda şunları söyledim:
? Bir film çeşitli okuma biçimlerine bu kadar mı açık olur?
? Bir film baştan sona tutarlılığını bu kadar mı korur?
? Bir film inandırıcılık meselesini kendine bu kadar mı dert eder?
? Bir film kolayca kayabileceği bataklardan bu kadar mı kurtarır kendini?
? Bir film savaşın insan ruhunda açtığı derin yaralara bu kadar mı aşina olur?
---Bir mukayese denemesi: İsmail Türüt/Volkan Konak---
? İsmail Türüt ne kadar açılırsa açılsın mahalli kalmaya mahkûmdur... Volkan Konak ne kadar kapanırsa kapansın ulusaldır.
? İsmail Türüt tipik bir sağcıdır... Volkan Konak tipik olmayan bir solcudur...
? İsmail Türüt AK Partili ilçe belediyelerinin festival sanatçısıdır... Volkan Konak ise Kuruçeşme Arena’yı doldurur...
? İsmail Türüt’ün hocası Ozan Arif’tir... Volkan Konak’ın hocası ise Sunay Akın’dır...
? İsmail Türüt Rize’dir... Volkan Konak Trabzon...
? İsmail Türüt yöresel bir ağızla yöresel türküler çığırır... Volkan Konak yöresel bir ağızla bütün bölgelerin türkülerini söyler.
----Serhat Albayrak açıklama yollamış---
SABAH Grubu’nun başındaki isimden, Serhat Albayrak’tan bir “tekzip” geldi.
Serhat Albayrak, avukatı aracılığıyla “yasal hakları saklı kalmak kaydı” ile göndermiş “tekzip”i...
Açıklamasında şunu söylüyor Serhat Albayrak:
“Herhangi bir internet sitesiyle ilişkim yoktur... Ahmet Hakan’ın yazdığı gerçek dışıdır”.
¡ ¡ ¡
Keşke işi bu kadar resmi tutmasaydı.
Bir telefon açıp, “Benim alakam yok” falan deseydi.
“İlle de var” diye ısrar etmez, “aranızda organik bağ olmayabilir ama ya inorganik bağ?” falan diye üstelemezdim.
İki nedenden dolayı:
BİR: Çünkü ben beyanı esas alan bir gelenekten geliyorum.
İKİ: Serhat Albayrak, sonuçta bizim Sadık Abi’mizin oğludur... Eh, Sadık Abi’nin oğlu yalan söyleyecek değil ya...
Ahmet HAKAN
[email protected]
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
İslam Memiş’ten Altın Yatırımcısına 2026 Uyarısı: "Manipülasyon Dönemi Başlıyor"
Rümeysa Eker Kimdir? Terme Belediye Meclis Üyesi Hakkındaki İddialar Neler?
Arda Öztürk Kimdir? Beşiktaş İddiaları ve Kariyeri
Aydın'daki vahşi cinayetin faili yakalandı! Yurt dışına kaçmak üzereydi
Muğla'da 3 gündür aranan yaşlı kadının cansız bedeni bulundu
Next