Yok, referandumda değil, seçimde. Referandum yüzde 57'yle falan geçer de, ben seçimden sözediyorum.

AKP kapatılırsa yani... Onun yerine kurulacak olan yeni parti...
Ankara'da son günlerde ortalıkta sıkça dolaşan bir "senaryo" varmış... (Ankara dediğin bozkır gülistanında başka ne dolaşacaktı ki?)
CHP, "partinin hukuk bürosu" gibi gördüğü Anayasa Mahkemesi'ne gidecek ya, iş referanduma kalmadan (yani CHP gene halkın tokadını yemeden) anayasa değişikliği iptal edilsin diye...
AYM'nin de tastamam bunu yapması bekleniyor. (Niçin herkes sonuçtan bu kadar emin? Niçin kimse "AYM tarafsız yargıçlardan oluşuyor, konuyu enine boyuna görüşür, adil bir karar verir, belki de iptal etmez" diyemiyor acaba?)
Üstelik mahkemenin, bu gibi durumlarda her zaman yaptığı gibi işi aylara yayarak değil, "acele" karar alması bekleniyormuş... (Hayrola? Referandum yangınından mal mı kaçırılıyor?)
Değişiklikler iptal edilecek, hazır bekleyen Yargıtay Başsavcısı da, "değiştirilemez maddelerle çelişkiye düşen yenilikler yaptıkları" gerekçesiyle hemen kapatma davasını bastıracak! (Bu sefer İlhan Selçuk'un ışık yakmasını ya da Ergenekon'un tehdit etmesini beklemeyecek.)
AKP kapatılacak, hükümet düşecek, yerine geçecek CHP-MHP koalisyonunun ilk işi Silivri tutuklularını salıvermek, Zekeriya Öz'ü de Şırnak'a falan sürmek olacak... (Başka bir işi olmayacak çünkü Deniz Baykal'ın elinden başkaca bir iş gelebilemez.) Ondan sonra da seçim zamanı gelip çatacak hemen.
Başbakanın da "yasaklı" olacağı sanılıyor...
Daha doğrusu, bunun "demokrasi" olacağı sanılıyor utanmadan. Oysa buna mis gibi "sivil darbe" denir, halka karşı bürokrasi darbesi. Matbuat şerefsizleri de zil takıp oynarlar.
Peki Abdulah Gül Çankaya'dan inip yeni partinin başına geçerse, bürokrasi yarattığı bu skandalın altından nasıl kalkar?
Peki seçimde ne olacak?
Halk bu çirkin güldürüyü yutacak mı?
Yoksa öyle bir tokat atar ki sesi Hint'ten Çin'den mi duyulur?

Yazının devamı için...

Engin Ardıç
SABAH