Güncel olan ve tahmin etmekte güçlük çekmeyeceğiniz bir konuyu, bu eşsiz şehrimizin, Kahramanmaraş’ımızın Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile alakalı bazı tespitlerimi, siz kıymetli okuyucularımızla paylaşmak istiyorum. Bu vesile ile önce bazı hususlara da değineceğim.


Yürürlükte olan Anayasamıza göre yönetim sistemimiz “merkezi ve mahalli idare” biçiminde ele alınmaktadır. Bu iki eksenden birisini oluşturan mahalli idarelerin seçimi, resmi adıyla Genel Mahalli İdareler Seçimi, vatandaşımızın ifadesi ile Belediye Seçimi inşallah 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak. Seçim günleri demokrasilerin bayram günleridir. Bayramımız şimdiden kutlu olsun.. Memleketimizin her köşesinde ve Kahramanmaraş’ımızda da hayırlara vesile olsun inşallah.


Hatırlanacak olursa 2004 yılında çıkan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile İstanbul ve Kocaeli illerinde büyükşehir belediye sınırları mülki sınırlara genişletilmişti. Bir nevi pilot uygulama gerçekleştirilmiş, faydalı olduğuna kanat getirildikten sonra nüfusu 750.000 ve üzeri olup büyükşehir belediyesi bulunmayan illerde de büyükşehir belediye hizmet sınırları mülki idare sınırlarına çıkarıldı.


Yasa öncesi 16 olan büyükşehir belediyesine ilave olarak Kahramanmaraş’ımızın da içinde yer aldığı önce 13 daha sonra Ordu ilinin de eklenmesiyle 14 yeni büyükşehir belediyesi oluşturularak, Türkiye genelindeki büyükşehir statüsüne sahip il sayısı 30’a çıkarıldı.


Yeni yasa neler getirdi diye şöyle bir hatırlamak gerekir ise:



  • Belediye sınırı mülki sınıra genişletilmiş, böylelikle yönetim, planlama ve koordinasyon açısından etkin hizmet vermeye matuf güçlü bir yapı hedeflenmiştir. Büyükşehir görev alanındaki hizmetlerin tek merkezden yürütülmesi sonucu niteliği ve niceliği daha yüksek olan hizmetler çok daha ucuza ifa edilecektir.

  • Valilerin Başkanlığındaki İl Genel Meclislerinin kaldırılması ile yerellik sağlanacak, seçilmişler daha çok öne çıkacaktır.

  • Belediye gelirleri artacaktır. Örnek vermek gerekir ise yasa öncesi 2012 yılındaki Kahramanmaraş Belediyemizin 314.014.632 TL olan geliri, %41,21 artarak 443.416.786 TL’ye ulaşacaktır. Bu artış, büyükşehir belediyesi sınırları içinde toplanan GBVG’den (Genel Bütçe Vergi Gelirleri) büyükşehir belediyesine verilen %5’lik payın %6’ya çıkarılması ile sağlanacaktır. Aynı şekilde büyükşehir ilçe belediyelerine Türkiye genelinde toplanan GBVG’nin nüfus esasına göre %2,5’i verilirken yeni düzenleme ile bu pay %4,5’e çıkacaktır.

  • İl genelinde imar bütünlüğü sağlanacaktır. Böylelikle çarpık, her türlü estetik ve medeniyetten yoksun, tek tipçi, büyük köy görünümlü yerleşim yerleri yerine, kültür ve medeniyet mirasımıza uygun, ruhları ve kimlikleri olan şehirler inşa edilecektir.

  • Yeni bir ilçe ve belde belediyesinin kurulması kriterlere bağlanmıştır. Yeni bir ilçe kurmak için nüfusun asgari 20.000, belde için ise asgari 5.000 olması gerekmektedir. Nüfus şartının sağlanması yetmemekte yasa ile düzenlemesi esas olmaktadır.


Aslında yasa ile gelen yenilikler bunlarla sınırlı değil, daha başka değişiklikler de var ama biz tekrar ana konumuza Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı meselesine dönelim.


İlk kez oy kullanacak olan gençlerimizi hariç tutarak ifade etmek gerekir ise, daha önceki seçimlerde oy kullanmış seçmenlerimizin yaşı ile mütenasip seçim süreçlerine ilişkin tecrübeleri ve tespitleri vardır. Kuşkusuz benim de…


Kategorik olarak bu tecrübelerimi ve tespitleri aktarmadan önce, seçmek gibi seçilmenin de demokratik bir hak olduğu şerhimle samimi aday adaylarını tenzih etmek isterim.
İlk grupta eskaza aday olursa ne ala, değilse unvan kısmına A.A. kısaltmasını küçük puntolarla yazdırıp ileriki dönemlerde kullanmak üzere kartvizitler bastıran “siyaset bezirgânları”, ikinci grupta ise adeta “nasıl aday adayı olunur ama aday olunamaz” eserinin müellifi olmaya namzet “siyaset yazarları”, üçüncü grupta ise reklamın iyisi kötüsü olmaz deyip “piyasa yapanları” ve diğerlerini vermek mümkün..


Bu grupların dışında, birde “siyaset baronları” var. Bunlara göre de malum koltuk kendileri için ihdas edildi, kendilerinden daha münasip kimse yok, hatta bu koltuklar onların en tabii hakları. Hal böyle olunca bu beyefendilere; Yahu sizin bu şehre ait gelecek tasavvurunuz nedir? Hangi meselesine karşı nasıl bir çözüm getireceksiniz? diye sorma cüretinde dahi bulunamazsınız.
Talip oldukları makam için uygulanabilir ne tür projeleri var, ben merak ediyorum, eminim siz de merak ediyorsunuzdur. Bilgisayardaki kes-yapıştır mantığı ile oluşturulmuş saçmalıklara değinmek istemiyorum. Bir kısmı ise hele bir koltuğa oturalım da daha sonra bakarız demek mi istiyorlar?
Hiç kusura bakmasınlar. Biliyorlar mı ki bu İl net göç veren bir il’dir. Alınan göçe göre verilen göç hem sayıca hem de nitelik yönünden oldukça yüksektir. Aslında göç, bir sonuçtur. Göçün nedenlerinin iyi analiz edilmesi gerekir. Göçü yavaşlatmak özellikle de başta kendi hemşerilerimiz olmak üzere göç edip gitmek isteyen nitelikli insanlarımızı İl’imizde tutmak veya İl’imize geri dönmelerini sağlamak hepimizin sorumluluğudur, ama bilhassa da mevki ve makam sahiplerinin.
Bunun yolu ise genelde istihdamı artırmaktan ama özel de ise nitelikli istihdam yaratmaktan, katma değeri yüksek ürünler üretmekten, İl’e ait markalar oluşturmaktan, sağlık ve kültür turizmi alanında yeni atılımlar yapmaktan, gençliğe ve gençlere sahip çıkmaktan geçmektedir.


“Nüfus olmadan nüfuz olmaz”


Dünyadaki söz sahibi ülkelere bir bakın bakalım. Örneğin  Çin, Dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve en kalabalık ülkesi. Bu ülke insanının çoğunluğunun günde bir avuç pirince talim ettiğini kim konuşuyor? Ama dünyanın jandarmalarından birisi durumunda. Başbakanımız da 3 çocuk derken tam da bu noktaya işaret ediyor. Malum adaylar acaba bu konuda ne düşünüyorlar? Nüfus artış hızımızdaki yavaşlamadan haberdarlar mı? Bu sürecin devamı halinde nüfusumuzun kısa zamanda gerileyeceğini, henüz yeni taktığımız büyükşehir rütbemizin söküleceğini ve il belediyesine yeniden geri dönüleceğini biliyorlar mı?
Bu beyefendilerin trafik ve ulaşım sorununa kalıcı çözümler adına bir önerilerine de rastlamadım. Merkez-çevre entegrasyonu sorsanız Allah-u âlem bu konu hiç mi hiç akıllarına gelmemiştir.
Beyler uyanın… Türkiye’de 11 yılı geride bırakmakta olan tek parti iktidarı var. Koalisyon dönemleri olmuş olsa, siz de koalisyon ortaklarının birinden seçilmeye niyet etmiş aday adayı olsanız eyvallah, belki eski alışkanlıklarınızı sürdürebilirsiniz. Ama öyle değil, o dönemler geride kaldı, bu iktidar döneminde yerel aktörler olarak işi çok daha sıkı tutmamız gerekir.


2009 Mahalli Seçimlerine zaman tünelinde şöyle bir gidelim. 17 Aralık 2008 tarihindeki açıklaması ile Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, başarılı bulduğu belediye başkanlarının illerini ve isimlerini belirli bir takvim içerisinde ve başarı sırasına göre kamuoyu ile paylaşmıştı. Erdoğan “Konya, Kayseri ve Antalya’da aynı başkanlarla yola devam” edeceklerini ifade ederken, İl’imizin ve Başkanımızın isminin de aynı listede açıklanmasını bu memlekete sevdalı herkes çok isterdi. Ama olamamıştı… Derken ikinci liste açıklanmış bizim isim o listede de çıkmamıştı. Hepimiz meseleyi “belediyecilikten gelen Başbakan, demek oluyor ki Başkanımızı yeniden aday göstermek için yeterli bulmuyor ve olumlu kanaate sahip değil” şeklinde okumuştuk.
Zorlama ile nihayet son listede isim açıklandı. Seçmenin tamamına yakını Başbakanın hatırına oy verdi. Başkan yeniden seçilmiş oldu. Bana göre Başkan yaşadığı o günleri ihlâsla bir kez daha tefekkür etmeli, daha kötü bir süreci yaşamaya kendini mahkûm etmemeli. Bunun yerine Partisinde başka bir gelecek aramalı.


Unutulmamalı ki, daha önce sadece Merkez ilçeye hizmet vermekle sorumlu olan belediye, yeni düzenleme ile büyükşehir belediyesi olarak 14.346 km²’lik yüzölçümü ile Türkiye'nin 11.büyük vilâyetinin her m2 sine hizmet götürmek durumundadır.


Başkanlık Sistemi


Yeri gelmişken şu “Başkanlık Sistemi” hakkında da kanaatlerimi paylaşmak isterim. Başkanlık Sistemi ülkemiz genelinde belirli dönemlerde gündeme gelmekte, olur mu, olmaz mı diye tartışılmakta, kimilerine göre sorunlarımızdan kurtulmak adına tek çare, kimilerine göre ise ülkeyi felakete hatta bölünmeye kadar götürecek bir tehlike olarak görülmektedir. Başkanlık Sistemi aslında yıllardan beri belediye başkanlarının seçiminde uygulanmaktadır. ABD’de Başkanı Obama’nın 17 Ekim öncesinde yaşadıklarını Allah aşkına hangi başkan yaşadı. Bu nedenle ülkemizde Başkanlık Sistemi en güçlü şekilde yerelde uygulanmaktadır.


Büyükşehir Belediye Başkanı için hükümranlık sınırı İl’imizin mülki sınırları ile örtüştüğünden, bu kez “koordinasyon” gündeme gelecektir. Başkan adeta “Belediye Bandosunun” değil “Orkestranın şefi” olmak durumundadır.


Bu hatırlatmayı da yaptıktan sonra son derece geniş yetkilere sahip;
 Atanmış değil seçilmiş olduğu için daha prestijli,
Bürokrasisi en aza indirgenmiş, bütçesi de %40’ın üzerinde artmış, gelecek tasavvuru olan,
Yönetmek değil yönetişim anlayışını içselleştirmiş,
Ankara’yı çok iyi bilen oradaki büyüklerinin her türlü desteğini almış ve onlarla uyumlu ve ahenkli çalışma kabiliyeti olan,
Dünyayı, ülkemizi ve daha da önemlisi kendisini bilen,
Ülkelerin birbirleri ile olan rekabeti kadar önemli hale gelen illerin kendi aralarındaki rekabetinde Kahramanmaraş’ımızı süper lige çıkaracak bir BAŞKAN arıyoruz.
Bu bizim hakkımız değil mi? Çok şey mi istedik acaba?


Gelin bu kez ıskalamayalım.


EDİTÖR
www.kanal46.com