Güney Afrika Cumhuriyeti, dünya madencilik tarihinde adından sıkça söz ettiren zengin yataklarıyla bilinir. Ülkenin jeolojik yapısıyla öne çıkan Witwatersrand Havzası bölgesinde sıradan bir gün geçiren çoban, doğanın sürpriziyle karşılaştı. Sürüsünü otlattığı sırada havanın aniden bozulması ve şiddetli yağmurun başlaması, bölge sakinini barınacak güvenli bir yer aramaya yöneltti. Bölgedeki doğal oluşumlu bir mağaraya sığınan çoban, bu sığınağın hayatının dönüm noktası olacağını henüz bilmiyordu.
TAŞLARIN ARASINDAKİ GİZLİ OYUK
Yağıştan korunmak amacıyla mağaranın içerisine ilerleyen adam, dinlenmek için taş duvara yaslandığı sırada yüzeyde farklı bir doku fark etti. Duvarın yapısal olarak diğer kısımlardan ayrılan noktalarındaki hafif oynamalar ve boşluk hissi merakını uyandırdı. Taşları elleriyle yoklayarak gevşeten bölge sakini, kaya parçalarının arasına gizlenmiş dar bir oyukla karşılaştı. Oyuğun içerisindeki yansımayı fark eden adam, karanlık noktayı aydınlatmak için çalışmasını derinleştirdi.
YEDİ KİLOGRAMLIK ALTIN KÜTlesi Ortaya ÇIKTI
Taşları biraz daha aralayan çoban, oyuğun derinliklerinde yoğun bir şekilde parlayan metalik kütleyi gördü. Kayalığın arasından çıkardığı nesnenin ağır yapısı ve rengi altının ta kendisiydi. Yaptığı ilk incelemede kütlenin tam yedi kilogram ağırlığında olduğunu belirleyen adam, bulduğu servet karşısında şaşkınlık yaşadı. Keşfedilen bu büyük kütle, doğal bir altın damarının yüzeye yakın bir noktada birikmesi ihtimalini akıllara getirdi.
HAZİNENİN KÖKENİ ARAŞTIRILIYOR
Bölgede yaşanan bu olağanüstü tesadüf, kısa sürede yerel halkın ve madencilik uzmanlarının dikkatini çekti. Altın kütlesinin geçmiş yıllarda başka kişiler tarafından saklanan kaçak bir hazine mi yoksa tamamen doğal yollarla oluşan jeolojik bir birikim mi olduğu sorusu henüz netlik kazanmadı. Uzmanlar bölgedeki kaya yapısını incelemeye hazırlanırken, çobanın bulduğu altınların hukuki durumu ve kökeniyle ilgili araştırmalar devam ediyor.
Next




