ERBAKAN Hoca’nın biricik veliahtı Fatih Erbakan, Akşam Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “Parti babamın partisi... Sana ne oluyor Numan... Ya itaat edeceksin ya da çekip gideceksin...” mealinde sözler söylemiş.

Açıkça söylüyorum:

Eğer...

Erbakan Hoca, Altınoluk’taki yazlığında kameraların karşısına geçip, “Bizim oğlan yapmış bir çocukluk... Kulak asmayın onun söylediklerine... Ben onu edep dairesi içine çekerim...” türünde herhangi bir açıklama yapmazsa...

Numan Kurtulmuş’un isyan etmesi üzerine farzdır.

İsyan etmelidir ve çıkıp demelidir ki:

“Çekin çoluk çocuğu karşımdan... Daha fazla ayıp etmeyin... Bu yapılan terbiyesizliktir.”

Eğer susarsa, eğer sesini çıkarmazsa, eğer bunun altında kalırsa...

Bilmiş olsun ki...

Hem partiyi kaybeder, hem kişiliğini... Hem zilleti kabullenmiş olur, hem de küçük düşmüş olur...

Hem liderlik denilen büyüden yoksun olur, hem izzeti iki paralık olmuş olur.

Hem saltanat uygulamasına kapı aralamış olur, hem bir saçmalığa teslim olmuş olur.

Ayağa kalkmalıdır, hesaplaşmalıdır, sesini çıkarmalıdır, meydan okumalıdır.

Hiçbir şey yapamıyorsa...

“Alın partinizi başınıza çalın” diyerek çekip gitmelidir.

Neden yandaş olamam

Çünkü ben... Kendi liderimin zenginliğini görmeyip başkalarının liderinin gömleğine kafayı takmayı kendime yakıştıramam.

Çünkü ben... Sözde “dindar”, sözde “ahlakçı” gazetelerde yer alan “Ver oyunu Etro Kemal’e de gör ebeni...” cümlesini anlayışla karşılayamam. (Bkz: Star
Gazetesi).

Çünkü ben... Gettomun içindeki güvenli alandan sağa sola çemkirmeyi mertlik olarak göremem.

Çünkü ben... İddianamesiz aylardır tutuklu bulunan kişiler karşısında vicdansızlık yapamam.

Çünkü ben... Buldukları her eski ülkücünün açıklamasını, “Eski ülkücüler evet verecek” diye manşetten giren gazeteye “Aferin... Kara propagandayı iyi öğrenmişsiniz” diyemem.

Çünkü ben... En fazla oy alan rektör adayı yerine üçüncü sırada oy alan rektör adayının atanması karşısında sessiz kalamam.

Üç saptama

İMPARATORLUK: Dillere pelesenk oldu şu “korku imparatorluğu” lafı... Korkarım çok yakında, hükümete yakın kalemşorlar, “Korku morku... Sonuçta Tayyip Erdoğan bir imparatorluk kurmayı başardı ya... Siz ona bakın” diyecekler.

TERAS AŞKI: Ş.G. ile B.T. arasında gerçekleşen “Terasta Aşk” olayıyla ilgili olarak twitter’a şöyle yazdım: “Şu meşhur ‘teras aşkı’ var ya... Nedense bana hafiften ‘şapkalı adamın tacizi’ gibi geldi... Aynı fikirde olan?”. Sonuç: Herkes katıldı, bir tane bile itiraz gelmedi.

HANUT GEZİ: Oray Eğin dünkü yazısında Japonya’ya yaptığı geziden notlar aktarmış... Altına da “Hanut değil, alın teri” notunu düşmüş... Gazetecilerin ücretsiz götürüldüğü gezilere çoktandır “Hanut gezi” deniliyor. Sanırım bundan böyle “Hanut değil, alın teri” notunu daha çok göreceğiz yazıların altında.

YARSAV diyor ki: Biz özgürlükçüyüz

“Bİr ‘hayırcı’dan ‘evetçi’ye 9 öğüt” başlıklı yazımdaki öğütlerden biri şuydu: “Bazen bir ‘hayırcı’, bin ‘evetçi’den daha özgürlükçü olabilir... Her gördüğün ‘hayırcı’yı, YARSAV’cı falan sanma...”

İşte bu cümleye YARSAV Yönetim Kurulu Başkanı Emine Ülker Tarhan’dan bir açıklama geldi. İşte o açıklama:

* * *


“Sayın Ahmet Hakan... Darbe anayasasının yarı bağımlı hale getirdiği ülkemiz yargısının, iktidar partisine tam bağımlı bir yargı haline getirilmesine itiraz etmek midir özgürlük karşıtlığı? Yapılmak istenenin darbe ruhuna sadakat olduğunu düşünmek ve ifade etmek midir özgürlük karşıtlığı?
Bunu okurlarınıza açıklarsanız memnun olurum.

Sözde özgürlük getiriyorum diyerek yargıyı yürütmeye bağlayıp hizaya çekmeye karşı çıkmak... Memurlara toplusözleşme adı altında aslında ebedi grev yasağı getirmeye itiraz etmek... Olanakları kısıtlı emekçilerin, sendikaları yoluyla yargıya başvurmasını engellemeye hayır demek... Grevden doğan zararların sendikaya değil işçiye ödetilerek grev kırıcılığı yapılmasını istememek... İktidar partisini koruma altına alıp dokunulmazlara hiç dokunmamak kararlılığı sergilenerek askeri darbe anayasası üzerine kaçak kat çıkmaya çalışanlara karşı durmak...

Sizce özgürlükçü olmamakla eşdeğer mi?

Eğer böyleyse bence bu sadece sizin yanlış değerlendirmenizdir.

Biz demokrasiyi, özgürlükleri yok etmek için bir araç olarak kullanmak isteyenleri tanıyor ve biliyoruz.

Mücadelemiz bunlarladır. Mücadelemiz özgürlük adınadır.

Dileğimiz, ülkemiz demokratlarının bu mücadeleye sahip çıkamıyorlarsa da en azından saygı duymalarıdır. Başarı ve iyi dileklerimle.”


Ahmet HAKAN
[email protected]
Hürriyet