Ben o işlere girmedim... ‘Siyah devrim’, ‘Güney’in zaferi’, ‘Amerikan iç savaşı şimdi bitti’ gibilerden şeyler yazmadım.
Bana ne!
Birincisi, bu işlerden hiç anlamıyorum.
İkincisi, Amerika’daki başkanlık seçimi beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Üçüncüsü, ‘kazanan’ın değiştiği, ama stratejilerin hiç değişmediği bir ülkenin seçimiydi bu ve bizim gibi ‘harici unsurlar’ açısından sadece magazin değeri vardı.
Dördüncüsü, ‘Hüseyin’ adlı bu başkan da, tıpkı selefi George W. Bush gibi, bazı ‘kutsal amaçlarla’ geliyormuş. Kötülüklerle savaşacak, dünyayı yeniden ‘iyi Hıristiyanların dünyası’ haline getirecekmiş.
Dünyaya hayırlı uğurlu olsun.
Peki ben neden böyle yapıyorum?
Pekala bir ‘Obama güzellemesi’ yapabilirdim.
İnternetten tırtıklanmış bilgilerle ‘beyazlar-siyahlar’ meselesine eğilebilir, yeri geldiği için bir Martin Luther King cümlesi patlatabilirdim.
İngilizcem kıt ama, ‘I have a dream’ demesini biliyorum çok şükür.
Demeyeceğim yine de...
Beni ‘dahili güzellikler’ daha çok ilgilendiriyor.
Bu, kastı mahsusayla uzun tutulmuş girizgah faslından sonra, lafı, kendisini ‘amiral gemisinin kaptanı’ olarak pazarlayan arkadaşa getirmek istediğim anlaşılmıştır.
Ben istemesem de, laf oraya doğru gidiyor zaten.
Daha önce de demiştim ya, ‘Bu arkadaş çok kurnaz’ diye.
Son günlerde, kurnazlıkla pişkinliği harmanlayan ‘çok özel’ bir tarz edindi. Bir de ‘koruması’ var. Cevap vermek istemediklerin üzerine, adeta ‘sol husyesi’ muamelesi yaptığı adamını salıyor.
Dün, Amerikan başkanlık seçimini yazmış.
Hemen söyleyeyim: Benzerleri arasındaki en kötü yazıydı.
Fakat, amacı ‘Amerikan başkanlık seçimi’ni yazmak değil, bağcıyı dövmek olduğu için, doğrudan bağcıya dalmış ve yazısını, ‘ne alaka?’ dedirten şu final bölümüyle bağlamış.
‘Amerika, ‘rüya gören’ ve rüyalarını gerçekleştiren insanların ülkesi... Bizimki ise, her gece kabus görüp, kan ter içinde uyanan zavallı bizlerin ülkesi... Tabii bu arada seçimi kaybeden McCain’in aldığı oya da dikkatinizi çekerim. Yüzde 47... Başka ülkelerde yüzde 47 ile ‘milli irade’ olunamıyor.
Yüzde 52 alanlar da ‘ben tek ve tanrısal milli iradeyim’ demiyor, diyemiyor...’
Anladınız, değil mi?
Arkadaş, Hilton arazisine imar izni vermeyen Başbakan’a çakıyor.
Sanki, Türkiye’de ‘muarızlar ve muvafıklar’ sistemi egemenmiş ve seçimlere iki parti katılıyormuş gibi.
Sanki yüzde 47’nin karşısında, ‘homojen bir yapı’ varmış gibi.
Sanki, Meclis’teki çoğunluk, kendisini ‘tek ve tanrısal irade’ ilan etmiş gibi.
Kurnazlığı anlıyoruz da...
İnsan nasıl bu kadar ‘pişkin’ olabilir?
Hadi Başbakan’a çakmak istiyorsun. Çak... Kimse eleştirilerden muaf değildir. Başbakan da değil...
Eleştireceğim derken komik olma... Zaten ‘Mustafa’ meselesinde yeterince küçük düşürdün kendini. Bari bu fındık kabuğunu doldurmayacak meselede küçük düşürme...
Ayıptır... Günahtır...
Madem ‘Mustafa’dan açıldı, bir ‘düzeltme’ yaparak sonlandırayım bu yazıyı...
Dün, Müjdat Gezen’in, ‘Mustafa’ filmini (‘edep dairesi’nin dışına çıkarak) eleştirdiğini yazmıştım.
Öyle değilmiş...
Müjdat Gezen filmi beğenmiş. Çok çok beğenmiş hem de ve asla ‘edep dairesi’nin dışına çıkmamış.
Durumu bildirir, ismi geçen zevattan özür dilerim.
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
Uzman Çavuş Latif Günaydın neden öldü? Latif Günaydın kimdir, nereli?
Müteahhit Eyüp Meriç Kimdir? Üsküdar Belediyesi Soruşturması
Müteahhit Murat Armağan Kimdir? Üsküdar Belediyesi Dosyası
Müteahhit Sinan Sarıoğlu Kimdir? Üsküdar Belediyesi Dosyası
Kahramanmaraşlı İsmail'in ekmek parası sonu oldu!
Yunus Emre Sarban kimdir? İstanbul Beşiktaş saldırganı Yunus Emre Sarban'ın sicili ve hayatı