27 MAYIS 1960 DARBESİ VE BATI'NIN ROLÜ
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin yıl dönümünde önemli açıklamalar yaptı. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idamlarının 65'inci yıl dönümünde konuşan Soylu, bu süreci Batı'nın Türkiye üzerindeki bir projesi olarak tanımladı. Soylu, 1960 darbesini Srebrenitsa katliamına benzetti ve Batı'nın bu müdahaleye neden ihtiyaç duyduğunu sorguladı. Darbecilerin Sultan Abdülaziz'e karşı giriştikleri eylem ile 15 Temmuz ve 1960 darbeleri arasında doğrudan bir bağ kurdu. Geçmiş yönetimlerin, Menderes'in idam fotoğrafı üzerinden yıllarca tehdit aldığını belirten Soylu, bugünün yöneticilerinin bu tarihi olaylardan gerekli dersleri çıkardığını vurguladı.

DEMOKRASİ ADASI VE TOPLUMSAL HAFIZA
Milli Birlik Komitesi, darbe sonrasında aldığı kararlarla Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı 16 Eylül 1961'de, Adnan Menderes'i ise 17 Eylül 1961'de İmralı Cezaevi'nde idam etti. Aradan geçen 65 yıla rağmen halk, bugün Demokrasi ve Özgürlükler Adası adını taşıyan ve Demokrat Partililerin yargılama sürecine sahne olan bölgeyi ziyaret etmeyi sürdürüyor. Geçmişte Demokrat Parti Genel Başkanlığı görevini de üstlenen Soylu, tarihi süreci iki farklı boyutta incelemek gerektiğini ifade etti. Birinci boyutu 1960'tan günümüze uzanan dönem, ikinci boyutu ise darbecilerin Abdülaziz'e karşı gerçekleştirdikleri eylemden 1960'a kadar geçen süreç olarak belirledi. Soylu, darbeyi Türkiye'yi Batı sistemine entegre etme planı olarak gördüğünü aktardı.

Fethiye’de kahreden olay: Baba ve iki çocuğu iş yerinde ölü bulundu
Fethiye’de kahreden olay: Baba ve iki çocuğu iş yerinde ölü bulundu
İçeriği Görüntüle

DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ VE TAM BAĞIMSIZLIK HEDEFİ
Soylu, Demokrat Parti iktidarını; tam bağımsızlık, milli kalkınma ve halkın değerleriyle bütünleşme hamlesi olarak nitelendirdi. Türk sağının siyasi anlayışını bağımsızlık, sağduyu ve gelişim odaklı bir yapı olarak tanımladı. Türkiye'nin bugünkü tam bağımsızlık yolculuğunun temelini 1950 ile 1960 yılları arasında Demokrat Parti'nin attığını savundu. Batı'nın sömürgeci mantığını Türkiye'de elit kesim üzerinden uygulamaya çalıştığını ve ülkenin geleneklerini yok ederek bir uydu devlet inşa etmeyi hedeflediğini dile getirdi.

222-1

YASSIADA SÜRECİ VE BATI İLE MÜCADELE
Tek parti döneminin elitleri ve bürokratik yapılarının Batı ile işbirliği yaptığını belirten Soylu, Demokrat Parti'nin bu düzeni yıktığını ifade etti. Ezanın aslına dönmesi gibi adımları bu dönemde cesurca attıklarını söyledi. Batı'nın, Menderes'e ve partisine kesin bir boyun eğme dayattığını belirten Soylu, darbecilerin Demokrat Partililer hakkında iftira kampanyaları yürüttüklerini hatırlattı. Adnan Menderes'in dedesinden kalan arazileri köylülere dağıttığını belirten Soylu, "Kars ve Ardahan'ı satacaklar" veya "altınlarla kaçacaklar" şeklindeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu vurguladı. Yassıada'daki yargılamaları bir hukuksuzluk değil, doğrudan Batı destekli bir infaz olarak değerlendirdi.

MEDYA MANİPÜLASYONLARI VE ÇIKARILAN DERSLER
Soylu, Batı medyasının olayları çarpıtma stratejisini bugün Gazze'de meydana gelen olaylar üzerinden örneklendirdi. Darbecilerin, Adnan Menderes'in idam fotoğrafını, siyasetçileri korkutmak amacıyla medya aracılığıyla sürekli dolaşıma soktuklarını belirtti. Aydın Menderes'in, babasına karşı gösterdikleri muameleden duyduğu rahatsızlığı kendisine aktardığını paylaşan Soylu, darbecileri ahlaki değerlerden yoksun kişiler olarak tanımladı. İçişleri Bakanlığı döneminde Çine Çayı kenarında Adnan Menderes Demokrasi Müzesi'ni kurduklarını ancak darbecilerin 1950-1960 dönemine ait tarihi kayıtları sistemli bir şekilde yok etmesi nedeniyle materyal bulmakta zorlandıklarını ekledi. Soylu, 15 Temmuz girişiminin başarılı olması halinde benzer bir senaryoyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için de planladıklarını savunarak sözlerini tamamladı.

Soylu

Kaynak: İHA