İzlemedim. Anlattılar... Çok değerli anchorman Uğur Dündar, ana haber bülteninde, ‘Uğur Dündar neye kafa sallıyor?’ başlıklı yazıma cevap vermiş...

Biraz da sinirlenmiş mi, ne?

Önemli değil...

Sinirlenebiliyorsa, bu, utanma duygusuna sahip bir insan olduğunu gösterir.

Rahmetli Fethi Naci’nin kitabına verdiği ismi çok severim: ‘İnsan Tükenmez...’

Sinirlenerek, dert ederek, telaşla cevap derleştirmeye uğraşarak, esasında insanın tükenmediğini, tükenmeyeceğini göstermiş oluyoruz.

Dolayısıyla, Uğur Dündar’ın ‘sinirle kalkışmasını’ anlıyorum.

İnsani bir haldir.

İyidir yani.

Demek ki, büsbütün umudu kesmemiz gerekmiyormuş.

Eh... Hem sinirlenmiş, hem de galiba üstü örtük bir ‘tehdit’ göndermiş, bugüne kadar ‘müfteriler’ hakkında açtığı tüm davaları kazandığını hatırlatarak...

Bunu hatırlatmasına gerek yoktu.

Ne kötü bir söz söylüyorum, ne de iftira atıyorum...

Hem, kendisini severim de...

Takdir de ederim...

Kaldı ki, ‘hususen’ dikkat edeceğimi, özenli bir üslup kullanacağımı daha ilk yazımda belirtmiştim. Çünkü, meslektaşlara kaptıracak param yok. Bu dikkatimi burada da sürdürüyorum gördüğünüz gibi.

Uğur Dündar’ı (galiba) sinirlendiren yazımda, birkaç hususun altını çizmiştim.

Birincisi, mütemadiyen ekrana, ‘Ergenekon davasını’ küçümseyen, hatta yok sayan konuklar çıkarıyor ve onların anlattıklarını ibretli bakışlar eşliğinde kafa sallayarak (hatta onaylayarak) dinliyor.

Mümkündür...

Kimseden, Ergenekon gibi ‘netameli’ ve sıhhati tartışmalı bir soruşturmada ‘taraf’ olmasını, hele ‘müddei’yle paralel hareket etmesini bekleyemeyiz.

Benim itirazım şu:

Bu taraftan değilsen, o taraftan da olma bari.

Madem o taraftan olmayı kabulleniyorsun, bazı eleştirilere de katlan.

İkincisi...

Uğur Dündar, JİTEM’ci Albayın intiharından sorumlu tuttuğu bir gazeteye (hadi adını da verelim, star gazetesine) yüklenmiş, bu gazetenin müntehir Albayla ilgili ‘çok kötü haberler’ yaptığını iddia etmişti.

Kendisine iki şey hatırlattım.

Hedef tahtasına koyduğu ‘bu gazete’de çıkan JİTEM’ci Albay haberlerinin aynısı, hatta ‘daha fazlası’, yıllardır başka gazetelerde de çıkıyor. Üstelik, bu ‘başka gazeteler’in künyesinde ‘sahibi’ hanesinde Aydın Doğan ismi yazıyor.

Madem bu gazete JİTEM’ci Albayın intiharından sorumluydu.

Kendisinin de ‘gizli kamera kurbanı’ müntehir Şerafettin Yardımedici’nin sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.

Çünkü, Yardımedici’yi intihara sürükleyen gizli kamera görüntüleri (kendisi de iyi bilecektir) ‘Arena’ programında yayınlanmıştı. Bu programın yapımcı ve sunucusu Uğur Dündar’dı.

Dündar bu sorumluluğu üstlenmiyor...

Üstlenmediği gibi, bir kurmay Albayla, bir ‘tacizci sapığı’ aynı kefeye koyduğumuz için bize şarlıyor.

Demek ki, Yardımedici ‘insan’ değildi.

Dolayısıyla, ‘insan’ saymadıklarımızın intiharına neden olmak, bize ek bir sorumluluk yüklemiyordu.

Mantığı görüyorsunuz, değil mi?

Kıymetli büyüğüm Uğur Dündar’ı sinirlendiren yazımda, Hürriyet’in sürmanşetini süsleyen ‘testis’ haberinin altındaki imzaya da dikkat çekmiştim.

Bu yazımda da, sadece ‘dikkat çekmekle’ yetiniyorum.

Ahmet KEKEÇ
[email protected]
Star