TRT 1 ekranlarında yayınlanan tarihî yapımlarla birlikte yeniden kamuoyunun gündemine gelen Vefa Sultan, Osmanlı Devleti’nin manevi mimarları arasında seçkin bir yer tutuyor. İstanbul’un fethinden sonra şehre ruh veren isimlerden biri olan Şeyh Ebu’l Vefa, hem ilmi derinliği hem de devlet ricaliyle kurduğu mesafeli ancak vakur ilişkisiyle tarihe damga vurdu. Günümüzde Fatih ilçesindeki koca bir semte adını veren bu büyük zat, Zeyniyye tarikatının Anadolu’daki en güçlü temsilcisi kabul ediliyor.
VEFA SULTAN TARİHTE KİMDİR VE ASIL ADI NEDİR
Asıl adı Muslihuddin Mustafa olan ve halk arasında Şeyh Ebu’l Vefa ya da Vefa Sultan unvanlarıyla tanınan bu büyük mutasavvıf, 15. yüzyıl Osmanlı dünyasının ilim ve irfan güneşlerinden biridir. Konya’da dünyaya gelen Mustafa Efendi, temel eğitimini tamamladıktan sonra ilim yolculuğuna Edirne ve İstanbul’da devam etti. Dönemin en büyük alimlerinden dersler alarak hem zahiri bilimlerde hem de tasavvufi öğretilerde uzmanlaştı. Fatih Sultan Mehmet’in bizzat davetiyle İstanbul’a yerleşen Şeyh Efendi, kendi kurduğu külliyede binlerce öğrenci yetiştirerek şehre manevi bir dinamizm kazandırdı.
FATİH SULTAN MEHMET İLE NEDEN GÖRÜŞMEDİ
Tarih sayfalarında Vefa Sultan’ı en çok öne çıkaran olaylardan biri, İstanbul’un fatihi Sultan II. Mehmed ile olan sıra dışı münasebetidir. Cihan imparatoru Fatih Sultan Mehmet, Şeyh Efendi’ye büyük bir hayranlık beslemesine rağmen, Vefa Sultan padişahın görüşme taleplerini her seferinde nazikçe geri çevirdi. Rivayetlere göre koca padişah, Şeyh’in kapısına kadar gitmiş ancak içeri alınmamıştır. Vefa Sultan bu durumu, "Padişah bizim sohbetimizin lezzetine kapılırsa devlet işlerinden soğur; halkın huzuru için onun tahtında, bizim ise seccademizde kalmamız daha hayırlıdır" sözleriyle gerekçelendirerek devletin bekasını kendi özel sohbetinin önüne koymuştur.
II. BAYEZİD DÖNEMİ VE MANEVİ ETKİSİ
Fatih Sultan Mehmet’in vefatından sonra tahta geçen II. Bayezid dönemi, Vefa Sultan’ın nüfuzunun en yüksek noktaya ulaştığı zaman dilimi olarak kayıtlara geçmiştir. Sultan II. Bayezid, Şeyh Ebu’l Vefa’ya derin bir hürmet beslemiş ve onu bir "mürşit" olarak kabul etmiştir. Şeyh Efendi’nin adına cami, medrese ve sosyal tesislerden oluşan büyük bir külliye inşa ettiren padişah, devlet idaresinde de onun manevi tavsiyelerine büyük önem vermiştir. Hac yolculuğundan döndüğünde İstanbul halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Vefa Sultan, toplumun her kesimini birleştiren bir "kutup" vazifesi görmüştür.
VEFA SULTAN’IN MİRASI VE TÜRBESİ NEREDEDİR
Hayatını ilme, ibadete ve toplumsal yardımlaşmaya adayan Şeyh Muslihuddin Mustafa, 1491 yılında İstanbul’da vefat etti. Cenazesi, kendi adını taşıyan ve günümüzde İstanbul’un en köklü semtlerinden biri olan Vefa’daki caminin bahçesine defnedildi. Şeyh Vefa Camii haziresinde bulunan türbesi, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de her yaştan ziyaretçinin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Arkasında bıraktığı eserler ve yetiştirdiği talebelerle sadece bir semte değil, İstanbul’un kültürel kimliğine de silinmez bir imza atan Vefa Sultan, tarihî yapımlardaki temsiliyle genç nesillere ilham vermeyi sürdürüyor.





