ARKADAŞIMIZ Fikret Bila'yı kutluyorum; Sayın Org. Hilmi Özkök'le yaptığı mülakat tam bir gazetecilik başarısıdır. Soruları dolgun, Özkök'ün açıklamaları önemli.
Evvela 1 Mart Tezkeresi... Özkök'e göre, tezkere geçseydi, Kuzey Irak'ta, "orada kuvvet bulundurarak PKK'yı durdurmak" mümkün olabilecek, Türkiye savaşa girmeyecek, Amerikan askerleri de Türkiye'de kalmayacaktı...
Bu noktada şunu belirtmeliyim: Atatürk Ocak 1923'te İzmit'teki konuşmasında, Türkiye'ye Kuzey Irak'tan bölücülük tehdidi gelebileceğini söylemiş, bunu önlemek için "sınırımızı daha güneyden geçirmek" gerektiğini belirtmişti. Lozan'da bunu başaramadık.
İsmet Paşa Şubat 1926'da İngiliz Büyükelçisi Lindsay'le görüşmesinde aynı endişeyi dile getirmiş, hatta Meclis'te milletvekilleri "tüm Doğu'nun tehlikeye gireceğini" söylemişlerdi.
Ama Türkiye, Estonyalı General Laidoner'in çizdiği bugünkü güvenliksiz sınırı Mayıs 1926'da kabul etmek zorunda kalmıştı!
Tezkere geçseydi elbette sınır değişmeyecek ama "daha güneyde" bir güvenlik şeridi oluşturmak, "orada kuvvet bulundurarak PKK'yı durdurmak" mümkün olabilecekti, o tarihi fırsat kaçtı.
Karar vermek zordu
Sayın Özkök, "AKP grup kararı alsaydı tezkere geçerdi" diyor; haklıdır. Hatta AKP üst yönetimi kendi aralarındaki görüş farkları yüzünden, tezkereyi geçirmek için kararlı bile davranamadı!
Ama askerin durumu da farklı değildi! Her konuda konuşan askerin esas uzmanlık alanına giren bu konuda MGK bildirisinde "tavsiye" belirtmekten sakınmasının da sebebi komutanlar arasındaki görüş farklarıydı! Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman'ın, ismini vermeden, "Ordu istemiyor" anlamında basına açıklama yaptığını hep biliyoruz! Bunun milletvekillerini etkilediğini Sayın Özkök de söylüyor.
Hükümet ve askerdeki bu tereddütler, meselenin çok karmaşık olmasından kaynaklanıyordu. Konu ne "ak", ne de "kara" idi; gri bir alanda yüksek riskli bir karar söz konusuydu.
Tezkereyi reddetmenin risklerini bir süredir yaşıyoruz: Kuzey Irak endişesi, denklemin dışında kalan Türkiye'nin söz geçirme zorluğu, PKK'nın sınırdaki trafiği!
Kürt vatandaşlarımız
Sayın Özkök'ün "Göbeğini kaşıyan adam hor görülmemeli, kazanılmalı" görüşüne katılıyorum.
Kürt meselesinin çözümünde "insanları adam yerine koymanın", ekonomik kalkınmanın ve AB sürecinin olumlu rolü olacağını belirten açıklamalarını da isabetli buluyorum.
Özkök Paşa konuşmasında Atatürk'e göndermeler yapıyor. Bir başkası da Atatürk'ün aynı konuda farklı bir sözünü çıkarabilir. Onun için Türkiye'de ve Atatürk'te "vatandaşlık" kavramının hangi evrelerden geçerek ne yönde geliştiği konusunda akademik araştırmalar yapılmalıdır; birleştirici bir "vatandaşlık kültürü"nü geliştirmemiz şarttır çünkü.
Özkök Paşa, "Din birleştirici değildir" diyor, Pakistan'ı örnek veriyor. Aşırı genellemelere dayalı dogmatik hükümler, olguları teker teker görmeye engel olmamalıdır. Milli Mücadele'de dinin nasıl birleştirici olduğunun kanıtları, Nutuk'ta Belgeler bölümünde yığınla mevcuttur. Din de laiklik de milliyetçilik de anlaşılma biçimine göre birleştirici ya da çatıştırıcı olabilir. Dindaşlığın Türklerle Kürtleri birleştirici bir etken olduğu kesindir; paylaşılan her değer birleştiricidir.
TAHA AKYOL
[email protected]
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
Abdülkerim Güllübardak kimdir? AK Parti Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı neden öldü?
Kahramanmaraş’ta yatakta babasını öldürmüştü! İfadelerini dikkat çekti
Yeraltı Dizisi Pınar Öldü mü? Ekin Aksoy Neden Ayrıldı? İşte Tüm Detaylar
Ece Aydınak kimdir? Rapçi Canbay’ın eski sevgilisi hakkında merak edilenler
Kahramanmaraş'ta binlerce çalışanı ilgilendiren karar: Artık bu meslekler "çok tehlikeli" sayılacak!
Hasan Hüsrev Hatemi neden öldü? Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi kimdir, nereli?