CELAL Şengör saygın bir bilim adamıdır. Siyaseten hiç anlaşamayız. Felsefi konularda Şengör ateisttir, ben “yaratan, esirgeyen, bağışlayan” Allah’a inanırım. Fakat iyi dostuzdur. Tartışmalarımız bile dostçadır.

Prof. Şengör telefonda “Sen Karl Popper’i iyi biliyorsun ve Popper hakkında yazdıkların doğru, ben de sana bir mektup yazdım” dedi.

Bir İstanbul beyefendisinin kibar diliyle yazdığı mektup şöyle başlıyor:

“Darwin hakkındaki köşe yazınızı her zaman yazılarınızı okuduğum keyif ve mutlulukla okudum. Kalemini dini inancına bile teslim etmeyen bir yazarı ancak saygı ve hayranlıkla selamlayabilirim.”

Prof. Şengör’ün, “inanan insan” kavramını nasıl algıladığını yansıtan bu ifadesini önemli buluyorum. Böyle bir şablondan baktığı için benim “kalemini dini inancıma bile teslim etmediğimi” düşmüş. İltifatına teşekkür ediyorum ama bir insanın inandığından farklı yazması ahlaki olur muydu?!

Benim ‘Darwinizm’ hakkında yazdıklarım hem dini inançlarıma hem bilim hakkındaki kanaatlerime uygundu; inanarak yazmıştım.

Evet, şablonlarımız dostlarımıza bakışımızı bile etkiliyor; olabildiğince aşmalıyız.

‘Darwin doğrulandı’

Prof. Şengör mektubunda Darwin teorisinin, Popper’in dediği gibi, “metafizik” olmadığını, “gözlemle doğrulandığını” yazıyor:
“Popper konusunda aynı düşünceleri paylaştığımızı biliyorum...

Ancak Popper, Darwin’in kuramının epistemolojik karakteri konusunda yanılmıştır. Popper haklı olsaydı tüm jeolojiyi bilimsellik tahtından indirmek gerekirdi...”

Çünkü Popper, bir teorinin, bir hipotezin yanlış olup olmadığını sınamak için yapılacak testlerin “Yalnızca zaman olarak ileride yapılabileceğini varsaymıştır, bu yanlıştır.” Geçmiş zamanlardan gelen bulgularla da bir hipotez ‘test’ edilebilir.

Şengör, Çin’de bulunan “tüylü dinozorlar” gibi, ne sürüngen ne kuş olan “Dinosauria” gibi, “Therapsida” gibi fosil bulgularının Darwin’i doğruladığını söylüyor ve ayrıntılı mektubunu şöyle noktalıyor:

“Yirminci yüzyılın son on yılı içinde yapılan paleontolojik keşifler göstermiştir ki, Darwin’in kuramı fosil verisine dayanarak kontrol edilebilir. Darwin’in kuramı aynen Einstein’ın izafiyeti gibi şimdilik tüm kontrollerden başarıyla çıkmıştır.
En içten sevgi ve saygılarımla.”

Ben de Şengör’e en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Konuşabilmek önemli

Şengör’ün mektubundaki David Hume’un bilgi felsefesi, bunun Popper’e etkisi ciltler tutacak bir tartışma konusudur. Bahsettiği bulgular Einstein teorisindeki e=mc2 gibi bir matematik formülüne bizi götürür mü, uzmanlık gerektiren bu konuda bir şey diyemem.

Fakat Şengör’ün “şimdilik” kaydı çok önemlidir; evet, bilimin niteliği değişmeyecektir ama hipotezler daima değişime açıktır.

Burada yine “şablon” sorununu vurgulamalıyım: Dini düşüncenin ve hele de “inanan” insanın bilime kapalı olduğu şeklindeki “şablon” yanlıştır. Bilim adamları arasında ateistler de inananlar da vardır.

Allah’a inanan bilim adamı dostlarını Sayın Şengör hem de saygılı bir dille kaç defa anlatmıştır bana.

İlahiyatçı Prof. Mehmet Bayraktar’ın “İslam’da Evrimci Yaratılış” konusunda kitap yazdığını da belirtmeliyim.

Önemli olan, bu tartışmayı ideolojik savaşa dönüştürmemektir, zihinlerin açık olması, görüşler arasında iletişimin bulunmasıdır.

Taha Akyol - Objektif
[email protected]
Milliyet