İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi, dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey temsilcileri, büyükelçileri ve hukukçuları bir araya getiriyor. Zirve, uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada adalet ve göç yönetimi gibi kritik başlıkları masaya yatırıyor. Farklı ülkelerin kendine has hukuk gelenekleri bulunmasına rağmen adaletin özü her yerde aynı ilkeler üzerinde yükseliyor. Adalet kavramı; haklıya hakkını teslim etmek, güçsüzü korumak ve mazlumu zalimden sakınmak anlamını taşıyor. Vicdanın ve hukukun egemen olmadığı bir dünyada barış ve güvenliğin tesisi imkansızlaşıyor.

Birleşmiş Milletler Şartı'nın temel amacı olan küresel barış, mevcut yapının adaletsiz işleyişi nedeniyle yara alıyor. Sadece beş ülkenin veto imtiyazına sahip olduğu bir sistem, küresel vicdanı tatmin etmekten uzak kalıyor. Uluslararası anlaşmalar ve mahkeme kararları işlevini yitirirken, kurallar küresel güçler tarafından çiğneniyor. Dünyanın bir kesimi lüks içinde yaşarken, milyonlarca insan yoklukla mücadele ediyor. Bu tablo, mevcut küresel düzenin sürdürülemez olduğunu açıkça gösteriyor.

Murat Gülibrahimoğlu Yunanistan'da yakalandı
Murat Gülibrahimoğlu Yunanistan'da yakalandı
İçeriği Görüntüle

GAZZE'DE YAŞANANLAR VE ULUSAL TOPLUMUN YETERSİZLİĞİ

Gazze'de yıllardır süren çatışmalar ve sivil kayıplar, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birini oluşturuyor. Binlerce masum insan hayatını kaybederken, hastaneler, okullar ve ibadethaneler hedef alınıyor. Uluslararası toplumun ve yetkili kurumların bu vahşet karşısında sessiz kalması, adalet mekanizmalarının işlevsizliğini gözler önüne seriyor. Ateşkes anlaşmalarının defalarca ihlal edilmesi, bölgedeki huzursuzluğu ve insani krizi derinleştiriyor.

Türkiye, bu zulme karşı diplomatik ve hukuki tüm kanalları aktif şekilde kullanıyor. Uluslararası Adalet Divanı'ndaki davalara müdahillik başvurusu yapan ülke, ticari ilişkileri durdurarak ve adli adımlar atarak net bir tavır sergiliyor. Hiçbir devlet veya güç, Türkiye'nin mazlumlara uzanan yardım elini ve hakikat savunuculuğunu engelleyemiyor.

TÜRKİYE'NİN KARARLI DURUŞU VE İNSANLIK TESTİ

Küresel sistemin yaşadığı güven erozyonu, tüm ülkeler için tarihi bir sorumluluk ve samimiyet testi niteliği taşıyor. Türkiye, çıkarlarını değil, insanlığın ortak vicdanını ve adaleti savunmayı sürdürüyor. Ülke, karşılaştığı ekonomik veya siyasi sıkıntılara rağmen kendisine umut bağlayan mazlumlara sırtını dönmeme iradesini açıkça beyan ediyor. Gazze'de ve dünyanın diğer mazlum coğrafyalarında yaşanan zulümlerin failleri hukuk önünde hesap verene kadar bu haklı ses yükselmeye devam ediyor.