1912 ile 1922 arasında Türkiye’ye en büyük zararı İngiltere verdi. 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edilince umuyorduk ki, parlamentarizmin beşiği İngiltere Türkiye’yi destekleyecek! Hayır, aksine, aleyhimize döndü!
İngiltere, demokrasi fikrinin Mısır ve Hindistan gibi Müslüman sömürgelere de yayılmasından korkmuştu...
Bir de, yükselen Almanya’ya karşı, Türk Boğazlarını vererek Rusya ile ittifak yapmıştı.
İttihatçıları Alman ittifakına, Türkiye’yi Birinci Dünya Savaşı’na iten, İngiltere’dir!
Çanakkale’de kiminle savaşmıştık?
Birinci Dünya Savaşı bittiğinde “En büyük ceza Türklere verilecek” diyerek Sevr projesini çizen de esasen İngiltere’nin Liberal Parti hükümetiydi. Doğu Akdeniz’deki İngiliz menfaatleri için Yunan ordularını Anadolu’ya gönderen de İngiltere’ydi...
Gözün gördüğü
Lozan’da İsmet Paşa’nın en çok vuruştuğu kimdi? İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon!
Bu yüzden Lozan görüşmeleri tıkanmış, Gazi Paşa yeni bir savaş için orduya “Hazır ol!” emri bile vermişti.
İngiltere’nin bütün siyaseti böyleyken ve barış görüşmeleri Lord Curzon yüzünden tıkanmışken, İsmet Paşa 4 Şubat 1923’te Lozan’dan Gazi’ye ve Rauf Bey’e gizli bir telgraf çekiyor:
- İngilizlerle münasebetlerde her yerde ılımlı olunmasını rica ederim!
Olaylara baktığımızda “gözümüzle gördüğümüz” gerçeklerdir bunlar.
“Gözümüzle görmediğimiz” neler olmuştu ki İsmet Paşa böyle yapmıştı?!
Kurtuluş Savaşı’ndan askeri zaferle çıkan Türkiye’nin İngiltere’yi masada geriletmek için daha sert bir diplomasi yürütmesi gerekmez miydi? İsmet Paşa İngilizlerle gizli bir anlaşma yapmış olmalıydı ki, savaş kazanmış Ankara’nın “ılımlı” olmasını istiyordu!..
Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet değil mi bu?!
“Biz zaten hep savaş meydanlarında kazanıp böyle barış masalarında kaybederiz!”
Kitapların yazdığı
Halbuki tarih araştırmaları gösteriyor ki, İsmet Paşa doğru yapmıştır! Lozan’ın birinci döneminde görüşülen toprak sorunlarında asıl İngiltere ile çarpışmıştık, belli bir sonuca da varılmıştı. İkinci dönemde ise daha kritik olan kapitülasyonlar görüşülecek ve asıl kavga Fransa ile yaşanacaktı.
İsmet Paşa, kapitülasyonlar konusunda asıl Fransa’ya karşı İngiltere’yi yanına çekmek, en azından yumuşatmak istiyordu.
Öyle de olacaktı!
Evet, Gazi orduya “Hazır ol” emrini vermişti ama savaşı göze alamazdı. Karabekir Paşa’nın “Kurtuluş Savaşı döneminden daha zayıf durumdayız” dediği devreye giriyordu Türkiye!
1930’larda faşizm, ardından komünizm tehlikesi yükselince de İngiltere ile ittifak yapacaktık. Menderes döneminde NATO... Küreselleşme çağında ise bir ayağı Batı’da öbür ayağı her yerde bir politika...
Bütün bunları “Gözüm görüyor, daha neyi araştıracağım?” diyenler için yazıyorum: Kaba gözle kolayca görülen olayların ardındaki dinamikleri anlamak ancak okumayla, araştırmayla, bilgiyle, bunların kazandıracağı sezgi ve vizyonla mümkün olur!
Onun içindir ki siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, siyasi tarih disiplinleri vardır.
Dün de bugün de “Bunlar vatanı sattı, bakın şu olay...” diye başlayan “kaba göz” hükümleri boştur. İrtica paranoyası da bir “kaba göz” yanılgısıdır.
Sorunlar elbette vardır; sorunları da olası çözümleri de kavramanın yolu, araştırmaktır, araştırmacı bir zihne sahip olmaktır.
TAHA AKYOL
MİLLİYET
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Next