MHP lideri Devlet Bahçeli'nin salı günü partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma 14 sayfa tutuyor, 25 defa demokrasi vurgusu yapıyor! Elbette konuşmasında gerek görüş farkından, gerek muhalefet partisi olmaktan kaynaklanan polemikler var.

Bunlardan arındırarak baktığımızda bazı vurguları dikkat çekiyor: Israrlı bir şekilde "gerilim ve kutuplaşmanın sakıncaları" konusunda uyarılar yapıyor, "normalleşme"yi, "seçimlerle ortaya çıkmış milli iradeye saygı"yı savunuyor.

Anayasa yapımı konusunda da "Anayasa, tam bir toplumsal sözleşme olabilmesi için, çok geniş bir demokratik tartışma tabanına ve geniş müzakere sürecine dayanmalıdır" diyerek demokratik bir tavır sergiliyor.

Dünyada milliyetçi akımlar genel olarak "açık toplum" kavramından çok hoşlanmazlar, Bahçeli ise "içine kapalı, demokrasisini geliştiremeyen, evrensel değerlere açılamayan bir ülke haline gelmeyi" reddediyor, aksine öyle bir durumda "yeni çağın dinamiklerini anlamamızın mümkün olamayacağını" vurguluyor.

Bunlar önemli açılım işaretleridir.

Değişen dünya

Türk milliyetçiliğinin fikri birikiminin oluşumuna baktığımızda, 93 Harbi, Balkan Harbi, Birinci Dünya Harbi gibi faciaları görürüz. Ardından İstiklal Savaşı gibi gerçek bir destan, Tek Parti zamanında ise otoriter yönetim dönemleri yaşandı.

Son olarak 1980 öncesi dünyadaki Soğuk Harp dönemi, bütün ideolojiler gibi milliyetçilikte de gerilim, kutuplaşma ve çatışma eğilimlerini besledi.

Günümüzün farklı ortamında ise Bahçeli, "gerilim ve kutuplaşmanın sakıncalarını" vurguluyor!

Milliyetçi düşünce tarihinde gerçi Mümtaz Turhan, Erol Güngör ve Ali Fuat Başgil gibi düşünür ve bilim adamları kalkınma, çağdaşlaşma, kültür, demokrasi, hukuk ve özgürlük meselelerini ön planda tutmuşlardı ama genel gidişat karşısında çok 'akademik' kalmışlardı.

Bugün siyasi lider olarak Bahçeli'nin konuşmalarında, bazen "soğuk harp" dilini kullansa da, "yeni çağın dinamiklerini kavrama" yönünde yeni bir dil geliştirme çabası da görülüyor.
Milliyetçiliği "vatandaşlık" kavramıyla bütünleştirerek tanımladığı Mayıs 2005 konuşması da böyle bir girişimdi.

Bunları önemli buluyorum.

Büyümek için...

Tabii bu çaba sadece Bahçeli'ye bağlanamaz, elbette danışmanlarının, çalışma arkadaşlarının katkısı da önemlidir. Ama lider olarak sahipleniyor, dile getiriyor.

Bahçeli nihayet bir politikacıdır, partisinin lideridir. Oy tabanındaki çeşitli eğilimleri dağıtmaktan sakınır, aynı zamanda bugüne kadar MHP'ye uzak durmuş farklı kitleleri de kazanmak ister. Konuşmalarında bunların gerektirdiği taktikler, doz ayarlamaları, hatta farklılıklar elbette oluyor.

Lider olarak da otoriter bir kişilik yansıtıyor.

Bütün bunlara rağmen, vurguladığı yeni kavramlar bir açılım çabasını açıkça ortaya koyuyor. Dahası, bu kavramlarla tutarlı davranmaya özen gösteriyor.

Zaten partiler ancak toplumun değişik kesimlerine açılarak, düşüncelerini buna göre gözden geçirerek, dolayısıyla sosyal değişmeye uyum sağlayarak büyüyebilirler. Dünyaya açılarak ülkeyi yönetebilirler.

MHP'deki açılım işaretlerini olumlu buluyorum.

Bu açılımı sürdürebilirse AKP'nin rakibi MHP olabilir.

TAHA AKYOL
[email protected]