Spor basını Arsenal karşısındaki Fenerbahçe'yi yere göğe koyamamış.

Rakibi karşısında doğru düzgün pas yapamayan, pasların tamamına yakınını geriye doğru veren, "Çanakkale geçilmez" anlayışıyla oynayan Fenerbahçe, bizi yıllar öncesine geri götürdü.

Arsenal karşısında "şerefli bir beraberlik" aldık yani.

Eskiden açık farklı yenilmeyi beklediğimiz karşılaşmalarda tek farkla yenilince bu deyimi kullanırdık, bu maçla yeniden en başa döndük.

Kimse kimseyi kandırmasın, bu takım çarşamba gecesi ortaya koyduğu performansla değil gruptan çıkmak, UEFA Kupası'na bile kalamaz.

Bilmem kaç milyon Euro'yu transfere harcamış, geçen yıl Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kalmayı başarmış bir takımın dün geceki hali hüzün vericiydi.

Gücünden çok şey kaybetmiş İngiliz takımı karşısında gariban bir takım hüviyeti vardı.

Ne bir organize atak, ne heyecan yaratan bir pozisyon, ne de göze hoş gelen bir oyun tarzı.

İngilizler oynadı, oynamak istedi, Fenerbahçe onları bozmaya çalıştı ve bunu belli ölçüde başardı.

Buna sevinmek mi gerekir şimdi?

Hedefi her yıl Avrupa'da bir adım ileri gitmek olan, Türkiye'de futbolun çıtasını yükseltmesi beklenen bir takım, kendi ceza sahasını iyi savundu diye övünülemez bence.

Reytingler de Fenerbahçe'nin durumunu açıkça ortaya koyuyor.

Dizi filmler ardından 10 reytingi bile zor tutturan bir Fenerbahçe, taraftarına ne zevk ne umut veriyor demektir.

Gerçeği görmek ve açıkça söylemek gerekir.

Galatasaray karşısında bu tablo değişir mi, zor görünüyor çünkü takımın bir ahengi yok.

Ermeni meselesi

Türkiye, Amerikan seçimi sonuçlarına "Ermeni soykırımını tanıyacak mı?" penceresinden bakıyor.

Dışişleri ve Ankara'nın Obama'ya çok sıcak bakmamasının ardında belki bu neden yatıyordu.

Belki de insan hakları konusuna çok sıcak bakmayan Cumhuriyetçi McCain ile yola devam etmenin daha doğru olacağı kanısındaydılar.

Gazetelerimizin köşelerinde ise her şeye rağmen Obama rüzgarı esiyor.

Düne kadar neo-con trenine binip Irak'ın işgalini destekleyenler bile birden Obamacı kesiliverdi.

Savaşın en ateşli taraftarlarıyla Irak'ın işgaline "hayır" diyen bir Amerikalı siyasetçinin yolunun kesişmesi ilginç elbette.
Neyse konumuza dönecek olursak, bu konunun 2015'e kadar gündemde kalacağını belirtebiliriz.

Burada bizim için önemli olan konu, bizim burada ne yapmamız gerektiği, geçmişe karşı nasıl bir tutum almamız gerektiğidir.

İttihat ve Terakki'yi Cumhuriyet'in ayrılmaz bir parçası kabul edip her türlü yanlışına sahip mi çıkacağız, yanlışlarını kabul mü edeceğiz? Cumhurbaşkanı Gül'ün Ermenistan'a yaptığı ziyaret yeni bir açılım sağladı.

Yıllardır yok saydığımız bir komşuyla ilişki kurduk ve belki bu sayede Yukarı Karabağ sorununa bir çözüm bulabileceğiz.
Demek istediğim, dünyanın bunca dertle boğuştuğu bir sırada Amerikan yönetimine sadece Ermeni meselesinden bakmanın çok yanlış olduğu...

Obama'nın elbisesi

Magazin dünyanın her yerinde çok okunuyor.

Michelle Obama'nın kıyafeti Amerikalı moda uzmanları tarafından beğenilmemiş.

New York Times da çeşitli kesimlerle görüşerek bunu bir haber yapmış.

Moda uzmanları, elbisenin orijinal halinin değiştirilmiş versiyonunu pek beğenmemiş ve eleştirilerini esirgememiş.
New York Times'a baktım, dünyanın en ciddi gazetelerinden birinin dün en popüler 10 haberinden biri elbise haberiydi.

Magazin her yerde okunuyor yani.

ERGUN BABAHAN
[email protected]
Sabah