Daha başlangıçta sorumu sorayım: Seçim kampanyaları ne işe yarar? Sandığa gideceğimiz gün yaklaştıkça bu soru zihnimi daha da zorlamaya başladı.
Her partinin ne yapmak istediğini ve kadrolarını hepimiz biliyoruz; kamuoyu yoklamaları da ortada artık 'kararsız' kalmadığını, hepimizde bir kanaat oluştuğunu gösteriyor.
Buna rağmen liderler fellik fellik geziyor, ülkenin dört bir tarafından seslenmeye devam ediyor. Neden?
Kemal Kılıçdaroğlu CHP'de daha önce yapılmamış bir şeye cesaret etti: Sivas'ın doğusundaki illere de gidiyor...
Bu iyi bir gelişme. Van'da ve Hakkari'de coştu ve şu ana kadar hiçbir CHP'linin ağzından işitmediğimiz 'tehlikeli' vaatleri de sıralamaya başladı. Bunu niçin yaptığını tahminde zorlanmıyoruz: Güneydoğu'da seçmenden de oy alabilmek...
Ak Parti aynı bölgeye rahatlık getiren politikalar uyguladı; daha önce hayal bile edilemeyenler bu dönemde birbiri ardına hayata geçirildi. Kürtçe dershaneler açıldı, TRT-Şeş 24 saat Kürtçe yayın yapıyor, Kürtçe propaganda dahi serbest bırakıldı. Yatırımlar, yatırımlar...
Ancak Ak Parti lideri daha önce söylediklerinin hayli gerisinde mesajlar vermekte kampanya sırasında. Bunun sebebini de biliyoruz: 'Milliyetçi' oyların bir bütün halinde MHP'ye gitmesinin önüne geçmek için...
Oylarımızı kullanıp ülkeyi kimin yöneteceğini belli ettiğimizde kampanya sırasında kitlelerle paylaşılan söylemin etkisinin dağılacağına herhalde hiçbirimizin kuşkusu yok. CHP'ye hakim olan düşünce yapısı, Kılıçdaroğlu'nun ağzından çıkan vaatler istikametinde politikalar geliştirilmesine izin vermeyecektir; CHP iktidara gelse bile...
Ak Parti ise, varlık sebebine yüz çevirirse zarar göreceği için, lideri bu seçim kampanyasında kendisini ne kadar tutarsa tutsun, eli mahkum, başlattığı reformları sürdürecektir.
Ülke seçime giderken partilerin yürüttüğü kampanyaların demokrasiye zerre kadar katkısı yok; tam tersine, partiler ve liderleri olduğundan farklı görünmeye sevk ettiği için, kampanyalar, demokrasiye olan inancı azaltıyor bile.
Son birkaç haftadır gündemimizi meşgul eden ve siyasi kadroların itibarını müthiş zedeleyen kaset furyasının yaşattığı rezilliği hesaba katmıyorum bile. PKK tarafından veya ona atfedilerek tırmandırılan terörü de bir tarafa bırakıyorum...
Hem kasetler hem de terör eylemleri, kampanya sersemi haline gelen seçmenin aklını çelme amacıyla sahneleniyor.
Kampanyanın ilk günlerinde, siyasilere vatandaşa doğrudan ve kestirmeden mesaj iletme imkânı sağlayan şimdinin teknolojik ortamında, halkın karşısına çıkmak için katlanılan zahmet ve harcanan paraları anlamsız bulmakla birlikte, her yerde 'demokrasi bayramı' neşesine sebep olduğu gözleminden hareketle, mitinglere sahip çıkmıştım. Seçime beş kala bu kanaatim değişti. Bir yolunu bulup kampanyanın mantığını ve biçimini değiştirmek şart.
Demokrasinin olgunlaşma çağını yaşıyoruz ülke olarak ve kampanyaların aldığı biçim giderek masumiyeti ortadan kaldırıyor. Çirkinlikler, çirkeflikler, yalanlar, kandırmacalar gırla gidiyor ve bunların hepsi siyaseti kirletiyor.
Şimdiki görüşüm şu: Ya mitinglerden vazgeçilmeli, ya da kampanyaları sağlam kurallara bağlamalı.
Fehmi Koru
ZAMAN
[email protected]
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Next