Sizce Yargıtay, uzak görüşlü mü? Sürekli değişen talepleri, iş yükünü kaldıracak daire ve eleman sayısına ulaşmak yerine, "Küçük olsun, biz egemen olalım" zihniyetini yansıtıyor.
Yargıtay, 2005'te bir kanun taslağı hazırlamıştı. Burada, 32 olan daire sayısının 20'ye, 250 olan üye sayısının ise kademeli olarak 150'ye indirilmesini önermişti. Yargıtay Başkanı Osman Aslan, 2006'da bu teklifini yeniledi. Buna karşılık Hasan Gerçeker, üye sayısını azaltmaktan vazgeçti; aksine, 2008'de, istinaf mahkemeleri kurulana kadar, geçici bir süre için, Yargıtay'daki üye sayısının artmasını istedi: "Yargıtay'a 3'ü hukuk, 3'ü ceza olmak üzere 6 daire ilave edilsin" dedi.
O tarihte, bu talep hükûmet tarafından karşılanmadı. Çünkü Yargıtay üyelerini atayacak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) görüşü, AK Parti iktidarıyla taban tabana zıttı. Zaten AK Partililerin zaviyesinden baktığınızda, Yüksek Yargı, "kurtarılmış bir bölgeydi"; yeni üyelerin ilavesiyle bu sahayı genişletmek istemiyorlardı.
Bugün, ortaya çıkan tablo, (bir yıldan diğerine devredilen dosya sayısının giderek artması, zaman aşımına uğrayan davalar ve kamuoyunda tartışılan son tahliyeler) hükûmeti ilave tedbirler almaya sevk etti. HSYK'nın yeni yapısı işlerini kolaylaştırdı. Artık onlar da, Yargıtay ya da Danıştay'ın üye sayısının artmasında bir beis görmüyorlar. İstinaf mahkemeleri kurulacak; Yargıtay ve Danıştay'ın üye sayısı artacak. Demek daha fazla hâkim ve savcıya ihtiyaç var. Bakalım, Danıştay engeli nasıl aşılacak?
Danıştay engeli
İstinaf mahkemelerinin kurulması için kanun 2005'te çıktı. Ama kurulamadı. Geciktirilmesini, dönemin Yargıtay Başkanı Osman Aslan ve halefi Hasan Gerçeker istemişti. Çünkü istinaf mahkemelerinin oluşturulabilmesi için bazı hazırlıkların tamamlanması gerekiyordu. Özellikle mesleğe yeni hâkim ve savcıların alınması lâzımdı. Eksik kadro, her yıl artan iş yükünü karşılayamıyordu.
Ama AK Parti iktidarının, yeni hâkim ve savcı alma teşebbüsü sürekli Danıştay engeline takıldı. 1934'ten beri Adalet Bakanlığı tarafından mülâkat yapılmasına rağmen, 2006'da Danıştay, mülâkatla alınan hâkim ve savcıların alımının yürütmesini durdurdu. Bakanlık, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na başvurdu. Kurul, "Sınavın bakanlıkça yapılması mevzuata uygundur; ancak kanun anayasaya aykırıdır" dedi. Anayasa Mahkemesi, kanunun anayasaya aykırı olmadığı hükmünü verdi. Bu defa, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, "Kanun anayasaya uygun olsa dahi, mülâkat sübjektiftir" gerekçesiyle yürütmeyi durdurdu. Adalet Bakanlığı mülâkatın ağırlığını % 30'a düşürdü. Mülâkat heyetine Yargıtay ve Danıştay'dan birer üye girdi. Mülâkatta uygulanan kriterler açıklığa kavuşturuldu. Bu sefer de, ÖSYM'nin yazılı sınavı değerlendirme yöntemine (standart sapma yöntemine ) karşı çıkan YARSAV'ın talebi, Danıştay 12. Dairesi tarafından kabul edildi. Daire, yürütmeyi durdurma kararı verdi. ÖSYM, yazılı sınav değerlendirme yöntemini değiştirdi. 2009 ve 2010'da ise, mülâkat kameraya kaydedilmediği için, hâkim ve savcı alımları Danıştay tarafından engellendi. Bakanlığın 2009'da yaptığı itiraz, 2 yıldır sonuca bağlanmıyor.
Peki neden askeriyeye mülâkatla eleman alınırken kamera şartı koşulmuyor? Hâkim ya da savcı adaylığına kabul edilmeyen kişi, Danıştay'a başvurduğunda, -mukayese imkânı vermek için- diğer adayların kamera kaydını da Yüksek Yargı'ya iletmek zorunda kalmaz mı? Bu durumda, sözlü sınavı, imtihan heyeti değil, Danıştay yapmış olacak. Bu nasıl iş!
Ne demişlerdi?
İstinaf mahkemeleri için ne demişlerdi:
Osman Arslan: "Bölge adliye mahkemelerinin 1 Haziran 2010'da faaliyete geçirilmesinin uygun olduğu düşünülmektedir."
Hasan Gerçeker: "Eksikler sonra tamamlanır görüşü benimsenirse, yargıda kaos ortamı yaratılır."
Ömer Faruk Eminağaoğlu (YARSAV): "İstinaf mahkemeleri ile Yargıtay'ın devre dışı bırakılması ve eyalet sistemine geçilmesi amaçlanmaktadır. İş yükü gerekçesi, bu işin maskesi olarak kullanılıyor."
Atilla Kart (CHP): "İstinaf mahkemelerinin siyasallaşması söz konusudur; buralarda kadrolaşma tehlikesi bulunmaktadır."
Orhan Eraslan (CHP): "Bölge adliye mahkemelerinin kurulması, ülkenin üniter yapısını bozmaya yönelik bir adımdır."
Tapulu arazi
Yargıtay'da zaman aşımına uğrayan dosya sayısı: 2006: 7 bin 609; 2007: 9 bin 111; 2008: 12 bin 354; 2009: 14 bin 809; 2010: 18 bin 585.
Yargıtay'da devreden iş: 2010'da, Yargıtay'da 1 milyon 98 bin dosyadan, sadece 562 bini karara bağlandı. İşin % 49'u bir sonraki yıla devredildi.
Danıştay'da, 2008 sonu itibariyle, sadece % 40'ı karara bağlandı. % 60'ı 2009'a devredildi.
Ortada ideolojik bir tartışma ya da çekişme olmasaydı, herkes hem istinaf mahkemeleri kurulsun, hem de, yeni daireler oluşturulsun derdi. Ama "HSYK'yı AK Parti ele geçirdi" varsayımından yola çıkanlar, şimdi Yüksek Yargı'yı da iktidar ele geçirecek sanıyor. Peki Yüksek Yargı, birilerinin tapulu arazisi mi ki, hâkim ve savcı atanacağı zaman "ele geçirecek" deniliyor?
NAZLI ILICAK
Sabah
Ekonomiden memnun musunuz?
Ankete Katıl
Trend Haberler
Ahmet Ali Gencer kimdir, neden öldü? Marmara Üniversitesi öğrencisi vefat etti
Bahar Yantur kimdir, neden öldü? Dünyagöz çalışanı yaşamını yitirdi
Dilek Cindoruk kaç yaşında ve nereli? Hüsamettin Cindoruk’un eşi hakkında bilgiler
Sait Ali Bayrak kimdir, ne iş yapıyor? 6 ton altın davasında son durum ne?
Kahramanmaraş'ta Kurban Bayramı öncesi cepler fena yanacak!
Kahramanmaraş'ta 54 yaşındaki Duran'ın cesedi bulundu